Arşiv

  • Aralık 2022 (1)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Victor Niederhoffer ikinci kez battı

    Güven Sak, Dr.10 Kasım 2007 - Okunma Sayısı: 1705

     

    Victor Niederhoffer bir süre önce bir ropörtajında, "Amerika Birleşik Devletlerinde size ikinci bir şans verirler ama üçüncü şans yoktur" demişti. Bir nevi "çekirge kaç kez sıçrar" meseli gibi. O bu açıklamayı yaparken, masasının tam karşısında 1820'lerde Nantuckett'lı bir balina avlama gemisi olan Essex'in tablosu vardı.

    Essex, Güney Pasifik'te dev bir balinanın saldırısına uğrayarak batmıştı. Hikaye, daha sonra, Herman Mellville'e Moby Dick romanını yazmasında yardımcı olmuştu. Essex'in kaptanı George Pollard, Jr kendisini finanse edenlerden yeniden destek alamamış ve hayatını gece bekçiliği yaparak kazanmaya başlamıştı. Sistem, Kaptan Pollard'a bir şans daha vermemişti. Niederhoffer, o ropörtaj gününde, 1997'deki gibi bir kez daha batarsam artık şansım olmaz diyordu. 2007 uluslararası bankacılık krizi etkisini daha yeni yeni hissettiriyordu. İşler yolunda değildi. Ve sonra Victor Niederhoffer ikinci kez battı.

     

    Soros'un ortağı oldu

    Victor Niederhoffer, iktisat lisans derecesini Harvard Üniversitesi'nden, doktorasını ise Chicago Üniversitesinden almıştı. Daha sonra Kaliformiya Üniversitesi, Berkeley kampüsünde iktisat profesörlüğü yaptı. Sonra ilk hedge fonunu, Niederhoffer Investments'ı 1980 yılında kurdu ve daha sonra George Soros'un dikkatini çekip, onunla ortak oldu. 1997 yılında ilk kez battı. Batışının sebebi o dönemin uluslararası bankacılık krizi idi. Kriz, gelişmekte olan ülkelerde idi. Niederhoffer, Tayland hisse senetlerindeydi. Borsa çöktü, Niederhoffer battı.  Herhalde bir daha dilini ve dinini bilmediği piyasalarda iş yapmamaya o zaman karar verdi.

    Ama yaptığı işi iyi bildiğini düşünüyordu. Acınacak durumda filan da değildi. Sistem ona yeni bir şans verdi. Evini ipotek ettirdi ve antik gümüş koleksiyonunu sattı. 1998 yılında kendi hesabına işlem yapmaya başladı. Önce Wimbledon Fonu'nu kurdu. Sonra 2002 yılında, yeni amiral gemisi olarak, Matador Fonu devreye girdi. Derken Manchester Trading kuruldu. 2004 ve 2005 yıllarında bu son ikisi en iyi yönetilen fon ödülü aldılar. Niederhoffer geri dönmüştü.

    İşler sarpa sardı

    Derken batışının onuncu yılında işler yeniden ters gitmeye başladı. Halbuki ilk batışından yeterince ders almıştı. Öyle Tayland hisse senetlerine filan yaklaşmıyordu. Gelişmekte olan ülkelerde pozisyon almaktan kaçınıyor, yatırımlarını ABD finansal piyasaları ile sınırlandırıyordu. Ortada bir nevi "sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer durumu" vardı. Ama kader ağlarını ördü. Bu kez darbe gelişmiş ülke piyasalarından geldi. The New Yorker dergisinin 29 Ekim sayısında yayımlanan röportajında, o aralar, her gün, Almanya'nın hisse senedi indeksi olan DAX'ı izlemeyi tercih ettiğini söylüyordu.

    DAX'ta, Amerikan hisse senedi indeksi olan S&P gibi yokuş aşağı gidiyordu. Ama DAX'ı izlemek canını daha az acıtıyordu. "Ne olur ne olmaz" diye tam on yıldır, gelişmekte olan ülke piyasalarında işlem yapmaktan kaçınmıştı, ama kötü kader kem talih kendisini bu kez kendi evinde, gelişmiş ülke piyasalarında, yakalamıştı. 2007 yılı Eylül ayında hem Matador, hem de Manchester Trading'i tasfiye etmek zorunda kaldı. Tasfiye öncesinde Matador'un değeri yüzde 75 azalmıştı.

    Volatilite yaktı

    Victor Niederhoffer bir serbest yatırım fonu (hedge fund) yöneticisiydi. Serbest yatırım fonları 1990'lı yıllarda uluslararası fon akımlarının boyutlarının artmasının ürünüydü. Yatırımlarını borç alarak da finanse ediyorlardı. Aslında bunlar bildiğimiz yatırım ortaklıkları. İki temel farkları var. Birincisi, katılımcı olabilmek için ya zengin bir bireysel yatırımcı ya da bir Kurumsal yatırımcı olmak gerekiyor.

    Minimum yatırım tutarı son derece yüksek. İkincisi ise bu tür fonlar yalnızca doğrudan hisse senetlerini değil, vadeli işlem sözleşmelerini de portföylerine ekleyebiliyorlar. Böylece son derece riskli bir pozisyonu borçla finanse ediyorlar. Attıkları adım yanlış çıkarsa, batışları da şahane oluyor. Nitekim burada öyle oldu. Bu arada aldıkları borçlara karşılık olarak da kendi portföylerini rehin olarak veriyorlar. Finansal piyasaların artan volatilitesinden en olumsuz etkilenen grupta yer alıyorlar.

    Peki, nedir artan volatilite? Volatilite, kitaba göre, artan fiyat hareketliliği demektir. Ne zaman artar volatilite? Finansal piyasalarda likidite azaldığı zaman. Yani ne zaman? Piyasada alım ve satım yapanların sayısı ve gerçekleştirdikleri işlem hacmi azaldığı zaman. Bu arada piyasadaki fiyat düşüşleri artık yeni yatırımcılar için giriş çağrısı niteliğini kaybetmeye başladığı zaman.

    Victor Niederhoffer bugünlerde yine kendi hesabına ufak ufak işlem yapıyor. Ama "biraz daha dayanıp, Amerikan merkez bankasının faiz indirimlerinin etkisini görseydin" diyenlere "hayır" diyor. "Piyasalar beklediğim kadar likit olmadı. Piyasalar beklediğimden daha volatil. Pek çok olası gelişmeye karşı hazırlıklıydık ama bunu beklemiyorduk."

    Kimin meselesi

    Peki, bu yalnızca Niederhoffer'in meselesi mi? Olmadığını artık Prince ve O'Neal'in görevlerinden alınmaları ile birlikte biliyoruz. Nasıldı? Önce Bear and Sterns ve Niederhoffer gittiler. Bear and Sterns gitti, çünkü Merill Lynch borçlarına karşılık olarak verilen rehin portföyün değeri belli eşiğin altına inince, Bear Sterns'ün serbest yatırım fonlarını tasfiye etti. Ama sıra ikinci halkaya geldi. Oradaki hasarı da gördük. Şimdi iş geldi üçüncü halkaya.

    Bekleyelim ve görelim, efendim.

    Ama bu kez işin farklı olduğunu unutmayalım.   Ne diyor 65 yaşındaki Niederhoffer? "Ben piyasaların yaratıcı gücüne inanırım. Panik zamanlarında, zayıf olanlar etrafı sardığında alırsınız. Ama bu kez olup bitenlerin bununla alakası olduğunu zannetmiyorum."

    Menkul kıymetleştirmek için kredi açma dönemi kapanıyor. Ama önce hesabını bir kesmemiz lazım. ABD merkez bankası galiba tam da bunu yapmaya çalışıyor.

     

    Bu köşe yazısı 10.11.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır