Arşiv

  • Haziran 2020 (3)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)

    Etiketler

    Ve bu arada dünyada yarış hızla devam etmektedir

    Güven Sak, Dr.11 Mayıs 2007 - Okunma Sayısı: 1418

     

    Şu anda dünyanın en önemli işinin, Temmuz 2007'de yapılması tasarlanan genel seçimlerin sonuçları olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bize kalırsa yanılıyorsunuz. Konu yalnızca aday olmayı düşünen birkaç bin kişiyi ilgilendiriyor. Bakın dünyanın her tarafında her gün siyasi kriz oluyor. Ama hayat devam ediyor. İçinde bulunduğumuz bu çağ, şirketlerin faaliyetlerini küresel bir perspektifle yürüttükleri bir çağ. Bu çağ küresel oyuna katılmış şirketler çağı. Bugünün devamını ise küresel oyuna doğrudan katılabilen bireyler belirleyecek.

    Bugünün en önemli meselesinin Temmuz 2007 seçimleri olduğunu düşünmekle dünyanın en önemli işinin bu yıl Süper Lig'de kimin şampiyon olacağı olduğunu düşünmek arasında hiçbir fark yok. Kişisel açıdan bakıldığında iki düşünce de eşit derecede değerli şüphesiz. Ama küresel olarak bakıldığında, iki düşünce de eşit derecede manasız. Siz dünyada neler olup bittiğine bakmıyorsunuz diye, dünyanın sizi beklemesi gerekmiyor. Bugün isterseniz, ülkemizin baş döndürücü ve küresel çerçevede, önemsiz olan siyasi gündem tartışmalarına ara vererek, dünyada neler oluyor ona bakalım.

    Bakın, bu yıl Toyota, General Motors'u (GM) geçti. Yaklaşık 75 yıldan beri devam etmekte olan bir rekoru GM'nin elinden aldı. Satılan otomobil sayısı açısından bakıldığında artık Toyota GM'den daha önde. Neden böyle oldu? GM, "Dünyada en çok satan otomobil rekorunu elimde tutacağım diye, neden daha az kâr etmeye razı olayım ki" dedi. Tuttu, indirimli filo satış stratejisini gözden geçirdi. GM şemsiyesi altında bulunan markaların, hepsine değil, bazılarına ağırlık verme yolunu seçti. Gözlemciler, bu stratejinin GM için ne kadar önemli ve doğru olduğundan bahsediyorlar. Şirket, kârlılığını artırarak operasyonunun orta vadeli sürdürülebilirliğine odaklanarak, şöyle bir toparlanmaya karar verdi. Kızışan küresel rekabet ortamında, bir adım geri attı. Yarıştan düşmemenin, yarışa devam etmenin bazen biraz hız kesmeyi kabullenmekle mümkün olduğunu herkese gösterdi. Dikkat edelim lütfen; kızışan küresel rekabet ortamı, yalnızca bizim gibi ülkelerdeki şirketleri etkilemiyor. Gelişmiş ülkelerin global şirketleri de rekabet ortamı ile baş edebilmek için on yıllardır başlarında taşıdıkları tacı çıkartmak zorunda kalabiliyorlar. Küresel rekabet ortamı herkesi etkiliyor.

    Peki, yarış yalnızca gelişmiş ülkelerin zaten global şirketleri arasında mı? Hayır ve de hayır. Türkiye'de de yayımlanmaya başlayan Forbes dergisi, her yıl, dünyanın en büyük 2000 şirketini satış değeri, kârlılık, özvarlık ve piyasa değerine göre sıralıyor. Forbes 2000 listesinin 2005'ten 2006'ya nasıl değiştiğine hiç baktınız mı? Lütfen bakın. Hangi  şirket ne sırada diye bakmayın. Dünyanın ilk 2000 şirketi listesindekilere bunlar hangi ülkelerden diye bir bakın. Yıldan yıla ülkelerin bu listeye sokabildikleri şirketlerin sayısındaki değişime bakın. Şekil 1 size bunu gösteriyor. Dünyanın ilk 2000 şirketi listesinden bu yıl 52 ABD şirketi düştü. Yerine 36 adet Çin, 11 adet Güney Kore şirketi geldi. Bakın yarıştan düşenler hep gelişmiş ülkelerden, öne çıkanlar ise hep gelişmekte olan ülkelerden. Bu listeler eskiden hep gelişmiş ülke şirketleri ile dolardı. Artık öyle değil. Bu ilk tespit.

    Gelelim ikinciye. Bakın Şekil 2'ye Forbes 2000 listesinde 11 tane Türk şirketi yer alıyor. Şekildeki diğer ülkelerin bir hayli gerisinde olduğumuz görünüyor. Listede yer almayı başaran mevcut şirketlerimiz de zaten yıllardan beri orada olmayı hak edecek performansı sergiliyorlar. Marifet, her yıl aynı şirketlerle o listede olmakta değil, listeye yeni şirketler katabilmekte. Aynı Çin'in, Güney Kore'nin, Tayvan'ın, Hindistan'ın, Brezilya'nın yaptığı gibi yeni devler yaratabilmekte. Söyler misiniz bu ne biçim bir Türk yüzyılıdır? Lafa geldi mi mangalda kül bırakmayanların bir de bu konuya eğilmesinde fayda var.

    Siz dünyanın en önemli işinin yaklaşan genel seçimler olduğunu mu düşünüyorsunuz? Biz öyle düşünmüyoruz. Biz dünyanın Türkiye ile hiç ama hiç ilgilenmediğini düşünüyoruz. ABD'de ve Avrupa Birliği'nde (AB) "ilgilendiğimiz ilk 30 konu" listesi yapılsa, Türkiye'de olup bitenlerin ilk otuza giremeyeceğine eminiz. Gerçek şudur: Biz bizeyiz, dünyanın ilk 2000 şirketi listesinde gelişmekte olan diğer ülkelerin çok gerisindeyiz ve ilerleyemiyoruz.

    Dünyanın en önemli itişmesi içinde olduğunu düşünen herkese saygıyla duyurulur.

     

    Bu köşe yazısı 11.05.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır