Arşiv

  • Aralık 2021 (2)
  • Kasım 2021 (11)
  • Ekim 2021 (10)
  • Eylül 2021 (11)
  • Ağustos 2021 (12)
  • Temmuz 2021 (8)
  • Haziran 2021 (14)
  • Mayıs 2021 (13)
  • Nisan 2021 (8)
  • Mart 2021 (15)
  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)

    Çok konu varken bir şey yazmak istememek

    Fatih Özatay, Dr.30 Ekim 2020 - Okunma Sayısı: 647

    İçimden bir şeyler yazmak pek gelmiyor. Yazacak bir dolu konu olmasına rağmen. Evet, konu çok ama nerdeyse hepsi de moral bozucu.

    Mesela şu: Doğal olarak bilgisayarımda eski yazıları sakladığım bir klasör var. Yeni bir yazı yazarken son yazdığım yazıyı çekiyorum klasörden, eski metni silip yeni bir dosya adı veriyorum. Sonra da yeni metni “kaleme almaya” başlıyorum. Böyle olunca, ister istemez eski yazının en azından ilk paragrafı gözüme çarpıyor.

    Salı günü yayınlanan yazı şöyle başlamış: “Bu satırları yazarken bir dolar 8.06 liraya yükselmişti.” Haydi, buyurun buradan yakın. İki gün sonra hemen hemen aynı saatte yeni yazıyı yazarken, “acaba şimdi kaç oldu” diye merak etmeden duramıyor insan. Oysa sabahtan beri bakmaktan kaçınıyordum; dolar cinsinden maaş almıyorum diye değil (almıyorum), “bu güneşli güzel günde uğraşacak başka konu mu yok, neden içimi karartayım ki” duygusundan. Neyse, merak ağır bastı, baktım; 8.30 lira olmuş. Kabak tadı verdiği için bu konuyu ele almamaya karar verdim.

    Ya da şu: İyi mi yaptım kötü mü bilmiyorum. Ocak ayında twittera bulaştım. Sabahtan beri Merkez Bankası’nın yeni enflasyon raporundaki yeni enflasyon tahmini konuşuluyor. Neymiş, yılsonu enflasyon tahminini yüzde 8,9’dan yüzde 12,1’e çıkarmış. Oysa yenilerde toplanan Para Politikası Kurulu politika faizini değiştirmemiş. Öf… Neden öf? Birkaç nedenle. Birincisi, enflasyon tahmini 3,2 puan yükselmiş. İkincisi, Merkez Bankası (sözde) politika faizini değiştirmemişti ama artık “gerçek” politika faizi olan “yandım anam yetiş faizini” artırmıştı. Gerçek… Sözde… Yandım... Bu karmaşanın içine tekrar girmeme ne gerek var mesela?

    Üçüncüsü, yıllar önce (2005’te) Merkez Bankası’nda açık biçimde enflasyon hedeflemesine geçme çalışmaları sırasında yapılan tartışmalardan biri de hangi koşullarda enflasyon hedefinin değiştirileceği ve bu koşulların açık biçimde nasıl kamuoyuna duyurulacağıydı. Üzerinde görüş birliğine varılan şuydu: Hedef, olağanüstü koşullarda değiştirilmeliydi. Tartışmalar sırasında çalışma arkadaşımız Hakan Kara hedefin sık değiştirilmesinin nasıl kredibilite kaybına yol açacağını güzel bir örnekle anlatmıştı: “Okçuluk yarışmasında ok yaydan çıktığında hedefin tutturulamayacağı anlaşıldığında hedefin hemen oka yönlendirilmesi gibi” demişti. Yarışmanın bir anlamı kalmıyordu o zaman. Uzun bir süredir, enflasyon tahmini, enflasyon hedefi haline geldiğinden bu örneğe birebir uyuyordu tahminin değiştirilmesi. Bu da sıkıcıydı. Bu konunun da üzerini çizdim.

    Neyse, zaten konu aramama gerek de kalmadı; yerim bitti. Cumhuriyetin ilanının 97’nci yılı ve Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun.

     

    Bu köşe yazısı 29.10.2020 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler:
    Yazdır