Arşiv

  • Mayıs 2024 (12)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)

    Acil eylem planını hatırlayanınız var mı

    Güven Sak, Dr.26 Haziran 2007 - Okunma Sayısı: 1353

     

    Tedavinin başlangıç noktası hastanın hasta olduğunu kabul etmesidir. Bu durum bugünlerde Türkiye'yi yönetenlerin ya da yönetmeyi düşünenlerin akıllarından hiç çıkarmaması gereken bir noktadır. Türkiye'nin bir problemi vardır. Türkiye'nin problemi siyasidir. Ortadaki siyasi problem, ekonomik konularda atılması gereken adımları engelleme potansiyeline sahiptir. İçinde bulunduğumuz siyasi krizin derinliği, Türkiye'nin bu bölgede üstlenebileceği, son derece hayırlı rolün başkalarına kaptırılmasına ve bir tarihi fırsatın kaçırılmasına sebep olabilir. Türkiye'nin geleceğinde, söyleyecek sözü olduğunu düşünenlerin ilk yapmaları gereken, gerçekle alakalarını kesmemeleri, ihtiyacı doğru tespit etmeleridir: Türkiye'nin ihtiyacı sağduyudur. Nisan 2007'nin sonunda yaşadığımız üç günlük "akıl tutulması"nın ilacı sağduyudur. Temmuz 2007 seçimlerinde ne aranacak diye merak edeniniz hâlâ varsa, hemen söyleyelim: Aranması gereken sağduyudur. Biz inanıyoruz ki, seçmenin arayacağı da budur.

    Siyasi partilerimiz ardı ardına seçim programlarını açıklamaktadırlar. Burada neler yazdığına bakmak elbette hoş olabilir. Gazete sayfalarına, televizyon programlarına renk gelebilir. Ama o seçim beyannamelerinde ekonomi başlığı altında vaat edilenler, bugün için öncelikli değildir. Orada yazılanlar yarının konusudur. Bugün için AKP'nin "Acil Eylem Planı"ndaki vaatlerini, bunların ne kadarının yerine getirildiğini hatırlayan var mıdır? Burada verilen sözlerin tutulmamış olmasının Türkiye ekonomisinin performansına bir etkisi olduğunu düşünen var mıdır? Dolayısıyla seçim beyannamelerinde ne yazdığı fazla bir anlam ifade etmemektedir. Biz isterseniz, özetleyelim: Herkes esasen aynı kanaattedir. Türkiye ekonomisinde başlayan dönüşüm sürecini yarıda bırakmayı kimse düşünmemektedir. Öneriler bu sürecin daha sağlıklı bir biçimde yönetilmesi ile ilgilidir. Herkes önümüzdeki dönemin öneminin şöyle ya da böyle farkındadır. (Buradaki şöyle ya da böyle şu anlama gelmektedir: Tüm partiler ayrıntılı manasını bilmeseler bile aynı kodlarla konuşmaktadırlar. O anahtar kelimelerin içeriği yarın gerektiği takdirde doldurulacaktır.)

    Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Ortadaki bir engelli koşudur. Türkiye'nin rekabet gücünü artırma yolundaki bu koşuda, gözümüzü elbette 300 metre ötedeki engele dikmiş olabiliriz. O engelle ilgili bir strateji geliştiriyor olabiliriz. Ama bu durum, 300 metre sonraki engeli aşabilmek için önce bir metre ötedeki engeli aşmamız gereğini ortadan kaldırmaz. Türkiye, öncelikle burnunun ucundaki, hemen önündeki, engele odaklanmak zorundadır. İşte o engel, toplumsal kutuplaşma engelidir. İşte o engel, bugünkü siyasi kriz ortamıdır. Eğer bu engeli kapaklanmadan aşamazsak, ilerideki engellerin hiçbir manası yoktur. Bu noktada, cicili bicili seçim beyannamelerinin de bir anlamı yoktur. Bu noktada, her şeyin cevabını en iyi biliyor olmanın da bir değeri yoktur. Türkiye'nin geleceğinin başladığı noktada, ihtiyacımız sağduyudur. Siyasi liderlerimizden beklediğimiz sağduyudur. Bu seçimde, sandıklarda aranması gereken ve bizce, aranacak olan sağduyudur.

    O sağduyu olmazsa, işler yalnızca daha da karışacaktır. 2007 yılının riskleri, 2007 yılında kalmalıdır diye başlamıştık. Bu seçimlerde aranması gereken işte tam da budur. Türkiye Nisan 2007'nin sonundan beri değil, yaklaşık 1.5 yıldır, gereksiz yere demir taramaktadır. Artık bu sürüklenmeye son verme zamanıdır. Seçmen her zaman olduğu gibi gerekeni yapacaktır.

     

    Bu köşe yazısı 26.06.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır