Arşiv

  • Ocak 2022 (7)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)
  • Ekim 2021 (10)
  • Eylül 2021 (11)
  • Ağustos 2021 (12)
  • Temmuz 2021 (8)
  • Haziran 2021 (14)
  • Mayıs 2021 (13)
  • Nisan 2021 (8)
  • Mart 2021 (15)
  • Şubat 2021 (12)

    Geçmişten bir enflasyon öyküsü

    Fatih Özatay, Dr.07 Ocak 2022 - Okunma Sayısı: 641

    Bugün otuz beş yıl öncesine gidiyorum; 1987’ye. 29 Kasım 1987’de genel seçim var Türkiye’de. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin kapattığı siyasi partiler bu seçimde ilk defa seçime giriyorlar. Dolayısıyla işbaşındaki Ana Vatan Partisi hükümeti önemli rakiplerle karşı karşıya. Seçimi kaybetmemek için, ekonomiye seçmenin hoşuna gideceği düşünülen müdahaleler yapıyor. Bunlardan biri de kamunun ürettiği mal ve hizmetlere mümkün olduğunca zam yapmamak.

    O dönemde toptan eşya fiyat endeksi yayınlanıyor. Endeksin devlet ve özel ayrımı var. Ocak 1987-Kasım 1987 döneminde özel kesimin ürettiği mal ve hizmetlerdeki en düşük aylık fiyat artışı %2,2 Buna karşılık devletin ürettiği mal ve hizmetlerdeki en yüksek fiyat artışı, özelin en düşük fiyat artışının da altında: %2. Ham petrol fiyatları ortalamada her ay %4,5 artıyor bu dönemde. Oysa motorin, benzin ve gazyağına hiç zam yapılmıyor. Seçim biter bitmez Aralık’ta zam bombardımanı var: Ortalama zam oranı %22. Dikkat: bu bir aylık fiyat artışı.

    Sonuçta elbette enflasyon sıçrıyor. Ocak 1986 – Kasım 1987 yıllık ortalama toptan eşya fiyat artışı %30. Aralık ayında %49’a fırlıyor. Devam ediyor enflasyonda yükseliş. Beş ay sonra, Nisan 1988’de %69 oluyor. Bitmedi. Uzun bir süre yüksek düzeyde seyrediyor enflasyon. 1988-1993 ortalaması %63,3. Grafikte Ocak 1987 – Aralık 1993 döneminde hem toptan eşya enflasyonunun hem de ‘devlet’ alt kaleminin hareketleri gösteriliyor. İki de yatay çizgi var. İlki Ocak 1986 – Kasım 1987 ortalamasını, ikincisi ise 1988-1993 ortalamasını gösteriyor.

    Alınacak dersler var. Birincisi, enflasyon anında patlayabiliyor. İkincisi, enflasyonda patlama şoklarla oluyor. Ele aldığım dönemdeki şok, kamu fiyatlarına yapılan yüklü zam. Başka şoklar da olabilir. Mesela kur sıçrayabilir. Üçüncüsü, enflasyonu düşürecek bir program uygulanmıyor ama yeni şoklar da gelmiyorsa ekonomiye, enflasyon sıçradığı yeni platoda seyrediyor (grafikte %63 platosu). Yeni şoklar geliyorsa bu sefer daha üst düzeye çıkıyor enflasyon. Grafikte yok ama 1994 krizinde yaşanan kur sıçraması bu tür bir şok. Bu şokla enflasyon üç haneye çıkmıştı Türkiye’de. Sonra tek haneye düştü ama Mayıs 1995 – Mayıs 1998 döneminde yüzde 80 civarında –bir üst platoda- seyretti.

    Kıssadan hisse şu: Birincisi, enflasyonu ciddiye almak gerekiyor. İkincisi, zamları şok şeklinde değil, biriktirmeden yapmak lazım. Üçüncüsü, bu zamların arkasındaki en önemli neden olan TL’deki büyük değer kaybına yol açan para politikasından vazgeçmek gerekiyor.

     

    Bu köşe yazısı 06.01.2022 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler:
    Yazdır