Arşiv

  • Ekim 2022 (2)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)

    Nazar etme ne olur, bu rejim gün gelir sana da lazım olur...

    Fatih Özatay, Dr.20 Mayıs 2007 - Okunma Sayısı: 1322

     

    Tabloda 2002-2006 dönemi için enflasyon hedefleriyle gerçekleşmeleri ve ekonomik programın büyüme (GSMH) öngörüleriyle gerçekleşmeleri var. Ayrıca 2007 için olası değerler yer alıyor. Bir de gerçekleşmelerin hedef ya da öngörülerden ne kadar saptığı gösteriliyor. 2002 başından itibaren uygulanmakta olan enflasyon hedeflemesi açısından ne söylüyor bu rakamlar?

    Bir bakış açısı şu olabilir: "Kardeşim, amma da yanıltmışsınız insanları; hep hedeften sapılmış." Sayın Bülent Ortaçgil ile sayın Teoman'ın 2004 konserlerinin albümü yakınlarda çıktı (en azından ben yeni aldım). Çok güzel Ortaçgil ve Teoman şarkıları var albümde. Hâlâ dinlememiş olanlara tavsiye ederim. O çok güzel sözlü şarkılardan bir tanesinde, Eylül Akşamı'nda şöyle deniliyor: "Olamaz mı? Olabilir."

    Evet böyle bir bakış açısı olabilir. Ama 2006 için olmasa da, geriye kalan yıllar için beni -hadi kibarca olsun, gülümsetir bu bakış açısı: Gülümsetemez mi? Gülümsetebilir.

    Daha ciddileri

    İkinci bakış açısı, 2004-2006'ya odaklanarak enflasyonun dar bir aralıkta seyrettiğine dikkat çekmek ve özellikle 2006'daki yukarıya doğru hareketi vurgulamak olabilir. Bu şüphesiz, ilki gibi değil, ciddi bir bakış açısı. Gerçekten de bilinen unsurların ötesinde enflasyonda katılık yaratan unsurlar olup olmadığını yeni baştan araştırmakta yarar var. Bir de gıda fiyatlarının dinamiğini bir kez daha ve çok ayrıntılı incelemek gerekir. Merkez Bankası Araştırma Bölümü'ne iş düşüyor bu konuda.

    Bu ikincisi, ne kadar ciddi olursa olsun, yukarıda özetlenen çerçeveden, enflasyon hedeflemesi rejiminin başarısız olduğu yargısına 'uçmamak' gerekir. Çünkü böyle bir uçuş, tehlikeli bir uçuştur; gözü kapalı yapılmaktadır. Tablonun ilk kısmına gözlerini yummakta, kendine ayrılan hava sahasını tümüyle kullanmamaktadır. Benim enflasyon hedeflemesi açısından bakış açım şudur:

    Birincisi, 2002-2005 döneminde bu rejim başarılı olmuştur. Enflasyon hep hedefin altında kalmıştır. Hedeften aşağı doğru sapmanın ise toplumsal açıdan bir maliyeti olmamıştır. Zira büyüme hızı da programda öngörülenin hep üzerine çıkmıştır. Üstelik, enflasyon yüzde 70'lerden buralara düşmüştür. Dönemin ortalama büyüme hızı da tarihsel büyüme hızımızın kat ve kat üzerindedir. Buna karşın, ikinci bakış açısının dikkat çektiği noktaları incelemekte büyük yarar vardır.

    İkincisi, bu başarı sadece para politikasının başarısı değildir. Beraberinde disiplinli bir maliye politikası olmasaydı açık ki bu başarı elde edilemezdi. Ama bunun tersi de doğrudur: Disiplinli bir maliye politikası varken para politikası gevşek olsaydı yine enflasyon bu kadar düşmez, büyüme bu kadar yüksek olmazdı.

    İnatla neden enflasyon hedeflemesinin başarılı olduğunu vurguluyorum? Bunun tek ve basit bir nedeni var. Biraz klasik bir söylemle o neden şu: "Nazar etme ne olur, bu rejim gün gelir sana da lazım olur."

    Şüphesiz, "Bu rejim nasıl daha iyi uygulanabilir? 2002'den bu yana Merkez Bankası'nın hataları olmuş mudur? Daha iyi bir para politikası rejimi tasarlayabiliriz mi?" gibi sorular haklıdır, tartışılmaları gerekir.

    Yine öz üzerine

    Ama bu tartışmanın başlangıç noktası 2002'den bu yana uygulanmakta olan enflasyon hedeflemesi rejiminin başarısızlığı olamaz. Çünkü öyle bir başarısızlık yok; Tablo bunu açık biçimde ortaya koyuyor. Çünkü bu yanlış bir başlangıç noktası olur; asıl tartışılması gereken noktalar güme gider. Tabii şunlar da söylenebilir:

    Birincisi: "Enflasyon yüksekken indirmek kolay, bir de şimdi görelim." Buna çeşitli düzeylerde yanıt vermek mümkün. Meselâ 'Urfa'da Oxford vardı da..." benzeri "Kolaydı da 30 yıl neden yüksek enflasyonla yaşadık?"tan tutun da "Yüksek enflasyonlu ülkeler, meselâ Brezilya, Şili indirdiler, biz neden indiremeyelim?" ya da "Evet, enflasyonu indirmek enflasyon düştükçe daha zorlaşabilir, ama enflasyonu indirmenin başka bir sihirli yolu yok" da denilebilir.

    İkincisi: "2002-2005 döneminde uygulanan enflasyon hedeflemesi değildi ki." Buna yanıtımı perşembe günkü yazımda verdim. Böyle bir sav, ancak ve ancak enflasyon hedeflemesinin özünü kavramamaktan kaynaklanabilir. Olabilir; herkes bu özü kavramak zorunda değil. Ama, 2002-2005 arasında uygulananla 2006'da başlayanın iktisadi özünün neden aynı olduğu anlatılıyorsa, bunu da anlamak gerekir.

    Enflasyon hedeflemesinin tüm unsurlarını başlangıçtan itibaren uygulamak zorunda değilsiniz. Süreç içinde uygulamanızı çeşitlendirebilirsiniz. Ama bir para politikası rejimine enflasyon hedeflemesi demek için olmaz ise olmaz koşullar var; bu koşullar da iktisadi özü oluşturuyor: Bağımsız bir merkez bankası olacak. Merkez Bankası'nın ana amacı enflasyonla mücadele olacak. Ona bu amaçla çelişen başka bir görev verilmeyecek. Mesela sabit kur rejimi olmayacak. Enflasyon hedefi kamuoyuna duyurulacak. Merkez Bankası enflasyon öngörüleri yapacak. Hedef ile bu öngörülerin uyumuna bağlı olarak faiz politikasını oluşturacak. Faiz kararlarının nedenlerini kamuoyuna açıklayacak. Hedeften sapılması olasılığı varsa nedenlerini anlatacak. Buna karşı neler yapılabileceğini açıklayacak...

    Bunlar 2002-2005 döneminde de vardı; şimdi de var. Enflasyon hedeflemesi rejimine zaman içinde yeni unsurlar katılması sadece bize özgü değil. Başka ülkeler de aynı şekilde davranmışlar. Mesela Şili: 1990'da başlıyor enflasyon hedeflemesine. Yeni Zelanda'dan sonra bu rejimi uygulayan ikinci ülke oluyor.

    10 yıl sonra, 2000'de ise bizim şu anda uyguladığımız çerçeveye benzer bir çerçeveye geçiyor. Olamaz mı? Olabilir.

    fati 01

     

    Bu köşe yazısı 20.05.2007 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır