logo tobb logo tobbetu

Türkiye'ye Kriz Sonrası Reçetesi: "Sermaye Kontrolleri Yerine Sıkı Maliye Politikası" Dünya Bankası organizasyonu Global Development Learning Network'un gerçekleştirdiği "Sermaye Hareketlerinin Yönetilmesi" konulu açık oturumda, TEPAV'ın Türkiye için bu konuda kontroller dışında hangi politikaların izlenebileceği sorusuna IMF eski Başkan Yardımcısı Anne Krueger'ın yanıtı "sıkı maliye politikası" oldu.
Haber resmi
08/10/2010 - Okunma sayısı: 4196

ANKARA - Dünya Bankası organizasyonu Global Development Learning Network'un gerçekleştirdiği "Sermaye Hareketlerinin Yönetilmesi" konulu açık oturumda, kriz sonrasında sermaye hareketlerinin yönetimine ilişkin değerlendirme ve önerilerin ele alındığı sorular bölümünde, TEPAV'ın Türkiye adına konuşmacılara yönelttiği soru uzun süre tartışıldı. TEPAV'ın Türkiye için bu konuda kontroller dışında hangi politikaların izlenebileceği sorusuna IMF eski Başkan Yardımcısı Anne Krueger'ın yanıtı "sıkı maliye politikası" oldu.

Global Development Learning Network'un 7 Ekim 2010 Perşembe günü eş zamanlı olarak "video konferans" olarak düzenlediği "Sermaye Hareketlerinin Yönetilmesi" konulu açık oturuma Brezilya, Meksika, Polonya, Güney Afrika ve Türkiye katıldı.

Dünya Bankası'nın Washington'daki konferans salonunda düzenlenen oturumun Türkiye'yle ilgili bölümü video konferans aracılığıyla TEPAV koordinasyonunda yapıldı. TEPAV'daki toplantıya Merkez Bankası, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, DPT, SPK, Dünya Bankası Türkiye Ofisi ve  IMF Türkiye Temsilciliği'nden üst düzey bürokratlar katıldı. Dünya Bankası WEB sitesinden tüm dünyaya canlı olarak yayınlanan oturum Washington'da The Economist Dergisi Ekonomi Editörü Zanny Minton Beddoes, Türkiye'de TEPAV Ekonomi Etütleri Programı Direktörü ve TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özatay tarafından yönetildi.  Açık oturumun konuşmacıları ise IMF eski Başkan Yardımcısı ve Dünya Bankası Baş Ekonomisti Anne Krueger, Hindistan Merkez Bankası eski Başkanı ve IMF İcra Kurulu Üyesi Yaga Venugopal Reddy, Kolombiya Üniversitesi Ekonomi Politikaları Yönetimi Program Direktörü Guillermo Calvo, Güney Kore Cumhurbaşkanı'nın Uluslararası Ekonomi Danışmanı Hyun Song Shin ile Deutsche Bank Başkan Yardımcısı Malcolm Knight oldu.

Türkiye'ye ilişkin soru gündemi belirledi

Kriz sonrasında sermaye hareketlerinin yönetimine ilişkin değerlendirme ve önerilerin ele alındığı toplantının ülkelerden alınan sorular bölümünde, TEPAV'ın Türkiye adına konuşmacılara yönelttiği soru uzun süre tartışıldı. TEPAV, konuşmacılara hızlı sermaye girişlerini ve TL'nin değer kazanmasını önlemek için sermaye kontrollerinin bir politika aracı olarak kullanılmasının ne kadar anlamlı olduğunu, sermaye kontrollerinin Türkiye gibi cari işlemler açığı yaratarak büyüyen ve tasarruf açığı veren ekonomilerde olası etkilerini ve kontroller dışında izlenebilecek politikaları sordu. Soruya ilişkin olarak IMF eski Başkan Yardımcısı ve Dünya Bankası Baş Ekonomisti Anne Krueger, para ve maliye politikalarının önemine dikkat çekerken, Türkiye'deki tasarruf açığı probleminin ancak sıkı maliye politikası ile aşılabileceğini belirtti.

Kolombiya Üniversitesi Ekonomi Politikaları Yönetimi Program Direktörü Guillermo Calvo da sıkı maliye politikası izleyen bir ekonominin kısa vadeli yatırımcılar için daha da cazip olacağını ve sermaye hareketlerinin artarak devam edebileceğini ifade etti. Calvo, geçmişte sermaye kontrolü uygulayan ülkelerin cari işlemler açığını kontrol etmede ve döviz kurunu değiştirmede başarılı olamadığını, kısa vadeli sermayenin zaman içinde kontrolleri etkisizleştirmede (by-pass)  başarılı olduğunu söyledi.

Açık oturumun diğer konuşmacıları ise soruya ilişkin olarak sermaye hareketlerinin olumsuz etkilerinin giderilmesinde ihtiyatlı politikaların ve düzenlemelerin (prudential policies and regulations) etkisini tartıştı. Toplantıda bankacılık ve finans sektöründeki kırılganlıkları en aza indirecek bu politika ve düzenlemelerin daha detaylı ele alınması konusunda fikir birliğine varılırken, Güney Kore Cumhurbaşkanı'nın Uluslararası Ekonomi Danışmanı Hyun Song Shin de bankaların sermaye yapısını geliştirip borçlanma oranlarına üst sınırlar getiren uygulamaların finans sektöründeki kırılganlıkları azaltarak Kore'de başarılı sonuçlar verdiğini anlattı.

Gelişmekte olan ekonomilerin seçenekleri sınırlanıyor

Açık oturumun başında konuşmacılar, küresel krizin çıkış noktası olan sanayileşmiş zengin ülkelerin krizden çıkmak için uyguladıkları politikaların gelişmekte olan ekonomileri olumsuz etkileyip, bu ülkelerdeki politika seçeneklerini de sınırlandırdığını vurguladı.  Gelişmiş ülkelerin bu tür politikalarıyla (beggar thy neighbour policies) sağlam makroekonomik temellere sahip ekonomilerde bile önemli tahribat yarattığı belirtilirken, özellikle döviz kuru cinsinden yükümlülüğü yüksek olan bankacılık sektörüne sahip ülkelerin daha fazla risk taşıdığı vurgulandı.

Oturumda tartışılan bir başka nokta ise, kur rejimlerinin yüksek sermaye girişlerinin neden olduğu olumsuzluklar (rekabet kaybı, bozulan dış ticaret denge, varlık fiyatlarında aşırı değerlenme gibi) göz önüne alınarak değerlendirilmesi oldu. Bu noktada farklı görüşler öne sürüldü:

Hyun Song Shin, işlerin yolunda gitmediği dönemlerde döviz kuruna yoğun müdahaleler içeren bir dalgalı kuru savunurken; Anne Krueger, işlerin yolunda gidip gitmediğinin anlaşılmasının zorluğuna dikkat çekip kur rejiminin mümkün olduğunca serbest olmasını ve mali disiplini sağlayacak bir maliye politikasına daha fazla vurgu yapılmasını tavsiye etti. Yaga Venugopal Reddy,  politika yapıcıların makroekonomik dengesizlikleri sezmelerinin zor olmayacağını savunurken; Malcolm Knight,  rezerv biriktirmenin sermaye hareketlerinin yaratacağı riskleri azaltmasından dolayı iyi bir politika seçeneği olduğunu belirtti.

Çin'in düşük kur politikası da gündemdeydi

Açık oturumun daha sonraki bölümünde, Çin'in uyguladığı düşük kur politikası kısaca tartışıldı. Ülkelerin rekabet gücünü kaybetmemek için Yuan düşük kaldığı sürece kendi para birimlerinin değerini arttırmak istemedikleri, bu nedenle de kur hareketlerinde bir atalet yaşandığı vurgulandı. Bununla beraber Anne Krueger, bazı ekonomilerde gözlenen cari işlemler açıklarının sadece düşük döviz kuru ile açıklanamayacağını sözlerine ekledi.

Ayrıca gelişmekte olan ekonomilerin yukarıda belirtilen ihtiyatlı politikaları ve düzenlemeleri izlemesinin tek başına yeterli olmadığı, sanayileşmiş ülkelerde benzer politikaların oluşturulmaması halinde gelişmekte olan ekonomilerin önemli bir riski taşıyacakları belirtildi. Malcolm Knight, G-7 ülkelerinin kriz politikalarının gelişmekte olan ekonomileri olumsuz etkilediğini bir kez daha vurgularken, G-20 ülkelerinin ise bu süreçte daha olumlu bir görüntü sergilediğini belirtti. Bu açıdan uluslararası bir politika koordinasyonunun önemine dikkat çekilirken; Yaga Venugopal Reddy de bütün ülkelerin kendi ekonomilerindeki istikrarı sağlamasının sorunların çözülmesindeki ilk adımlardan biri olduğunu ifade etti.

Dünya ekonomisi için G-20 ülkelerine çağrı

Tartışmanın kapanış bölümünde ise dünya ekonomisinde yaşanan problemlerin daha geniş bir katılımla çözülmesi gerektiği, bu açıdan G-20 ülkelerinin süreçte daha etkin hareket etmesine ihtiyaç olduğu belirtilirken; sermaye hareketlerinin yönetilmesinde ihtiyatlı düzenlemelerin teknik detayları üzerinde durulmasının ve  bu düzenlemelerin para ve maliye politikası ile birleştirilerek bir politika seti oluşturulmasının önemine dikkat çekildi.

 

Açık oturumun tamamını izlemek için tıklayınız.

Yazdır

« Tüm Haberler