Arşiv

  • Temmuz 2019 (6)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)

    Etiketler

    Analistler büyüme oranında neden bu kadar yanıldılar?

    Fatih Özatay, Dr.14 Haziran 2017 - Okunma Sayısı: 1718

    Hafta başında yılın ilk çeyreğine ilişkin milli gelir verileri açıklandı. Tahminlerin çok ötesinde bir büyüme oranı çıktı: Yüzde 5. Tahminlerin önemli ölçüde aşağıda kalmasında temel rollerden biri, analistlerin eski alışkanlıklarını sürdürerek sanayi üretim endeksindeki gelişmelere de bakarak yeni milli gelir tahmin etmeye çalışmaları. Elbette sadece sanayi üretim endeksine bakılmıyor; başka öncü göstergeler de var. Ama sonuçta sanayi üretim endeksi de tahmin yapılırken kullanılan bilgi kümesinin içinde ve üstelik önemli bir paya sahip.

    'Hala' eski yöntemle hesaplanan sanayi üretim endeksi ile yine eski yöntemle hesaplanan milli gelirin sanayi katma değeri arasında çok yakın bir ilişki var. Oysa bu ilişki yeni yöntemle hesaplanan mili gelirin sanayi katma değerinde gözlenmiyor.

    Grafikte bu durum çok net biçimde gözleniyor (bu noktaya yılın başlarında yazdığım bir yazıda değinmiştim). Burada TÜİK'e bir görev düşüyor: Sanayi üretim endeksi ile yeni milli gelirin sanayi katma değeri arasındaki ilişkinin neden koptuğunu açıklamalı ve ayrıca gerekiyorsa yeni bir sanayi üretim endeksi hesaplamalı. Mesela, ilişkinin kopmasının nedeni eski milli gelir serisindeki sanayi katma değerinin sanayi üretim endeksinden hesaplanması olabilir. Şimdi farklı bir yöntem kullanılıyor ve mesela katma değer dolaylı yoldan (sanayi üretim endeksinden) değil de doğrudan hesaplanıyordur. Her neyse temel neden, doyurucu biçimde anlatılırsa, analistler de tahmin yöntemlerini ve kullandıkları malumat kümesini gözden geçirirler.

    Açıklanan büyüme verileri üç ana soruya yol açıyor: Birincisi, bu büyüme sürdürülebilir mi? İkincisi, yatırımın katkısı neden bu kadar düşük (sadece 0.7 puan). Üçüncüsü, büyümenin bu kadar yüksek olduğu bir dönemde neden makine ve teçhizat yatırımları yüzde 10 oranında azalmış?

    Son iki soruyu bu köşede çok tartıştım; ileride yeniden ele alacağımdan şüpheniz olmasın. İlk soruya yanıtım ise 'hayır sürdürülebilir değil' şeklinde. İkinci çeyrekte büyümenin pat diye düşeceğini söylemiyorum; bu büyümenin (temel sorunlara çözüm tasarlanmazsa) uzun soluklu olmayacağını belirtiyorum. Sürdürülemez olduğunu görmek için şu bir kaç göstergeye dikkat: Son aylardaki 'çılgın' kredi artışının devam etmesi mümkün değil. Zira mevduat aynı oranda artmıyor.

    Öte yandan mevduat yarışı faizlere yansıyor. Uluslararası piyasaların son aylardaki sakinliği geçici ise, mevduatın yeteri kadar artmadığı da dikkate alındığında, bankalar yurtdışından borçlanarak ne kadar daha kredi artışını sürdürecekler? Ayrıca, kamu harcamalarını sürekli yüksek oranda artıramazsınız. Erken seçim olasılığı yükseliyor; belirsizlik demek. Referandum öncesi verilen bazı harcama teşviklerinin de sürmesi mümkün değil. Hepsini başka bir yazıda ele alacağım.

    fatih ozatay 14062017.600px

    Bu köşe yazısı 14.06.2017 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.