TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.



TEPAV tarafından yayımlanan yeni bir değerlendirme notu, sosyal medya algoritmalarının kadınların çevrimiçi görünürlüğünü giderek daha fazla fiziksel görünüm temelli içeriklerle ilişkilendirdiğini ortaya koyuyor. Çalışma, filtre kültüründen influencer ekonomisine uzanan dijital ekosistemin kadınların beden algısı ve işgücü piyasasındaki konumu üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından yayımlanan “Dijital Vitrin Ekonomisi: Sosyal Medya Algoritmalarının Beden Algısı Üzerindeki Asimetrik Etkisi” başlıklı değerlendirme notu, sosyal medya platformlarının etkileşim odaklı algoritmalarının toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini dijital ortamda nasıl yeniden üretebildiğini ele alıyor.
Çalışmada, sosyal medya platformlarının özellikle görsel ağırlıklı içerik ekosisteminde kadın kullanıcıların çevrimiçi görünürlüğünü fiziksel görünüm temelli içeriklerle daha fazla ilişkilendirme eğilimi gösterdiği belirtiliyor. Bu durumun, dijital platformlarda görünürlük ve etkileşim dinamiklerinin giderek estetik performans üzerinden şekillendiği yeni bir “dijital vitrin ekonomisi” yarattığı ifade ediliyor.
Filtre kültürü ve estetik karşılaştırma baskısı
Değerlendirme notunda sosyal medya kullanımının ölçeğine ilişkin veriler de yer alıyor. We Are Social Digital 2026 raporuna göre küresel kullanıcılar sosyal medyada video izlemeye haftada ortalama 18 saat 36 dakika ayırırken Türkiye’de bu süre 25 saatin üzerine çıkıyor. Verilerin cinsiyet kırılımı incelendiğinde kadın kullanıcıların platformlarda erkeklere kıyasla daha uzun süre geçirdiği görülüyor.
Bu durum, kadın kullanıcıların algoritmik içerik döngülerine ve estetik karşılaştırma dinamiklerine daha yoğun biçimde maruz kalmasına yol açıyor. Filtreler, düzenleme araçları ve yapay zekâ destekli güzellik uygulamalarıyla şekillenen bu görsel kültürün özellikle genç kadınların beden algısı üzerinde güçlü etkiler yarattığına dikkat çekiliyor.
Araştırmalar, sosyal medya kullanımının beden memnuniyetsizliği, yeme bozukluğu riski ve psikolojik baskı gibi sorunlarla ilişkilendirilebildiğini gösteriyor. Filtrelenmiş ve düzenlenmiş görüntülere sürekli maruz kalmanın yarattığı psikolojik yükün literatürde “bilişsel vergi” olarak tanımlandığı ifade ediliyor.
Algoritmalar görünüm odaklı içerikleri ödüllendiriyor
Değerlendirme notunda sosyal medya platformlarının iş modelinin, kullanıcıların platformda geçirdiği süreyi ve içeriklerle kurduğu etkileşimi artırmaya dayandığı vurgulanıyor. Bu model kapsamında görsel çekiciliği vurgulayan içeriklerin algoritmik sıralama sistemlerinde daha fazla görünürlük kazandığı ve influencer ekonomisiyle birlikte görünüm odaklı içerik üretiminin ekonomik bir teşvik mekanizmasına dönüştüğü belirtiliyor.
Bu dinamik, özellikle kadın kullanıcıların çevrimiçi deneyiminde estetik performansın daha fazla öne çıktığı bir görünürlük rekabeti yaratıyor. Yapay zekâ destekli güzellik filtrelerinin ve görsel düzenleme araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu estetik normların daha da güçlendiği ifade ediliyor.
Dijital görünüm baskısının ekonomik boyutu
Çalışma, sosyal medya kaynaklı görünüm baskısının yalnızca bireysel psikolojiyle sınırlı kalmadığını, ekonomik ve toplumsal sonuçlar da doğurabildiğini ortaya koyuyor. Görünüm kaygısı ve dijital imaj yönetiminin kadınların zihinsel dikkat kapasitesinin bir bölümünü tükettiği ve bunun mesleki gelişim, kariyer planlama ve profesyonel ağ kurma gibi alanlarda dolaylı bir maliyet yaratabildiği belirtiliyor.
Değerlendirme notunda ayrıca dijital platformlarda görünür kalabilmek için harcanan estetik emeğin giderek yeni bir “dijital bakım emeği” biçimi olarak tanımlandığına dikkat çekiliyor. Bu görünmez emek biçiminin kadınların zaman ve dikkat kaynakları üzerinde ek bir baskı oluşturabileceği ifade ediliyor.
Yeni düzenlemeler algoritmik sorumluluğu gündeme getiriyor
Değerlendirme notunda Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA), Yapay Zeka Yasası ve Birleşik Krallık’ın Çevrimiçi Güvenlik Yasası gibi düzenlemelerine de değiniliyor. Bu düzenlemelerin sosyal medya platformlarının algoritmalarının yarattığı sistemik riskleri değerlendirmesini ve zararlı içeriklerin yayılmasını önlemeye yönelik daha güçlü sorumluluklar üstlenmesini öngördüğü belirtiliyor.
Çalışma, Türkiye’de de dijital platformlara yönelik yaklaşımın yalnızca içerik kaldırma mekanizmalarına değil, algoritmik şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine dayalı daha kapsamlı bir düzenleyici çerçeveye yönelmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.