Arşiv

  • Mayıs 2024 (12)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)

    Tersine gitmek

    Fatih Özatay, Dr.09 Kasım 2022 - Okunma Sayısı: 933

    İleriye yönelik tahmin yapanlar için zor bir dönemden geçiyoruz. Tahmin hataları son zamanlarda çok arttı. Gelişmiş modellerle çalışan, çok iyi iktisatçılara sahip olan ve geniş kaynaklar kullanabilen IMF’nin enflasyon öngörülerine bakın mesela. Ocak 2021’de yayımlanan Dünya Ekonomik Görünüm (WEO) raporunda gelişmiş ülkeler için enflasyonun 2022’de yüzde 2 dolaylarında olacağı öngörüsü var. Nisan 2021 WEO raporunda da benzer bir öngörü yer alıyor. Bu tahmin Nisan 2022 raporunda yüzde 6’ya, Ekim 2022 raporunda ise yüzde 7,5’e çıkıyor. Nisan 2021-22 döneminde 5,5 puanlık bir tahmin hatası söz konusu. Türkiye gibi enflasyonun çok yüksek olduğu ülkelerde yaşayan büyük çoğunluk için 5,5 puanlık fark hiç önemli olmayabilir. Ama sonuçta ilk tahminin 3.75 katına yükselmiş son tahmin.

    Uzmanlar öngörü hatalarının nedenlerini tartışıyorlar. Bu çerçevede birkaç unsur üzerinde duruyorlar. Birincisi, pandemi sonrası -2021’de- dünya ekonomilerinin yüksek bir oranda büyümesi. İkincisi, tedarik zincirlerindeki sorunların, Covid-19’un yeni versiyonlarına karşı özellikle Çin’de alınan kapatma önlemleri ve Rusya-Ukrayna savaşı nedenleriyle artması. Üçüncüsü, işgücü piyasalarının canlı olması; mesela açık iş sayısının yüksekliği. Dördüncüsü, yüksek talep ortamının kâr marjlarını artırmak için fırsat görülmesi.

    Tartışmalar bir yandan devam ederken, ekonomi politikası tasarlayanlar ve uygulayanlar da boş durmuyorlar. Yükselen enflasyonun öncelikle özellikle enflasyon beleyişlerini bozmaması ve sonra da enflasyonu belirgin biçimde düşürmesi için dünya ölçeğinde az rastlanır biçimde çok sayıda ülke eşanlı olarak politika faizlerini yükseltiyorlar. Yine çok sayıda ülke pandeminin doğurduğu olumsuz etkileri azaltmak için ender görülmüş düzeylerde gevşettikleri maliye politikalarını sıkılaştırıyorlar. Bu nedenle, IMF’nin 2023’te enflasyonun gelişmiş ülkelerde 3,1 puan düşeceğini ve yüzde 4,4 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyor. Gelişmiş ülkeler için bu da kabul edilebilir düzeyin üzerinde bir enflasyon ama enflasyon da bir çırpıda düşmüyor. Üstelik tedarik zincirlerindeki sorunların sürmesi halinde bu tahminin iyimser kalma olasılığı da var.

    TCMB’nin Türkiye için yaptığı tahminlerde de IMF’nin hatalarına benzer biçimde hatalar var. Yanlış anlaşılmasın; benzerlik yön olarak: Gerçekleşmeler tahminlerden hep yüksek. Ama aradaki fark açısından bir benzerlik yok; rekor tahmin hatası bizde. Mesela Ocak 2021 sonuna doğru yayımlanan Enflasyon Raporu’nda 2021 ve 2022 sonları için enflasyon öngörüleri sırasıyla yüzde 9,4 ve yüzde 7. Nisan 2021’de bu tahminler 12,2 ve 7,5 olarak güncelleniyor. Oysa 2021 sonunda enflasyon yüzde 36,1 oluyor. Dikkat: Rusya-Ukrayna savaşı yok daha ortada. Ocak 2022 raporunda ise 2022 sonu için yüzde 23,2 öngörülmüş. Oysa bir kur atağı olmazsa, yıl sonunda yüzde 70’e yakın bir enflasyonumuz olacak. Tahmin hatası çok büyük.

    Daha önemlisi ise şu: Hemen her ülke maliye ve para politikasını sıkılaştırırken, biz maliye politikasını gevşetiyoruz. Para politikası ise karışık: Politika faizi çok düşük; bu nedenle çok gevşek bir para politikası var. Ama makro ihtiyati çok sayıda karar var; bu nedenle de sıkı para politikası var. Net sonuç ise bilançoların bozuluyor olması ve tasarruf sahibinin cezalandırılması. Kısacası, başta yüzde 7,5 enflasyona razı olmayan gelişmiş ülkelerin olmak üzere hemen her ülkenin tersine gidiyoruz. Üstelik bunu bilançoları bozma pahasına yapıyoruz.

     

     

    Bu köşe yazısı 08.11.2022 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: Enflasyon,
    Yazdır