Arşiv

  • Ekim 2020 (10)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)

    Etiketler

    İşsizlik sigortasının önemi

    Fatih Özatay, Dr.15 Mart 2007 - Okunma Sayısı: 1796

     

    Türkiye İş Kurumu sayfasında işsizlik sigortası şöyle tanımlanıyor:

    "İşsizlik sigortası, bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybedenlere, uğradıkları gelir kayıplarını kısmen de olsa karşılayarak kendilerinin ve aile fertlerinin zor duruma düşmelerini önleyen, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren, devlet tarafından kurulan zorunlu bir sigorta koludur."

    Sistemin çalışabilmesi için her şeyden önce belli bir geliri (akarı) olması gerekiyor. Bu gelir, aynı sosyal güvenlik sisteminde olduğu gibi bir havuzda toplanıyor. Sistemin işleyişinin bir kazaya kurban gitmemesi için, her zaman havuzda yeteri kadar su olması gerekiyor.

    Havuza su şöyle sağlanıyor: İlgili yasalarda tanımlanan prime esas brüt kazançlar üzerinden, sigortalı olarak çalışanlar, onların işverenleri ve devlet, fona prim ödüyor (havuza su dolduruyor). Fonda toplanan kaynak (su) değerlendiriliyor, böylelikle elde edilen faiz gelirleri kaynağın enflasyon karşısında erimesini (global ısınma karşısında suyun buharlaşmasını) önlüyor.

    İşsizlik sigortası ile ilgili bir diğer önemli nokta ise, yukarıda tanımlandığı şekilde işlerini kaybeden sigortalıların en fazla 300 gün işsizlik ödeneği alabilmeleri. Dikkat ederseniz, çok uzun bir süre değil bu (kullanılan su miktarı sınırlanıyor). Yeni bir iş bulabilmesi için işsize biraz zaman kazandırmış oluyor bu sistem, o kadar.

    Bir süredir tarım sektörü istihdamında belirgin bir çözülme var. Keza tekstil ve giyim sanayi sektörleri son beş yılda hiç büyümemişler, son iki yılda ise küçülmüşler. Bu sektörlerin istihdamında da azalma beklenir. Bir de bizi bekleyen reform sürecini düşünün. Bu sürecin ilk yıllarında 'kaybeden' sayısının azımsanmayacak miktarda olacağını dikkate alın. İleride bu fonun kaynaklarına ne denli ihtiyaç olacağı ortaya hemen çıkar.

    Hatırlarsanız son yazımda reform sürecinin yürütülmesinin ne denli zor olduğuna dair 500 yıl önce yazılmış bir kitaptan (Machiaevelli, Prens) alıntı yapmıştım. Bu zorluk reformlara karşı bir direnç oluşturuyor. Bu direnç çoğu iktidarın gözünü korkutuyor, reforma ya hiç başlanmıyor ya da yarı yolda sona eriyor reform macerası.

    Bu çerçevede bakınca, reform karşıtı direnci azaltmanın en önemli araçlarından birisi olduğu hemen ortaya çıkıyor işsizlik sigortasının. Kaldı ki bu fonda toplanan kaynağın bir kısmıyla beceri artırıcı kurslar düzenleniyor. Unutmayalım, istihdamlarında çözülme olan ya da olması beklenen sektörlerdeki işgücü genellikle vasıfsız. Buradan açığa çıkacak işgücünün yükselen sektörlerde iş bulması 'vasıf' kazanmasına da bağlı. İleride işsizlik ödeneği alınabilecek gün sayısının artırıldığını ve daha çok sayıda beceri artırıcı kurs düzenlendiğini düşünün. Fondaki su miktarının ne denli önemli olduğu kendiliğinden belirginleşiyor.

    Daha üst bir refah düzeyine sıçrayabilmek ve işsizlik oranını düşürebilmek için kapsamlı bir reform sürecinden geçmemiz gerekiyor. İşimiz tek tek ağaçlarla değil, bütün bir ormanla olmalı. İşsizliği azaltmak için önerilen mekanizmalar, işsizlikle kalıcı biçimde mücadele edilmesini engellememeli.

     

    Bu köşe yazısı 15.03.2007 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

     

    Etiketler:
    Yazdır