logo tobb logo tobbetu

TTIP Türk İş Dünyası İçin Ne Anlama Geliyor? Olası Faydalar ve Riskler… TEPAV Direktörü Sak, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) girişiminin Türk özel sektörü üzerinde olumsuz etkiler oluşturma riskine dikkat çekti.
Haber resmi
04/06/2014 - Okunma sayısı: 1730

ANKARA – TEPAV Direktörü Güven Sak, Avrupa Birliği (AB) ve ABD arasında başlatılan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) girişiminin Türk özel sektörü üzerinde olumsuz etkiler oluşturma riskine dikkat çekti.

Covington & Burling LLP ve TEPAV işbirliğiyle “TTIP Türk İş Dünyası İçin Ne Anlama Geliyor? Olası Faydalar ve Riskler” başlıklı toplantı 4 Haziran’da gerçekleştirildi.

TEPAV Direktörü Güven Sak toplantının açılışında yaptığı konuşmada Türkiye’nin içinde olamadığı bu ortaklığın Türkiye için getirdiği risklere dikkat çekti. Sak, Türkiye’nin bu süreçten daha az etkilenmesi için üç politika alternatifi olduğunu belirtti: Türkiye TTIP sürecine paralel olarak ABD ile bir serbest ticaret anlaşması (STA) yapabilir, mümkün olan en kısa sürede AB’ye tam üye olabilir ya da AB ile olan Gümrük Birliği derinleştirilebilir. Sak, bu seçeneklerden şu an için en uygun görünen alternatifin sonuncusu olduğuna işaret etti.

Açılış konuşmasının ardından kısa bir sunum yapan Avrupa Parlamentosu eski üyesi Wim van Velzen, TTIP sürecini kısaca özetleyerek 19 Mayıs’ta TTIP müzakerelerinin 5’inci turuna ulaşıldığını belirtti. Velzen, hizmet ticaretinin önemine de vurgu yaptı.

Toplantının TEPAV Ticaret Çalışmaları Enstitüsü Direktörü Bozkurt Aran tarafından yönetilen ilk oturumunda konuşan Ekonomi Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hüsnü Dilemre, Türkiye’nin TTIP sürecinin resmiyet kazanmasıyla yaşayacağı ekonomik sorunların altını çizerken, bu süreçte her iki tarafın da işbirliği ile Türkiye’nin ekonomik zararının en aza indirilmesi yönündeki taleplerini ifade etti. ABD Ankara Büyükelçiliği Ekonomi Müsteşarı Jim Turner ise Güven Sak’ın STA hakkındaki görüşüne katıldığını, Türkiye’nin TTIP süreci hakkındaki endişelerinde haklı olduğunu belirtti. Turner ABD’nin yürüttüğü herhangi bir ticaret anlaşmasının içinde yer alabilmek isteyen veya ABD ile STA imzalamak isteyen ülkelerin şirketlerinin ABD’de lobicilik faaliyetleri yürütmesinin beklendiğini belirtti.

Birinci panelin son konuşmacısı Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Ekonomi, Ticaret ve Tarım Birim Başkanı Michele Villani ise TTIP sürecini çok taraflı hale gelmemesinin (multilateralising) stratejik bir hata olacağını belirtti. Türkiye’nin TTIP sürecine girmeye nitelikleri itibariyle uygun olduğunu, bununla beraber şu aşamada TTIP sürecine herhangi bir ülkeyi dahil etmenin yanlış olacağını kaydetti. Villani, Türkiye’nin uluslararası ticaret konularında bazı kapsamlı reformlara gitmesinin bir önkoşul olarak değerlendirmesi gerektiğini, tarım sektörünün bu bağlamda yüksek seviyede korunduğunu belirtti. Hizmet ticaretinde ise Türkiye’nin kurallar bakımından kapalı olduğunu ifade eden Villani, Türkiye’nin Gümrük Birliği Antlaşması’nı derinleştirmesi yönünde göstereceği çabaların aynı zamanda bu konularda yapılacak reformları da hayata geçireceğini söyledi.

TTIP kapsamında ortaya çıkan yeni kural ve düzenlemeler ile Türk şirketlerinin süreçte atması gereken adımların tartışıldığı ikinci panelde, TEPAV Ticaret Çalışmaları Merkezi Direktörü Bozkurt Aran, TTIP sürecinin ortaya çıkması, ilerleyip günümüze gelmesi, Türkiye’ye muhtemel etkileri ve alınması gereken önlemler konusunda detaylı bir sunum yaptı. Aran, “TTIP süreci birden ortaya çıkmadı, geleceği önceden belliydi, Trans Pasifik Ortaklığı’nda (TPP) sağlanan başarı ABD’yi TTIP sürecine itti.” Şeklinde konuştu. TTIP’nin uluslararası düzende oyunun kurallarını değiştirecek bir girişim (game changer) olacağını belirten Aran, Türkiye için bir başka seçeneğin de, müzakerelerde ilerleme kaydedilip bazı konular üzerinde anlaşmaya varıldıktan sonra oluşacak olgun ortama, Türkiye’nin “docking” yapmak suretiyle dahil olmak olduğunu, Kanada ve Japonya’nın Pasifik’teki TPP müzakerelerine bu yolla dahil olduğunu söyledi. Aran, TTIP’in oluşturmayı öngördüğü uluslararası ticaret ortamına Türkiye’nin uyum gösterebilmesi amacıyla şimdiden bazı alanlarda kapsamlı reformlar yapmasının gerekliliğini kaydetti.

Panelin ikinci konuşmacısı Wim van Velzen ise AB Parlamentosu’nun onayını almanın Türkiye için önemli olduğunu belirtti. Velzen, Yatırımcı-Devlet Anlaşmazlık Çözümü (ISDS) mekanizmalarının önemine vurgu yaptı. Bu gibi anlaşmalarda dışarıdan gelecek ülkelere olan direncin yüksek olduğunu, uygun stratejileri kullanarak bir ülkenin bunu kırabileceğini söyledi. Şirketten şirkete görüşmelerin AB nezdinde de önemli olduğunu, bu bağlamda Türk şirketlerine lobicilik faaliyetleri açısından önemli rol düştüğünü sözlerine ekleyen Velzen, Türkiye’ye aktif olmayı ve bir temel hazırlamak için katılımcı olmayı önerdi. Jim Turner da  “TTIP süreci bir sır değildir, ancak Türk şirketlerini ABD’de hiç göremiyoruz” diyerek destekte bulundu. Etkinliğin son konuşmacısı Soner Samuel Memish Türkiye’nin şu anda TTIP’in bir parçası olamayacağının anlaşıldığını, bu bakımdan TTIP’de ele alınan unsurlara ilişkin şimdiden ilerleme sağlayacak şekilde bir strateji geliştirmesinin önemini vurguladı.

 

Toplantı videosunu izlemek için tıklayınız.

« Tüm Haberler