Arşiv

  • Şubat 2024 (16)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)
  • Mayıs 2023 (9)
  • Nisan 2023 (9)
  • Mart 2023 (11)

    Cari işlemler açığının yönetimi için mali disiplin şart

    Güven Sak, Dr.01 Ağustos 2008 - Okunma Sayısı: 1056

     

    Mali disiplin kavramının niteliğinin değişmeye başladığı bir dönemdeyiz. Dün mali disiplin faiz harcamaları dışarıda bırakıldığında bir bütçe fazlası oluşturmak anlamına geliyordu. Bugün ise mali disiplinin anlamı kamu tasarruflarının artırılmasıdır. Dün önem taşıyan kamu borcunun sürdürülebilirliğinin sağlanmasıydı. Bugün için önemli olan ise, cari işlemler açığının sürdürülebilirliğinin sağlanmasıdır. Dün onu yaptık. Sıra bugün bunu yapacağımızın bilincine varmaktadır. Dün büyük bir dikkatle bir faiz dışı fazla hedefi koyup takip ettik. Mali kuralın hedefi o günkü problemdi. Bugün ise yapılması gereken, kamu harcamalarını disiplin altına sokacak bir yeni mali kural icat etmektir. Üstelik bunu ikinci nesil reform sürecinin gerektirdiği harcamaları artırarak yapmak durumundayız. Kitap ne der? Kamu tasarruflarını azaltan, kamu harcamalarını ve kamu yatırımlarını artırma planıdır. Kamu harcanabilir geliri veri iken, harcama ve yatırım artışı kamu tasarruflarını azaltmaktadır. Dün derdimiz değildi, böyle bir durumda öncelikle yatırım programını sıfırlıyorduk ama bugün yatırım programı Türkiye ekonomisinin orta vadeli büyüme performansı için, ikinci nesil reform gündemi için son derece önemlidir. Harcama tarafını disipline etmek günün temel meselesidir. Orta Vadeli Program (OVP)'ın bir de bu gözle incelenmesinde fayda vardır. Bugün isterseniz bu konuda bir girizgah yapalım. Soru şöyle olsun: Cari işlemler açığının yönetilmesinde alınabilecek başka bir önlem yok mudur? Mali disiplin tek önlem midir? Evet öyledir. Önce bir ilk tespit. Cari işlemler açığının dikkatle yönetilmesi gereken bir mesele olduğunu aklımıza sokan, değişen uluslararası konjonktürdür. Uluslararası bankacılık krizi nedeniyle cari işlemler açığımız dün olmadığı kadar bir mesele haline gelmiş bulunmaktadır. Orada bir kırılganlık kaynağı olduğu, uluslararası kriz ile birlikte görünür hale gelmiştir. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Nazım Ekren'in, geçen haftaki açıklamalarıyla, konuyu ön plana getirme gayreti bu çerçevede ele alınmalıdır. İkinci olarak vurgulanması gereken nokta şudur: Mali disiplin dışında, kamu tasarruflarını artırmak dışında, cari işlemler açığının sürdürülebilirliğini güvence altına alacak bir "politika değişkeni" yoktur. Bu nedenle, cari işlemler açığının sürdürülebilirliği için kamunun elindeki tek somut silah mali disiplindir. Neler vardır mali disiplin dışında ya da kamu tasarruflarını artırmak dışında yapılabilecek? Bize kalırsa ortada iki adet seçenek vardır. Bunlardan ilki özel kesimin tasarruflarının artırılmasıdır. İkincisi ise cari işlemler açığının oluşmasına katkı sağlayan iktisadi yapının dönüştürülmesidir. Ancak bunların ikisi de kamu politikaları açısından bakıldığında, sonucu kamu kesiminin elinde olmayan tedbirlerdir. Politika değişkeni değillerdir. Politika değişkeni demek şudur: Hedefe, kamu tarafından alınan tedbirle, kesinlikle ve doğrudan ulaşılabilmelidir. Eğer kamu kesimi dışındakilerin davranış biçiminin değiştirilmesi vasıtasıyla, dolaylı olarak, bir hedefe ulaşılacaksa, hedefe kesinlikle ulaşabilmenin yolu, ekonominin nasıl işlediğine ilişkin şaşmaz bir modele sahip olunmasıdır. Düğmeye bastığınızda, sıfır hatayla, milyonlarca özel aktörün ne yapacağını belirleyebileceğinize inanıyorsanız, "özel tasarruf oranlarını artırarak cari işlemler açığını yönetiyoruz" diyebilirsiniz. Siz elinizden geleni yapar, yararlı olduğunu düşündüğünüz tedbirleri alırsınız ama "milyonlarca kişinin ne yapacağı" esasen onların sorunudur. Aynı durum iktisadi yapının dönüştürülmesi için de geçerlidir. Doğrudur, mevcut sanayi altyapımızın ara malı ihtiyacı yüksektir. Üstelik küreselleşme sürecinde bu ihtiyaç giderek yükselmektedir de. Doğrudur, sanayimizin küresel değer zincirinde bir üst aşamaya sıçraması önemlidir. Bu amaçla, katma değerin daha büyük bir bölümünün ülke içinde kalmasının sağlanması önemlidir. Ancak kamunun burada yapabileceği, bunu sağlamak için, özel kesimin davranış biçimini etkileyecek, bir dizi tedbir almaktır. Hedefe doğrudan gitmek mümkün değildir. Kamu, özel aktörlerin davranışlarını etkileyerek, onların "doğru" tepkiler vermelerini sağlayarak, iktisadi yapıyı dönüştürebilir. Hedefe ancak özel sektörün davranışları vasıtasıyla, dolaylı olarak ulaşılabilir. Kamunun bu alandaki performansını merak eden, 5084 Sayılı Kanun'un uygulama sonuçlarına bakabilir. Gerek özel tasarrufların artırılması, gerekse de üretim yapımızın değiştirilmesi, kamu politikaları açısından bakıldığında, kontrol değişkeni değillerdir. Üstelik burada alınan tedbirler ancak orta vadede etkili olabilirler. Hemen sonuç almak mümkün değildir. Böyle bakıldığında, mali disiplin, cari işlemler açığının yönetiminde iki açıdan önem taşımaktadır. Öncelikle kamu açısından bir kontrol değişkenidir. Kamu ne kadar harcayacağına kendisi karar vermektedir. Kendisi harcamaktadır. Harcamazsa, harcamamış olur. Ayrıca mali disiplin kısa vadede alınabilecek tek önlemdir. Bu durum bizi otomatikman üçüncü bir tespite götürmektedir: Cari işlemler açığının sürdürülebilirliğini sağlamada mali disiplin bir kurala bağlanmalıdır. Açıktır ki, kamu borç stokunun sürdürülebilirliğini sağlamada kullanılan mali kural ile cari işlemler açığının sürdürülebilirliğini sağlamada kullanılacak mali kural aynı şey olmayacaktır. Bu konu önümüzdeki dönemin temel meselesidir. Bize öyle geliyor ki, yıllardır ihmal edilen kamu yönetimi reformu, arka kapıdan, Türkiye'nin bir numaralı meselesi haline gelmektedir. Her çiçeğin bir mevsimi, her reformun bir zamanı vardır. İlgililere duyurulur.


    Bu yazı 01.08.2008 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır