Arşiv

  • Ekim 2021 (6)
  • Eylül 2021 (11)
  • Ağustos 2021 (12)
  • Temmuz 2021 (8)
  • Haziran 2021 (14)
  • Mayıs 2021 (13)
  • Nisan 2021 (8)
  • Mart 2021 (15)
  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)
  • Aralık 2020 (16)
  • Kasım 2020 (13)

    Yeni bir para politikası çerçevesi ihtiyacı

    Fatih Özatay, Dr.24 Eylül 2021 - Okunma Sayısı: 206

    Yine Para Politikası Kurulu’nun kararının belli olacağı gün geldi. Son birkaç haftayı ‘çekirdek enflasyon’ karmaşası ile geçirdik. Bundan böyle çekirdek enflasyonun ön plana çıkarılacağı mealindeki açıklama, bazı çekirdek enflasyon göstergelerinin politika faizinin altında seyretmesi nedeniyle, “Acaba faiz indirimine mi hazırlanıyorlar?” kuşkusunu doğurdu. Açıklamadan sonra lira önemli ölçüde değer yitirdi.

    Kısacası, enflasyonla mücadele etmesi gereken TCMB’nin yetkilisinin yaptığı açıklama, enflasyonun biraz daha yükselmesine yol açacak kur baskısı oluşturdu. Böyle bakınca, insan “yok bu kadar da olmaz, belki de açıklamanın bir akılcı (rasyonel) nedeni vardır” düşüncesine kapılıyor. Öyle ya, temel amaç enflasyonla mücadele ise neden enflasyonu artırma ihtimali olan bir açıklama yapasınız ki. Akılcı neden arayışına girince akla ilk gelen şu: “Açıklamalarında cari işlemler açığına bu kadar çok vurgu yaptığına göre, artık cari işlemler açığının düşürülmesi TCMB açısından en az enflasyonla mücadele kadar önemli bir düzeye yükselmiştir. Açıklamadan önce lira belirgin biçimde değerlenmişti. Bunun ihracata ve dolayısıyla cari işlemler açığına yapacağı olumsuz etkiyi yok etmek için TCMB sözlü müdahale yaptı ve kurun artmasını sağladı.” Gülümsüyor olabilirsiniz. Haksızsınız diyemem. Komplo teorilerinden hiç hazzetmeyen birisinin (ben oluyorum) yapabileceği komplo teorisi benzeri yorum ancak bu kadar olur.

    Neyse… Bu yazıyı okurken muhtemelen TCMB’nin kararını da öğrenmiş olacaksınız. Peki, TCMB yeni bir maceraya girer ve ‘akılcı’ nedenime uygun bir şekilde karar alır mı? Yani, politika faizini düşürür mü? Bilemem. Ama şundan eminim. Politika faizini düşürürse, indirim çok sınırlı da olsa, döviz kuru sıçrar. Ne kadar sıçrayacağını söylemek zor. Ama sıçrayacağı kesin. Politika faizini değiştirmezse, kur üzerindeki baskı biraz rahatlar. Ancak, “Acaba gelecek ay mı düşürecek faizi?” sorusu hep havada asılı kalır. Politika faizini yükseltirse, lirada yeni bir değerlenme baskısı oluşur.

    İşin en ilginç kısmı şu: Para politikasının olumlu yönde ekonomiye bir katkı vermesi için politika faizine doğru yönde yapılacak dokunuşlar bile artık hiç mi hiç yeterli değil. TCMB’nin bundan böyle nasıl bir politika izleyeceği, hangi makro değişkenlere odaklanacağı asıl önemlisi. Cari açıksa cari açık, enflasyonsa enflasyon, her ikisiyse her ikisi; nedenlerini ikna edici bir biçimde açıklayan temel bir politika metnine ihtiyaç var. O metinde %5 hedefinin de artık olmadığının nedenleriyle açıklanması gerekiyor. Hangi politika araçlarının kullanılacağı da metinde yer almalı. Hazır yeni yıl yaklaşıyorken böyle kapsamlı bir politika metni yararlı olabilir. Yoksa bir o tarafa bir bu tarafa yalpalayarak para politikası yapılmaz. Yapılır da sonuç bugünden farklı olmaz.

     

     

    Bu köşe yazısı 23.09.2021 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler:
    Yazdır