Arşiv

  • Aralık 2022 (1)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Cumhurbaşkanları toplam 9 saati neden Ankara Forumu’na ayırdı?

    Güven Sak, Dr.17 Kasım 2007 - Okunma Sayısı: 1177

     

    Bu hafta Ankara'da bir değil, iki devlet ziyareti aynı zaman dilimi içinde gerçekleştirildi. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, pazar günü öğleden sonra Ankara'ya geldi. Salı akşamı geç saatte İstanbul'dan ülkesine geri döndü. Türkiye'de yaklaşık iki buçuk gün kaldı. Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas, pazartesi günü öğleden sonra Ankara'ya geldi. Salı akşamı geç saatte Ankara'dan ülkesine geri döndü. Ülkemizde yaklaşık bir buçuk gün kaldı. İki konuk cumhurbaşkanı ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, salı günü, iki ortak aktivite gerçekleştirdiler. Salı sabahı, üç cumhurbaşkanı Ankara Forumu toplantılarına katıldılar. Öğleden sonra ise hep birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeydiler. İki gezi birbiri ile kesişmek üzere planlanmıştı. Ve kesiştiler.

    Konu ile ilgili olarak, gazetelerimizde pek çok haber, resim yer aldı. Televizyonlar konuya zaman ayırdı. Tartışmalarda, Türkiye'nin bölgede artan öneminden bahsedildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) verilen fotoğraf önemliydi. Annapolis toplantısından önce Ankara'nın bölge ülkelerinin cumhurbaşkanları için bir uğrak yeri olması herhalde bir şeyin göstergesi olmalıydı. Ancak televizyon seyredenler, gazete okuyanlar önemimizin neden artmakta olduğunu çıkartmakta zorlanacaklardı.

    540 'cumhurbaşkanı dakikası'

    Her üç cumhurbaşkanı da salı günü tam üç saatlerini Ankara Forumu toplantısına ayırdılar. Toplam olarak bakıldığında tam 540 "cumhurbaşkanı dakikası" salı günü Ankara Forumu için ayrılmıştı. TOBB Üniversitesi Kampusu'ndaki TEPAV binasının içinde ve dışında o gün tam 540 adet polis görev yaptı. Peki, bu Ankara Forumu neyin nesiydi? Konunun bir bütün olarak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Rifat Hisarcıklıoğlu ile bir alakası olmalıydı. Öyle ya, üç cumhurbaşkanının birlikte çekilen her resminde TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu vardı. Bugün müsaadenizle başından beri gelişmesini izleyebilme şansına sahip olduğumuz Ankara Forumu'ndan biraz bahsedelim.

    Ankara Forumu, TOBB'un Rifat Hisarcıklıoğlu başkanlığında son dönemde ortaya koyduğu markaların en yenisi. Forumun ismi aslında "Filistin, Türkiye ve İsrail Arasında İktisadi İşbirliği İçin Ankara Forumu" ama herkes artık kısaca Ankara Forumu diyor. Forum ilk toplantısını Nisan 2005 tarihinde yaptı. Amacı, Filistin ve İsrail'in ticaret ve sanayi odalarını barış sürecini desteklemek için bir araya getirmekti. Zor kararları vermek zorunda olan siyasi liderlerin geniş bir toplumsal desteğe ihtiyaçları olduğu düşüncesiyle barış sürecini "özelleştirmek" ve sivil bir destek platformu oluşturmak için Ankara Forumu kuruldu.

    Tarihinde ilk kez Filistin Odaları son derece net bir pozisyon aldı. Üstelik bunu aralarında tartışarak, yalnızca Ramallah'ta değil, bütün Filistin'de aldı. Odalar, Nablus'tan Cenin'e, Hebron'dan Beytüllahim'e bütün Filistin'de barış için diyalog yönünde bir pozisyon aldı. Bunu, bizim için kavranması fevkalade zor, bütün engellere rağmen yaptı. Filistinli işadamları, normal bir ülkede değil, nizami orduya katılmayı reddeden silahlı parti milislerinin, silahlı mahalle çetelerinin kol gezdiği bir ülkede bunu yaptılar.

    Ankara Forumu diğerlerinden ayrılıyor

    Üzerinden otuz üç ay geçti. Ankara Forumu geçen hafta Ankara'da yedinci toplantısını yaptı. Amerikan Odalar Birliği (US Chambers), Dünya Bankası ve Tony Blair başkanlığındaki Quartet ofisi toplantıya birer gözlemciyle katıldılar. Aslında İsrail ve Filistinli işadamları arasında birden fazla ortak komisyon vardı. Norveçliler, Oslo'dan sonra 1994 yılında Ortak Ekonomik Komite'yi kurmuşlardı. Dünya Bankası Kudüs'te "Özel Sektör Çalışma Grubu" adı altında 2005 yılında benzer bir girişime başlamıştı. En son Dünya Ekonomik Forumu Ürdün'de bir yeni işadamları komitesi kurdu. Ama bunların bir bölümü dağıldı. Hiçbirinin toplantısına cumhurbaşkanları katılmadı. Hepsi de son derece yerel ve kişisel girişimler olarak kaldılar.

    Taraflı bir gözlemci olan bu satırların yazarına göre Ankara Forumu üç açıdan diğer bütün girişimlerden ayrılıyordu. Zaten onlardan farklı olmak üzere tasarlanmıştı. Öncelikle Ankara Forumu işadamlarının kişisel ilişkilerine dayalı bir komisyon değildi. Amacı, İsrailli ve Filistinli işadamlarını kişisel olarak buluşturmak değildi. Amaç, İsrail ve Filistin iş dünyası örgütlerini kurumsal olarak bir araya getirmekti. İşte o zaman barış sürecine dair alınan tavır daha kurumsal ve yerli oluyordu. İsraillilerle kişisel olarak konuşan, görüşen her Filistinliye bakıldığının aksine, ülkenin her tarafında örgütlü odalara "işbirlikçi" diye bakılmıyordu. Oda sistemi yerliydi. Bu ilk farklılıktı. Farkı getiren TOBB'un kimliği oldu.

    İkinci olarak ise Ankara Forumu yalnızca sohbet amacıyla bir araya gelmiyordu. Ankara Forumu iş çözüyordu. Filistin'in bir tarafında bir işadamı tutuklandığı zaman, kamyonlar geçmesi gereken yerden geçemediğinde bilgisi, Ankara'ya TOBB'a da geliyordu. İsrail TOBB'unun ve ülkemizin büyükelçilerinin katkısı ile mesele araştırılıyordu. Geriye en azından bir haber gidiyordu. Ankara Forumu, Ankara'nın doğrudan desteğiyle yalnızca bir diyalog değil aynı zamanda bir güven artırma mekanizması olarak da çalıştığı için başarılı oldu.

    Üçüncü olarak ise Ankara Forumu'nun daha en başından somut bir projesi vardı. İşadamları, Haziran 2005'te Doğu Kudüs'te toplandıklarında, tarihi İsrail ve Filistin meselesinin çetrefilli siyasi konularına çözüm getiremeyeceklerini biliyorlardı. Mesele çok kocamandı. Ama hayatın içinde o kocaman sorunların çözülmesi için gerekli olan ortamı hazırlayabilecekleri kanaatindeydiler. Bunun için, İsrail ve Filistin arasındaki büyük problemlerle ilgilenmek yerine, İsrail tarafından boşaltılacak olan Gazze'deki bir sanayi bölgesinin yeniden çalışır hale getirilmesi ile ilgilenmeye karar verdiler. Somut proje, somut ilişkileri ve somut adımları getirdi. Somut proje ile birlikte, İsrail ve Filistin tarafı ile sonuç kadar sürecin kendisinin de önemli olduğu bir teknik pazarlık başladı. İşte o teknik pazarlık süreci, yalnızca ilgili ülke cumhurbaşkanlarının değil, ilgili herkesin Ankara Forumu'ndan haberdar olmasını sağladı. TOBB'un Ankara Forumu markası o teknik tartışma süreci ile birlikte tuttu.

    Erez Sanayi Bölgesi projesi

    Bu yazıya, "Neden iki cumhurbaşkanı kısa Türkiye ziyaretlerinin üçer saatini Ankara Forumu'na ayırdılar" diye bir soruyla başlamıştık. O soru bizi bir başka soruya getirdi. Gazze'deki tek sanayi bölgesi Erez değildi. Karni kapısının hemen yanında Gazze Sanayi Bölgesi de vardı. Pek de faal değildi. Ankara Forumu'nun Erez Sanayi Bölgesi projesini diğerlerinden ayıran neydi? "Zaten orada bu tür projelerin pek başarı şansı yok" ise bu cumhurbaşkanları ve onların yardımcıları ve de ilgili ülke hükümetleri bunu bilmiyorlar mıydı? Yoksa Ankara Forumu'nun Erez Sanayi Bölgesi Projesi "normal" bir sanayi bölgesi projesi değil mi? Haftaya unutmayalım da size yine taraflı bir gözlemci olarak, Ankara Forumu'nun Erez Sanayi Bölgesi fikrini anlatalım. Farkı siz de görün. Belki o zaman Rifat Hisarcıklıoğlu'nun neden o fotoğraf karelerinde olduğunu da daha iyi anlarsınız.

     

    Bu köşe yazısı 17.11.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır