Ağustos 2026'da Likud'un Tel Aviv'deki dev seçim panosunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafı, İran ve Hizbullah liderlerinin fotoğraflarıyla yan yana yer almıştır (CNN, 2026). Bundan kısa bir süre önce ise Washington'da farklı bir tablo ortaya çıkmıştı. Trump, Netanyahu ile düzenledikleri ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı övmüş, Suriye'deki Türk nüfuzuna karşı destek arayışıyla gelen konuğundan ise itidal beklemiştir (AP, 2026). Ancak görünür düzlemde ortaya çıkan bu iki tablonun ötesinde, kamuoyunda görece daha az tartışılan üçüncü bir boyut bulunmaktadır. Bu boyutun temel dayanağını, İsrail hükümetinin savunma planlamasına yön vermek amacıyla oluşturduğu Nagel Komisyonu tarafından hazırlanan rapor oluşturmaktadır. Söz konusu raporda, İsrail’in Türkiye ile olası bir doğrudan askerî çatışmaya karşı hazırlıklı olması gerektiği vurgulanmaktadır (Etzion, 2025).
Bu çalışma, mevcut verilerden hareketle Tel Aviv’deki afişi geçici bir seçim malzemesi olarak değil, bir buçuk yılı aşkın bir geçmişe sahip devlet politikasının dışavurumu olarak ele almaktadır. Değerlendirme üç temel soru etrafında yapılandırılmıştır. Bunlardan ilki düşmanlığın kalıcılık düzeyine, ikincisi bu düşmanlığın maddi temellerine, üçüncüsü ise tırmanmayı sınırlayabilecek frenlerin hangi aktörlerin elinde bulunduğuna ilişkindir.
Afişin arkasındaki yönelim, kampanyadan on dokuz ay önce kurumsal düzeyde yazıya geçirilmiştir. Nagel Komisyonu, raporunu 6 Ocak 2025'te sunmuş, eski Başbakan Bennett "Türkiye yeni İran'dır" tezini Şubat 2026'da Amerikan Yahudi örgütlerinin çatı platformu olan Conference of Presidents'ta dile getirmiş, Likud ise Ağustos 2026'da Türkiye'yi doğrudan hedef alan bir kampanya yürütmüştür (Etzion, 2025; i24NEWS, 2026; CNN, 2026). Muhalefet bu çizgiye itiraz etmemiş, tartışmayı çizginin hangi aktör tarafından ve ne ölçüde sert biçimde sürdürüleceği sorusuna indirgemiştir. Konsensüsün dışında kalan itiraz ise uzman çevreleriyle sınırlı kalmıştır.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.



