Arşiv

  • Ağustos 2020 (4)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)

    Etiketler

    Türkiye topraklarında ilk unicorn nihayet görüldü

    Güven Sak, Dr.09 Haziran 2020 - Okunma Sayısı: 941

    Sonunda oldu. Türkiye topraklarında ilk unicorn (tekboynuz) İstanbul’da görüldü.  San Fransisco merkezli, Amerikan video oyunları şirketi Zynga, İstanbul merkezli video oyunları startup’ı Peak Games’i 1,8 milyar dolara satın aldı. Bu işlem ile birlikte, Peak Games, Türkiye’nin milyar dolardan fazla yatırım alan ilk startup’ı olarak ilk “unicorn”umuz (tekboynuz) oldu. Ben pek mutluyum, elbette. Keşke on birinci plana zamanında önerildiği gibi “'Plan döneminde en az bir unicorn çıkartmak için adım atmak lazım." filan yazsaymışız. Şimdi havamız olurmuş. Memleketimizde belirgin bir gariplik olmadığı ayan beyan ortaya çıktı. Peki, ama nasıl oldu?

    Nisan ayının sonunda Microsoft CEO’su Satya Nadella, şirket hissedarlarına yönelik bir video konferansta “İki yılda olan iki ayda gerçekleşti, dijital dönüşüm birden hızlandı.” diyerek, korona virüsün (COVID-19) iktisadi etkisinin sektörler açısından bakıldığında nasıl asimetrik olabileceğine dikkatimizi çekmişti. Virüsün yayılma hızını yavaşlatmak için insan insandan kaçmaya başlayınca; uçağa binmez, lokantaya gitmez, otelde kalmaz olduk ama daha fazla Netflix, daha çok AppleTV kullanmaya ve e-ticaret platformlarında daha yoğun sipariş vermeye başladık. Getir götür şirketleri de siparişlere yetişemez oldu. Kredi kartı harcamalarında e-ticaret platformlarının payı beşte birden üçte bire şu son bir kaç ayda yükseliverdi Türkiye’de de. Hep birlikte evde oturup insanlardan kaçınca, herkes daha fazla video oyunu oynamaya başladı bir de.

    2007’de kurulan Zynga, 2010’da kurulan Peak Games ile en büyük alımını işte bu ortamda gerçekleştirdi. Peak Games, Zynga’nın ortağı, ayrılmaz parçası oldu aynı zamanda. İlk Türk unicorn’unu böyle bakarsanız, virüse borçlu olduğumuzu söylemekte hiçbir beis yok aslında. Ama burada bırakırsam hata olur, virüs tek başına etkili değil burada. Peak Games’in bir tek Türkiye pazarını hedeflememesi, “küçük olsun, benim olsun” diye hadiseye bakmaması, bütün dünyayı pazarı olarak görerek faaliyet göstermesi; zaten unicorn olmak için gerekli şartı sağlıyordu. Dijital dönüşüm virüsle birlikte birden hızlanınca fırsata zaten hazırlıklı olduğumuz yerden ilk Türk unicorn’u çıkıverdi.

    Ben 2018 yılının sonunda gazetemize yine bir yeni yıl yazısı yazmıştım. Yazının başlığı zaten her şeyi anlatıyordu. “2019 yılı bize ilk Türk unicorn’unu getirsin.”. O yıl olmadı.  2019’un Aralık ayında “2019 yılı bize ilk Türk unicorn’unu getiremedi.” diye yazmışım. Orada “şimdi bu iş neden olmadı?” diye anlatırken, lafı şöyle bağlamışım. Müsaadenizle uzunca bir alıntı yapayım. “Şimdi bütün bu olumsuz şartlar içinde, Türk girişimcilerinin başarı hikayeleri yine de göz dolduruyor. Ortadaki vaziyet, acelelerini de anlaşılabilir kılıyor. Çıkış yolunu da gösteriyor aslında bu başarılar. Türkiye’nin her işe burnunu sokmayan küçük ve derli toplu bir Ankara’ya ihtiyacı var. 1980 ve 2001’den sonra, döndük dolaştık ve yine devleti şeffaflıkla terbiye etmemiz gereken bir dönüm noktasına geldik. Girişimcilerimiz, ne yapacaklarını zaten biliyorlar. Siz hiç kıpırdamayın, yeter. Yardım etmeye filan da kalkmayın.”

    Şimdi bana aynen böyle olmuş gibi geliyor doğrusu, ilk Türk unicorn’u devletimizin özel olarak pek az ilgilendiği, hatta hatta, hiç ilgilenmediği bir yerden, video oyunları alanından çıktı fakat bir diğer taraftan tarihin en büyük yabancı yatırımlarından birini de memleketimize getirdi. Türkiye bu yatırımla startupların yabancı yatırım çektiği yeni teknolojik devrim çağına ilk adımını attı. Bunun geldiği yerde daha çok imkan var. Not edeyim.

    2019’un sonunda yukarıdaki satırları yazarken, COVID-19’un ne olduğunu daha tam bilmiyorduk doğrusu. Hadise daha Wuhan’da, uzak diyarlardaydı. Biz ancak 2020 yılı Mart ayının sonuna doğru neyle karşı karşıya olduğumuzu fark edebildik. Ondan beri de doğrusu ya bu unicorn işi benim için pek öncelikli bir konu olmadı yeniden. Benim hatam. Reel ekonomide bu daha önceden tahayyül dahi etmediğimiz, ilk kez karşılaştığımız, “ani duruş” bir nevi galebe çaldı. Bütün dikkatim, “dil, ağrıyan dişe gider” misali reel ekonomideki duraklamaya gitti.

    Ben daha  “Türk iş dünyası ne badireler atlattı. Şerbetli sayılır.” derken, ne oldu? Virüsten unicorn  çıkıverdi. Moralimiz arttı. Riskin içinden çıkan fırsat, hazır olanı süratle dönüştürüverdi. 2010 yılında kurulmuş bir startup, milyar doları aşkın bir yabancı yatırım aldı. Çarenin 1930’ların devletçiliğinde olmadığını birden gözümüze sokuverdi. Hayırlı oldu.

     

     

    Bu köşe yazısı 08.06.2020 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler:
    Yazdır