Arşiv

  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)

    Neden kimse bir türlü Amazon’a rakip olamıyor?

    Güven Sak, Dr.08 Eylül 2020 - Okunma Sayısı: 890

    COVID-19 küresel salgının kısa zamanda bitmeyeceği belli oldukça, günlük hayatımıza etkileri daha fazla belirginleşiyor. Önümüze çıkan yeni soruların farkında mısınız? Dün “Neden kimse Amazon’a rakip olamıyor, ortada ne tür bir rekabet kısıtı var?” sorusu daha çok Amerikalıları ilgilendiriyordu. Ufuk Akçiğit ve Sina Ateş’in merkez bankalarının Jackson Hole konferansına sundukları tebliğ, tam da bu çerçevede, Amerikan ekonomisinde azalan ekonomik dinamizm ve verimlilikten Amazon gibi alanında hakim durumda olan şirketlerin neden olduğu  rekabet kısıtını sorumlu tutuyordu.  Şimdi artık bu durum bizi de çok yakından ilgilendiriyor. Yeni çağın meseleleri artık buraya da geldi.

    COVID-19 elektronik ticareti öne çıkarıyor

    Neden? Hepimiz artık daha çok kredi kartı kullanıyoruz. Yüz yüze alışverişin yerini hızlı bir biçimde e-ticaret alıyor. Otelden, uçaktan, lokantadan, eğlence yerlerinden uzak duruyoruz, evde oturmaya özen gösteriyoruz. Bakkal, manav alışverişini mümkün olduğunca e-ticaret platformlarından yaparak elbette. Kredi kartı harcamaları ve istihdam rakamları durumu gösteriyor. En hızlı istihdam artış oranı kurye hizmetlerinde görülüyor.

    Virüsü dikkate alarak davranış biçimimizi değiştirmediğimizde ne olduğunu son bir ayda Türkiye’de yaşayarak öğrendik: Ağustos’un 3’ünde aktif vaka sayısı 10,607 idi. Eylül’ün 3’ünde bu sayı 20,345 oldu. Ben bu yazıyı yazarken en son 5 Eylül rakamı ortadaydı. Son bir ayda aktif vaka sayısı yüzde 100’ün üzerinde artarak, 21,516’ya ulaştı. Aktif vaka sayısı, toplam vaka sayısından iyileşen ve ölenler düşüldükten sonra kaç kişinin etrafa mikrop yayma potansiyeli olduğunu gösteriyor. İşte bu rakam son bir ayda yüzde 100’ün üzerinde arttı. Virüsle mücadelede, devleti değil, virüsü ciddiye almak gerektiğini deneyerek öğrendik bana sorarsanız.

    Mahkeme, bu Ağustos ayında, Amazon’un satışına aracılık ettiği mallar nedeniyle ortaya çıkan kayıplardan sorumlu tutulması gerektiğine karar verdi.

    Peki, şimdi bu hal böyle devam edecekse, virüsle birlikte yaşamak  hayatımıza ne tür yenilikler getiriyor? Bakın mesela elektronik ticaret sitesi Amazon’un piyasa değeri 1 trilyon doları aştı.  Amazon ve kurucusu Jeff Bezos daha bir görünür oldu. Bu arada, Ağustos ayı içinde Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde bir mahkeme, Amazon’un artık satışına aracılık ettiği mallar nedeniyle ortaya çıkan tüketici zararlarından sorumlu tutulması gerektiğine karar verdi.  Bugüne kadar, Amazon, “ben perakendeci değilim, satış kanalı operatörüyüm” diyerek bu tür sorumlulukları üstlenmiyordu.

    Bu neden önemli? Diyelim Amerika’da herhangi bir üreticiden tedarik ettiğiniz bir malı, perakende satış mağazanızdan satıyorsunuz, bozuk malı satmaktan kaynaklanan tüketici kaybından perakende satış mağazası olarak sorumlusunuz. Tüketicinin korunmasına ilişkin mevzuat, internet öncesine ait olduğu için, elektronik ticaret firması sorumlu tutulamıyordu bugüne kadar. İşte şimdi ilk kez bunun yolu açıldı. Mahkeme, Amazon’un, başka üreticilerin sanal dükkan açmasına imkan sağlayan bir pazar yeri/satış kanalı değil, sanal bir perakendeci olduğuna hükmetti. Şimdilik bu tek bir eyalet ama ilk kez oldu.

    Peki, şimdi bu Amazon’u olumsuz mu etkiler? Acele etmeyin. Amazon’un satışlarının yaklaşık yüzde 60’ı başka firmalardan tedarik edilen mallardan oluşuyor. Böyle bakarsanız, cirosunun olumsuz etkilenmesini beklemek gerekiyor. Ama olumsuz etkilenecek olan yalnızca Amazon değil, doğrusu. Pek çok mikro işletme ve KOBİ’nin de böyle bir karardan olumsuz etkilenmesini beklemek gerekiyor. Nasıl? Amazon ve diğer elektronik ticaret platformları mikro işletme ve KOBİ’lerin daha geniş bir pazara erişmesine imkan sağlıyorlar. Şimdi her bir mal ile ilgili bir nevi güvenli soruşturması yapacaklarsa, bu esasen  daha yüksek komisyonlarla küçük işletmelerin mallarını sergileyecekler demek. Bu ilk nokta.

    E-ticaret platformları piyasasında ekonomik dinamizmi artırmak sanıldığı kadar kolay değil

    İkincisi ise, Amazon ile rekabet etmek isteyecek Etsy gibi yeni  e-ticaret platformlarının piyasaya girişine de bir engel çıkmış olacak bu tür bir yasal düzenleme yaygınlaşırsa. Bir nevi, kamu eliyle, rekabet kısıtı yani. Amazon’un kendi antrepoları, geniş bir dağıtım ağı, yerel örgütlenmesi ve yaklaşık 750,000 çalışanı var güvenlik soruşturması yapabilecek. Ama mesela Etsy’nin bunu hemen yapabilmesi ve Amazon’a rakip olabilmesi çok zor. Nedir? Üçüncü kişilerin ürettiği mallar için güvenlik soruşturması için bir yasal düzenleme yaptığınızda Amazon’a rakip olabilecek firmaların piyasaya girişini zorlaştırmış ve yine KOBİ ve mikro işletmeleri vurmuş olacaksınız.

    Bu ne demek? Ufuk Akçiğit ve Sina Ateş Jackson Hole’da sundukları çalışmada, Amerika’da yavaşlayan ekonomik dinamizm ve azalan verimliliğin kaynağında Amazon gibi hakim durumdaki şirketlerin neden olduğu rekabet kısıtının yattığını söylüyorlardı. İlgili çalışmada, vurgu daha çok hakim durumdaki şirketin patentler üzerindeki hakimiyeti ve her tür yeniliği hızla içerebilme kabiliyeti nedeniyle rakiplerinin fark yaratarak büyümesine engel olması üzerindeydi. Güçlü bir argüman. Ama öyle anlaşılıyor ki, Amazon’u ürün standardından sorumlu tutmak rekabet kısıtını hafifletmeyecek, yalnızca daha da artıracak. Nedir? Kamu düzenlemelerinin ekonomik dinamizm üzerine etkisine ayrıca bakmakta fayda var sanki.

    Üçüncüsü, Amerika’daki “Peki, Amazon şimdi nedir, perakendeci mi, pazar yeri mi ?” tartışması Türkiye için de tamamen geçerli.  Bizim burada da, Amazon gibi e-ticaret platformları alıcı ile satıcıyı bir araya getiren pazar yeri olarak kabul ediliyorlar ve satışına aracılık ettikleri ürünlerin standartlara uygunluk denetimini yapmaktan sorumlu değiller. Türkiye gibi ülkelerde, e-ticaret gibi düzenlenmemiş bir alanda kamu düzenlemelerini düşünürken, sanki daha da fazla düşünmek gerekiyor.

    COVID-19 üzerinde ısrarla düşünmediğimiz pek çok konuyu gündemimize yerleştiriyor, bana sorarsanız. İsteseniz de, istemeseniz de, pek yakında mutlaka kapsamlı bir yapısal reform programı tanımlamak gerekecek. Ya sarsıntılı ya da sarsıntısız. Ama mutlaka.

     

    Bu köşe yazısı 07.09.2020 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: COVID-19, e-Ticaret,
    Yazdır