Arşiv

  • Haziran 2024 (9)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)

    Batum Havaalanı gerçek gündemin en önemli konusudur

    Güven Sak, Dr.29 Mayıs 2007 - Okunma Sayısı: 2359

     

    Hayatınızda Batum'a hiç gittiniz mi? Ben daha iki hafta önce oradaydım. Batum'a gidebilmek için ortada iki seçenek vardı. Bendeniz konuyu etüt edenlerin yalancısıyım. Ya önce İstanbul'dan Tiflis'e uçacak ve oradan trenle Batum'a gidecektim ya da önce İstanbul'dan uçakla Trabzon'a gidecek ve karayolu ile Batum'a varacaktım. Gürcistan trenlerini bilenlerin söylediğine göre Batum'a Trabzon yoluyla gitmek daha kolaydı. Nitekim ben de öyle yaptım.

    Şimdi artık İstanbul ve Ankara'dan doğrudan Batum'a gitmek daha da kolay olacak. TAV tarafından yapılıp, işletilecek olan Batum Havaalanı geçen gün hizmete girdi. Dışişleri Bakanımız, Batum'da yapılan törendeydi. Sayın Gül, bu ortak proje ile Gürcistan-Türkiye sınırının idari bir sınır haline geldiğini söylüyordu. Bu noktada, müsaadenizle iki tespit yapalım: Birincisi, bugünlerde Türkiye gündeminin en önemli konusunun Batum Havaalanı'nın açılışı olması gerekirdi. Öyle olmaması, olsa olsa Türkiye'nin iyi yönetilmediğine dair önemli bir delildir. Gündemimizi, zamanımızı heba ettiğimizi gösterir. İkincisi, Gürcistan sınırı şimdilik öyle laf olsun diye ortaya konmuş bir sınır filan değildir. Ticaretin kolaylaştırılması babında daha yapılabilecek bir sürü iş vardır. Umalım ki, bundan sonra öyle idari sınır haline geliverir.

    Peki, Batum Havaalanı'nın TAV tarafından devreye sokulup, işletilmeye başlanması neden önemlidir? Bunun iki temel nedeni vardır: Birincisi, Türk işadamlarının sınırlarımız dışında girişimlerinin artması önemlidir. İkincisi, bu artan operasyon hacminin bölge ülkelerinde özel sektörün gelişmesine katkı sağlaması daha da önemlidir. Bölgeye istikrar getirecektir.

    Türk sermayesi bölgede aktifleşmektedir. Bölgemizdeki değişimden yararlanabilmek için, yalnızca Batum'da değil, Odessa'da da Karadeniz'in diğer bölgelerinde de Türk yatırımlarının yoğunlaşması önemlidir. Kazanç kapıları yalnızca Türkiye'nin içinde değildir. Bütün bir bölge kazanç kapısı niteliğindedir. İçinde bulunduğumuz süreçten yararlanabilmek için işadamlarımızın artık bir bölgesel perspektife sahip olmaları önem taşımaktadır. Karadeniz çevresinde yatırımlar yapmak demek, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde, Çin'den gelen ve Çin'e giden ticaret yolları üzerinde ağırlığını artırması demektir. Bu hem yapılabilir hem de Türkiye açısından son derece yararlıdır. Türk dış politikasının temel hedefi, Türk işadamlarının bu tür sınır ötesi operasyonlarını kolaylaştırmak olmalıdır.

    İkinci olarak ise bu tür yatırımlar yalnızca Türkiye'ye ve Türk sermayesine kazanç sağlamaz. Aynı zamanda ilgili ülkeler için de son derece yararlıdır. İlgili ülkeler için yarar denildiğinde, dikkate alınması gereken yalnızca o ülkeler için doğrudan kâr değildir. Esas önemli olan, bu tür yatırımların ilgili bölge ülkelerinde özel sektörün gelişmesi için yaratacağı olumlu ortamdır. Açıktır ki bu durum, o ülkelerde, istikrarın oturması, orta sınıfın gelişmesi, özel sektörün serpilmesi ile yakından alakalıdır.

    Burada gelişecek olan yalnızca transit ticaret, transit yolcu geçişi değildir. Lojistik sektörünün ilgili ülkede gelişmeye başlaması demek, ulaştırmadan telekomünikasyona, inşaattan hizmet sektörüne bir dizi alanın önem kazanmaya başlaması demektir. Bu durum ilgili bölge ülkeleri için iyidir. Onlar için iyi olan, bizim ufkumuzu bu bölgeyle ilgili projelerde daha çok açacağı için bizim için de son derece iyidir.

    Yapılması gereken, Sayın Başbakan'ın geçen gün söylediği gibi "değişim gereklidir" başlıklı son derece soyut ve karşıtı olmayan bir tartışma açmak değildir. Türkiye zaten hızla değişmektedir. İçinde bulunduğumuz coğrafya değişmektedir. Batum Havaalanı projesi bu değişimin en somut göstergesidir. Yapılması gereken zaten süren değişimi kolaylaştıracak somut önlemleri almak olmalıdır. Açıktır ki, Türkiye'de siyasi kutuplaşmanın artması, dönüşüm süreci için kolaylaştırıcı olmayacaktır.

    Türkiye'nin ihtiyacı, şeytan sizi ne kadar dürterse dürtsün, gereksiz "laf sokuşturmaları" bir an önce kesip, işimize bakmaktır. Herkesin ve özellikle yöneticilerimizin sinirlerine hâkim olması gereken bir sıcak yaza giriyoruz.

    Bu yazı 29.05.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır