Arşiv

  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)

    Trump ve oyunun kuralını değiştirmek

    Nihat Ali Özcan, Dr.08 Ocak 2020 - Okunma Sayısı: 776

    ABD insansız hava araçlarının General Kasım Süleymani’ye suikast düzenlemesi ve olası sonuçları farklı açılardan tartışılıyor. Elbette suikast, ne ABD’nin İran’a yaptırımlarından ne Devrim Muhafızları’nın “terörist” ilan edilmesinden ne de Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği önünde yapılan gösterilerinden/saldırılardan bağımsız değil. Ya da Körfez’de saldırıya uğrayan tankerlerden ve ya Suudi Arabistan petrol rafinerisine yapılan saldırılardan.

    “Bir devletin başka bir devletin askeri görevlisini önce terörist ilan edip ardından açıktan suikast düzenlemesi”, hibrit savaşların dönüşmeye başladığını gösteriyor. Bu yönüyle hadise üzerinde durmayı hak ediyor. Oysa bu tür hareketler “örtülü operasyon kategorisinde” ele alınır ve icra edilirdi. Başka bir ifadeyle, “gizli” ve “inkâr edilebilirlik koşullarında” yürütülürdü. Bu defa ABD “sorunu”, herkesin gözü önünde, alenen sonlandırmaya karar vermiş olmalı ki suikastı gerçekleştirdi.

    Kasım Süleymani’nin hedefe konulmasında kişiliğinin ve resmi görevinin belirleyici olduğu açık. O, İran’ın “hibrit/melez, gri alan” stratejilerinin profesyonel uygulayıcısı ve lideriydi. Rakibi ABD’ye ve müttefiklerine göre ipi daima bir adım önde göğüslemeyi âdet edinmişti. Düzenlenen suikast bize, “örtülü operasyonların karakterinin yanı sıra hibrit ortamlardan çıkış kurallarında da” önemli bir değişimin eşiğinde olduğumuzu söylemektedir.

    Yakın zamana kadar istihbarat ders kitaplarında “örtülü operasyon” olarak listelenen konular “gizlilik ve inkâr edilebilirlik” kriteriyle ele alınırdı. Bugün listede yer alan örtülü operasyonlara daha sık, ancak açıktan ve melez nitelikte tanıklık eder olduk. Bir ülke veya lider için lehte veya aleyhte gri/kara propaganda yapmak sıradan bir iş haline geldi. Ekonomik, finansal sarsıntılar, manipülasyonlar bir tweet ile başlatılabiliyor. Yine siber alanda müdahaleler, sabotajlar, liderlere suikastlar, askeri darbeler de öyle. Düne kadar silahlı hareketlere, teröristlere açıktan silah yardımı, mafya ve suç örgütleriyle iş birliği kabul edilemez hareketlerden iken, bu gün “vukuatı adiye”den sayılıyor.

    İpini koparan devletler, “gizlilik ve inkâr edilebilirlik kuralından” uzaklaşarak fütursuzca bu tip işleri yapmaya başladılar. Bütün bunlar elbette iyiye alamet değil. Devletlerin güç kullanmasına sınırlılık getiren normlar, baskılar ve kurallar zayıfladıkça söz konusu uygulamalar sıradan hale gelirken kaos daha da artacak demektir.

    Öte yandan, güçlü kimi devletler hukuk kuralları, kamuoyu baskısı, medya ve insan hakları gibi normlar nedeniyle “hibrit alanda çaresiz olduklarını ve çoğunlukla küçük düşürüldüklerini” düşünmeye başlamış görünüyorlar. General Kasımi, endemik şahsiyet olarak, asimetrik savaşın doğasını, din, mezhep ve kültürün gücünü, değerini iyi biliyordu. Başta ABD olmak üzere birçok Batılı ülke ve Ortadoğu’daki müttefikleri Süleymani’nin stratejilerine benzer araç ve yöntemlerle cevap vermelerinin mümkün olmadığını gördüler. ABD’nin Devrim Muhafızları’nı önce terörist ilan etmesi, kendince meşruiyet sorununu çözmesi ve operasyonu açığa taşıması birazda bunun sonucu gibi görünüyor.

    Bir anlamda ABD, Einsten’ın ifade ettiği “Problemi yaratan beyinle problemi çözmek mümkün olmaz” kuralını işletiyor. İran’ı güçlü olduğu asimetrik alandan zayıf olduğu alana, devletlerarası simetrik bir karşılaşmaya zorluyor. İran, ABD’ye en iyi bildiği asimetrik yöntemlerle cevap verirse ABD en iyi ve güçlü olduğu “simetrik askeri güçle” cevap vereceğini ilan etti. Nitekim Trump bunu açıkça belirtti.

     

    Bu köşe yazısı 07.01.2020 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Yazdır