Arşiv

  • Ekim 2019 (6)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)

    Etiketler

    Kenya’da gençler, Türkiye’de ise yaşlılar gelecekten daha umutlu

    Güven Sak, Dr.04 Ocak 2016 - Okunma Sayısı: 1862

    Ben bu sonuçta bir şeylerin yanlış olduğunu düşünüyorum. Geçen gün Amerikan Pew Araştırma Merkezi’nin bir araştırmasına bakıyordum. Başlığa koyduğum o sonucu gördüm. Doğrusu ya, şaşırdım. Nedir? Türkiye’de gelecekten umutlu olan yaşlıların oranı, gelecekten umutlu olan gençlerin oranını aşıyordu. Kenya’da ise gelecekten umutlu olan gençlerin oranı, gelecekten umutlu olan yaşlıların oranını aşıyordu. Yaşlı deyince 50 ve üst yaşlarda olanları, genç deyince ise 18-29 yaşları arasındakileri kastediyorlardı. Ben bu araştırma sonucunu önemsedim doğrusu. Kenya’da gençlerin, Türkiye’de ise yaşlıların gelecekten umutlu olması, Türkiye’de bir şeylerin yolunda gitmediğine dair delildir. Türkiye’de neler yolunda gitmiyorsa düzeltmek isteyenlerin önce buraya bakması gerekir. Türkiye’yi bir an önce gençlerin yaşlılardan daha çok geleceğe güvenle baktıkları bir ülke haline getirmek gerekir. Ülkeyi taşıyacak olan, gençlerin heyecanı ve kendilerine güvenidir. Yaşlılar zaten düne aittirler. Nedir problem? Gelin birlikte bir bakalım.

    Önce Pew araştırmasından başlayalım. Araştırma 2015 yılı baharında 40 ülke için yapılmış. Sonuçlara yandaki tablodan bakabilirsiniz. Tablo, basit bir soruya verilen olumlu cevapları içeriyor. Soru şu: “Bugünün çocukları büyüdüklerinde, ebeveynlerinden mali olarak daha iyi bir durumda mı olacaklar?” Her bir sütunda, bugün farklı yaş gruplarında olanların buna ne kadar “evet” cevabı verdikleri yazıyor. 18-29 ve 30-49 yaş grupları gençleri içeriyor olsa, bugün 50 ve üstü yaşlarda olanlar ise yaşlıları gösteriyor. Son sütun 18-29 yaş grubunun olumlu cevapları ile 50 ve üstü yaş grubunun olumlu cevapları arasındaki farkı gösteriyor. Fark pozitif ise, gençler, yaşlılara oranla geleceğe daha güvenle bakıyorlar. Yok, fark negatifse yaşlılar, gençlere kıyasla geleceğe daha güvenle bakıyorlar demek. Tablonun en altında birkaç ülkede fark negatif çıkıyor. Türkiye, Kore ve Venezuela farkın negatif çıktığı ülkeler arasında.  Buraya bakarak bana ilginç gelen birkaç noktanın altını çizmek isterim.

    Birincisi, bu Pew araştırmasında çok sayıda Afrika ülkesinde gençlerin geleceğe güvenle baktığını gördüm. Burada pozitif alanda yer alan ülkeler arasında Kenya, Güney Afrika, Gana, Tanzanya var mesela. Burada altını çizdiğim tek bir soru yalnızca. Halbuki aynı araştırmada pek çok soru var ve Afrikalılar geleceğe güvenle bakıyorlar. Ben ilk önce bizim kafamızdaki Afrika fikri ile gerçek Afrika arasındaki farkı artık daha ciddi irdelememiz gerektiğini düşündüm.

    2001-2010 döneminde dünyada en hızlı büyüyen 10 ülkeden 6’sı Afrika kıtasında yer alıyor. Afrika’nın çehresi büyük bir hızla değişiyor. 2040 yılında, Afrika’da işgücünün büyüklüğü 1 milyara ulaşacak. Bu rakam, Çin ve Hindistan dahil her yerden daha fazla. Yine o insanların yarıdan fazlası şehirlerde yaşamaya başlayacaklar. Bu arada, Afrikalı gençler, ebeveynlerinden daha iyi bir eğitim alıyorlar. Geleceğe işte bu çerçevede umutla bakıyorlar. Gençler, yaşlılarla kıyaslandığında daha umutlular.

    İkinci olarak dikkatimi çeken husus ise, gençlerin geleceğe en çok pozitif baktığı ülkeler sıralamasında birinciliği İspanya’nın, ikinciliği Peru’nun, üçüncülüğü Brezilya’nın, dördüncülüğü Almanya’nın ve beşinciliği Ukrayna’nın almış olmasıydı. İspanya 2008 krizinde en büyük hasarı görmüş olan ülkeydi. Gençlerin işsizliğinde üst sıralardaydı. Ama bakın vaziyet Türkiye’dekinin tam tersi. Gençler umutlu, yaşlılar mutsuz. Türkiye’de ise gençler umutsuz, yaşlılar mutlu. Neden? Türkiye’de çalışmayan, okumayan, eğitimde olmayan (NEET) gençlerin oranı yüzde 27’lerde, İspanya’da ise yüzde 22’lerde. Biz bu kadar ciddi bir kriz geçirmedik ama bizde kronik çalışmama hali gençler arasında daha yüksek. Ben bunu da bir kenara not ettim.

    Üçüncüsü, Kore ve Türkiye’de gençlerin yaşlılara göre gelecekten umutsuz olmaları dikkatimi çekti. Ne olabilirdi, Kore ile Türkiye’yi bir araya getiren konu? Bu durum bana geçenlerde Paris’te yapılan bir toplantıdaki sunumu hatırlattı. Konu, sosyal çatışma endeksi ve sosyal çatışmayı yönetme kapasitesi ile alakalıydı. Kore ve Türkiye, OECD tarafından başlatılan bu tür endeks çalışmalarında hep kötü çıkıyordu. Böyle bölünmüş ve bölünmeyi yönetme kapasitesi zayıf toplumların zor dönemlere intibakı neden zor olur diye anlatıyordu Koreli konuşmacı. Bir yandan da dünyanın Fed kararından sonra nasıl zor bir yer olacağının altını çiziyordu. Grafikler işte bu iki konuya dikkat çekiyor. Türkiye ve Kore sosyal çatışma endeksinde OECD ortalamasının üzerinde yer alıyor. Sosyal çatışmayı yönetme kapasitesi açısından ise OECD ortalamasının altında yer alıyor. Ben Kore ile Türkiye’yi listenin sonunda bir araya getiren bir faktörün de bu olabileceğini düşündüm doğrusu.

    Tabii bir başka ihtimal daha olabilir. Kore, Türkiye ve Venezuela iyi yönetilmedikleri için geleceğe yönelik heyecanlarını kaybetmiş olabilirler mesela. Ama o vakit, işgale, dış saldırıya rağmen, Ukrayna’daki gençlik heyecanını nereye koyacağımı da bilemedim doğrusu. Ben bu konunun daha uzun tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Nedir Türkiye’nin problemi?

    Ama kesin bir kanaatim var: Gençlerin gelecekten umutsuz, yaşlıların gelecekten umutlu olmalarının hala eşyanın tabiatına aykırı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de bir şeyler yolunda gitmiyor. Gençlerin umutsuzluğu, yaşlıların umudu bana Türkiye’de bir şeylerin yolunda gitmediğini düşündürüyor.

    Tablo 1: Bugünkü çocuklar büyüdüklerinde maddi olarak ebeveynlerinden daha iyi durumda olacaklar, “Evet” diyenlerin oranı, yaş gruplarına göre

    Şekil 1: OECD Sosyal Çatışma ve Sosyal Çatışmayı Yönetme Endeksleri (2011)

    Bu köşe yazısı 04.01.2016 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.