Arşiv

  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)

    Etiketler

    2020 yılı bize değer üretmeye aday yeni projeler getirsin

    Güven Sak, Dr.31 Aralık 2019 - Okunma Sayısı: 805

    2019 yılı artık bitiyor. Türkiye ekonomisine 2019 yılında hakim olan bahar havası hem şeffaf hem de sürdürülebilir değil. Toplam banka mevduatının yarıdan fazlasının 2019 yılı boyunca artarak yabancı para cinsinde olmaya devam etmesi, milletin bu bahar havasının yapaylığı konusunda bir şüphesi olmadığını gösteriyor. Nedir? Sürdürülebilir olmayan sürdürülemez. Ancak sürdürülebilir olmayan, sürdürülebildiği son noktaya kadar sürdürülebilecekmiş gibi gelir herkese. Hep öyle olmuştur. Daha önce de oldu oradan biliyorum.

    TOGG, 2019’un en hoş sürprizini yaptı

    2019 yılı biterken, “Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu” (TOGG) üretmeyi düşündüğü otomobillerin prototiplerini görücüye çıkardı. TOGG, 2017 yılında, Cumhurbaşkanımızı ilk prototipe bindirmeye söz vermişti. Sözünü tuttu. Prototipler, benim gördüğüm, 2019 yılının en hoş sürprizi oldu hepimiz için.

    2017 yılında başlayan TOGG süreci, ilk sürprizini bir projeyi en üst düzeyde destekleme kararının ortaya çıkması ile vermişti. Bana sorarsanız, “projeye dayalı destek sistemi”nin en manalı adımı şimdilik TOGG oldu. Yeni teknolojilere odaklanmak ve ülkeye teknoloji transferini sanayi politikası hedefi olarak belirlemek açısından söylüyorum bunu.  Çin deneyimi, Çin’in yeni teknolojilerin transferi ile hızlı yükselişi, sanayi politikasına bakışları kapsamlı bir biçimde değiştirdi. Biz, TEPAV’da, Dani Rodrik’ten mülhem sanayi politikası tartışması açtığımızda sene 2006 filandı. Artık, sanayi politikası ve devletin yeni teknolojiler sürecini yönlendirmesi, iktisadi ortodoksinin merkezine yerleşti. İsterseniz IMF ve Dünya Bankası web sitelerine bir bakın.

    TOGG, ikinci sürprizini ise geriye değil ileriye doğru bakarak vermişti. Elektrikli araba kararını hatırlıyor musunuz, bilmem? Sonra çalışmalarını mobilite çözümleri konusunda atılan adımları izlemeye ve startupları takip etmeye yoğunlaştırdılar. Patent toplamaya bile başladılar. Her şeyi konuşmaya başlamak için şimdilik erken bana sorarsanız ama ben ne yaptıklarını bildiklerini düşünüyorum. Prototip beğeni topladıktan sonra süratle üretim aşamasına geçebilirler. Bundan sonra üretimin yapılacağı fabrikanın yapımı işin yüzde 10’u ise, yüzde 90’ı ARGE faaliyetleri olmak durumunda. Neden? İki nedenle.

    Artık otomobil değil, mobilite çözümleri çağındayız

    Birincisi, bu prototiplerin hepsi, anlaşılabilir bir biçimde,  insan bir sürücü olacağı varsayımıyla tasarlanmış durumda. Halbuki TOGG üretime başlarken, insansız mobilite çözümleri konusunda daha fazla adım atmış olacak rakipler. Otomobil çağı değil, mobilite çözümleri çağı bir nevi. Tekil değil, çoğul. Dünün fabrikası ile bugünkünün farkı. Aramadan beklerseniz küresel rekabet şansı olan bir ürün geliştiremezsiniz. Bu çerçevede ben TOGG ile mobilite çözümleri konusunda, startup endüstrimizin hızla büyümesini beklerim. Bakalım başladığımız, başlamasına en üst düzeyde imkan sağladığımız deney başarılı bir biçimde hedefine ulaşabilecek mi? Göreceğiz.

    İkincisi, Geleceğin otomobili esasen bir nevi  mobilite kabiliyeti kazanmış bilgisayarlar toplamı. Bu nedenle artık otomobil demiyoruz. Ne diyoruz? Mobilite çözümleri. Bu konuda araştırma geliştirme sürecine yalnızca TOGG’un değil, kamunun da ağırlık vermesi gerekecek. Kamuda bir elin yaptığından öteki elin de haberdar olması gereken önemli bir deneyin içine girdik. Bakalım nasıl çıkacağız?

    Sonra normal olarak hadiseyi memlekette tartışmaya başladık. Benim gördüğüm, ilk Tesla modeli Roadster’ın prototipini açıkladığı 2006’da Elon Musk’a sorulmayan soruları, bizim burada TOGG’a sormaya başladık. Hatırlayın Musk Mart 2008’de genel üretimine başladıkları Roadster’dan 2009 Haziranına kadar 500 tane üretmişti. Hele Model 3 için talep toplamaya başladığında ortada ne prototip vardı ne de fabrika. Ama millet ne olduğunu bilmediği arabalardan satın almaya, ön sipariş vermeye başladı. Doğrusu ben bunun Türkiye’deki kredibilite açığı ile yakından alakalı olduğunu düşünüyorum. Buna kızmamak, o güveni hak etmek için daha çok çalışmak gerekiyor yalnızca. Neden?

    Biz Türkiye’de değer üretmeye değil, değer tırtıklamaya gelen projelere çok alışmıştık halbuki

    TOGG, yeni değer yaratmaya (value creation) aday bir proje olduğunu bugüne kadar yaptığı sürprizlerle kanıtladı. Elektrikli araba, teknoloji transferi, yapay zekâ, mobilite çözümleri… Hâlbuki biz bugüne kadar Türkiye’de mevcut değeri tırtıklamaya (value extraction) aday inşaat projelerine alışkındık. Ne demek, yeni değer üretmeye aday? En basit tanımıyla, pastayı büyütmeyi hedefleyen proje demek. Mevcut pastadan, diğer paydaşlar aleyhine daha büyük bir pay almaya çalışan projelere de değer tırtıklamaya çalışan demek gerekiyor bu durumda. Ben bu çerçevede TOGG ile Kanal İstanbul’u birbirinden kolaylıkla ayrıştırabileceğimizi düşünüyorum doğrusu.

    Şimdi bundan sonra, TOGG için, ancak geçen Cuma yayımlanabilen Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile sağlanan destekleri, bunların Elon Musk’a Amerikan devleti tarafından sağlanan desteklerle mukayesesini tartışacağız. Tartışmalıyız da zaten. Ama 2019 biter 2020 yılına girerken, şu noktanın altını çizmek gerekiyor. Türkiye’nin 2020 yılında yeni değer üretmeye aday, pastayı büyütmeyi hedefleyen daha çok projeye ihtiyacı var.

    2020 jeopolitik riskler yılı olmaya aday

    Neden? Öyle anlaşılıyor ki, 2020 yılı öncelikle jeopolitik riskleri ve bunların iktisadi etkilerini doğru yönetmemiz gereken yıl olacak. Amerikan Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Beyaz Saray’da tam beş buçuk saat süren, daha önce örneğine rastlanmamış, bir toplantıda ağırladı. Herkes oradaydı. Böyle bir toplantıda başka ne yapılmış olabilir ki? Her tür mesele tartışılır.

    Sonra o toplantıda çözülmesi gereken bir dizi mesele çözüme bağlanmamış olacak ki, Amerikan Senatosu, bir nevi harekete geçti. Bunun sonuçları en çok bir ay içinde görürüz diye düşünüyorum ben doğrusu.

    Nasıldı? Kontrol etme ihtimaliniz olmayan riskler artıyorsa, kontrol edebildiğiniz riskleri süratle azaltmak gerekir. Daha fazla sayıda kontrol edemediğiniz risk yaratmaktansa kesin kaçınmakta fayda var. Not etmiş olayım.

     

    Bu köşe yazısı 30.12.2019 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: