Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan “Sanayi Alanları Master Planı”nın ilk fazı kapsamında Samsun–Mersin hattında 13 ilde toplam 59 bin hektarlık 16 yeni sanayi yatırım alanının ilan edilmesi, Türkiye’nin üretim coğrafyasını yeniden ölçeklendirme ve mekânsal olarak dengeleme yönünde stratejik bir adım olarak değerlendirilebilir. Mevcut OSB’lerin ortalama büyüklüğünün yaklaşık 11 katına ulaşması öngörülen bu mega endüstriyel bölgeler, klasik organize sanayi modeli ötesinde ölçek ekonomisine dayalı yeni bir üretim mimarisini hedeflemektedir. Marmara Havzası’ndaki aşırı yoğunlaşma; yalnızca arsa maliyetleriyle değil, tedarik zinciri kırılganlığı, işgücü üzerindeki yaşam maliyeti baskısı, afet riski ve lojistik darboğazlar üzerinden ülkenin rekabet gücünü etkileyen yapısal bir sorun haline gelmiştir. Bu nedenle üretim coğrafyasını çeşitlendirmeye dönük yeni ekonomik faaliyet alanları doğru kurgulandığı takdirde hem iç dengeyi güçlendirecek hem de dış pazarlara erişimi artıracaktır.
Ancak sanayinin Marmara’dan Anadolu’ya ani bir yer değiştirme mantığıyla taşınması; yüksek yatırım maliyetleri, altyapı uyumsuzluğu ve zayıf kümelenme riski yaratabilir. Üretim ekosistemleri yalnızca fiziksel tesislerden değil; tedarikçi ağları, yan sanayi ilişkileri, nitelikli işgücü havuzları ve lojistik bağlantılarla işleyen karmaşık değer zincirlerinden oluşur. Bu nedenle mekânsal dönüşüm, mevcut üretim ağlarını dağıtmadan ve geçiş maliyetlerini yönetilebilir tutarak kademeli bir yayılım stratejisiyle yürütülmelidir.
Değerlendirme notunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.



