Arşiv

  • Mayıs 2021 (8)
  • Nisan 2021 (8)
  • Mart 2021 (15)
  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)
  • Aralık 2020 (16)
  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)

    Türkiye’nin Kuzey Irak’ta ‘politik hedefi’ üzerine...

    Nihat Ali Özcan, Dr.29 Eylül 2017 - Okunma Sayısı: 1244

    Küresel ve bölgesel siyasi düzenin, ilişkilerin tarihte hiç olmadığı kadar dinamik ve değişken olduğunu söylemek çok da iddialı olmaz. Yeni düzen/düzensizlik kendine has özellikler üretirken, değişkenler belirliyor ve ilişkileri oluşturuyor. Doğal olarak, yarına dair gelişmeleri öngörmek çok da kolay değil. Bu durum bireyleri, toplulukları, devletleri ve en fazlada karar alıcıları etkiliyor.

    Kürt Bölgesel Yönetimi’nin “bağımsızlık” referandumu ve ardından yaşananlar bu tabloya iyi bir örnek teşkil ediyor. Zaten belirsizliklerin hâkim olduğu siyasi, ekonomik, güvenlik ortamını referandum daha da muğlak hale getirdi. Nitekim bu gün gelişmeleri öngörmek, geçen haftadan çok daha zor görünüyor.

    Sorun sadece ortamın muğlaklığından, aktörlerin çokluğundan, niteliğinden kaynaklanmıyor. En az bunlar kadar önemli olan Türkiye’nin “politik hedefinin” muğlaklığından, bir türlü net olarak tarif edilememesinden de kaynaklanıyor.

    Herkes, Kuzey Irak Kürt Yönetimi’ne karşı Türkiye’nin kullanabileceği araçların çokluğu ve etkinliğinden söz ediyor. Habur Hudut Kapısı’nın kapatılmasından sivil uçuşların iptaline, boru hattının kesilmesinden televizyon yayınlarına son verilmesine kadar. Hatta beş bin gönüllü sivilin hazır olması, hareket halindeki tankların çıkardığı toz bulutu, Bağdat hükümetinin gönderdiği, 32 kişilik caydırıcı askeri birlik de (!) buna dâhil edilebilir. Tabii ki uluslararası hukukun askeri güç kullanma konusunda sağladığı meşruiyeti de (!) unutmamak gerekir.

    Evet, listenin uzunluğu ve çeşitliliği heyecan verici. Ancak ortada bir sorun var. Sahi, Türkiye’nin siyasi hedefi nedir? Başka bir ifadeyle, sandığa giden ve referandumu gerçekleştiren Kuzey Irak Kürt Bölgesi’nde nasıl bir tablo oluşursa, Türkiye’nin politik hedefi gerçekleşmiş olur ya da stratejik önemde ilerleme sağlanır?

    Alakalıların açıklamalarına bakınca, tıpkı bölgede hüküm süren muğlaklık gibi, Türkiye’nin “politik hedefinde” de bir muğlaklık, belirsizlik varmış hissine kapılmamak mümkün değil. Politik hedefiniz muğlak olunca, zamanı boşa harcadığınız gibi, strateji de üretememektesiniz. Sizi hedefinize taşıyacak araçlarınızı ise, hadisenin gerekliliğine göre değil, medyanın ihtiyacı olan aksiyonla iç tüketimin ihtiyacına göre ön plana çıkartıp heder ediyorsunuz demektir.

    Barzani, tüm rica ve ikazlara rağmen referandumu yaptı. Bunun sonucu olarak, bölgede ve Irak’ta tablo geçen haftaya göre değişti ve çok daha karmaşık hale geldi. Bunun neticesinde, Türkiye’nin hissesine düşen, “siyasi hedefi” acilen ortaya koymak, stratejileri belirlemek, ittifakları gözden geçirmek ve araç kompozisyonunu tespit etmektir.

    Bu köşe yazısı 29.09.2017 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: Irak,
    Yazdır