Arşiv

  • Nisan 2021 (4)
  • Mart 2021 (15)
  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)
  • Aralık 2020 (16)
  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)

    Neden?
    Fatih Özatay, Dr. 07 Nisan 2021
    Dün, mart ayında tüketici enflasyonunun yüzde 16,2 olduğu açıklandı. Ekim 2019’dan bu yana neredeyse kesintisiz bir yükseliş var enflasyonda. Son olumsuz gelişmelerden önce, enflasyonun mart ve nisan aylarında yükselmesi bekleniyordu. Tepe noktasının yüzde 17 civarında olacağı düşünülüyordu. Genel kanı, ikinci yarıda enflasyonun belirgin biçimde düşeceği yönündeydi. Mart ayı enflasyonu, dolayısıyla, beklentilerle uyumlu. Buna karşılık, son kur şoku, bundan sonraki gelişmelerin daha önce beklenenden farklı olması riskini yarattı. Hem enflasyonun tepe noktası daha yukarıda oluşacak hem de enflasyonda azalma süreci bir miktar ötelenecek. Elbette mevcut koşullar altında. [Devamı]
    Yeni ekonomik model?
    Fatih Özatay, Dr. 02 Nisan 2021
    Gazete köşelerinde, konferanslarda, televizyon ekranlarında, artık her neredeyse ‘yeni ekonomik model’ diye ahkâm kesen özellikle etkili ve de yetkili olduklarını düşünen kişilerin oturup bir düşünmelerinde sayısız fayda var. Neden Hazine’nin beş yıl vadeli tahvilinin faizi %20’ye sıçradı? Neden önümüzdeki on iki aylık dönemde -cari işlemler açığından doğacak döviz ihtiyacı dışında- 190 milyar dolar dış borç ödemesi olan Türkiye, gelişmiş ülkelerin dolar cinsinden borçlanma faizinin beş puan üzerinde bir maliyete katlanmak zorunda? Ve neden bu maliyet açısından başı bir türlü krizlerden kurtulmayan Arjantin’den sonra ikinci sırada? Neden Türkiye’de politika faizi %19 iken, Türkiye ile birlikte G20 üyesi olan ülkelerden Brezilya’da %2.75, Endonezya’da ve Güney Afrika’da %3,5, Hindistan ve M [Devamı]
    Hemen yapılabilecek iki şey
    Fatih Özatay, Dr. 31 Mart 2021
    Sözün bittiği yerdeyseniz ya da oraya çok yaklaşmışsanız sadece sözle bir şey elde edemeyeceğiniz gerçeği yeteri kadar açık olmalı. Bir merkez bankası başkanı göreve başlayalı daha dört ay olmuşken ve bir faiz artırımı kararından sonra görevden alınıyorsa, hele ekonominizde belirgin kırılganlıklar varsa, döviz talebinin yükselmesi ve döviz arzının azalması kaçınılmazlaşır. Döviz kuru keskin biçimde yükselme eğilimine girer. [Devamı]
    Herkesin zaten bildiği bir alanda hoca olmak…
    Fatih Özatay, Dr. 26 Mart 2021
    Bu satırların yazarı kıymetini hiç mi hiç bilmemiş. Sen kalk, tüm çocukluğunda mühendis olmak istediğini söyle, üniversite seçerken ilk sıraya makine mühendisliğini yaz, ODTÜ’ye gir, makine mühendisliği oku, mezun ol, bir yıl makine mühendisi olarak çalış, sonra kalkıp “açmadı bu iş beni diye” ekonomi tahsil etmeye kalk. Merkez bankacı falan ol, yetmedi, ekonomi hocası olup ekonomi dersi vermeye kalk, o da yetmezmiş gibi bir de gazete köşesinden –gerçi o köşe sürekli sayfa değiştirmekte ama olsun- ahkâm kes. [Devamı]
    Nafile işlere kalkışmamak…
    Fatih Özatay, Dr. 24 Mart 2021
    Ortalık toz duman. Bu kargaşa içinde en iyisi ‘akademik’ takılayım ama gündemden de uzaklaşmayayım. Cumartesi günü TOBB-ETÜ Ekonomi Bölümü üçüncü sınıf öğrencilerine verdiğim ‘Para Teorisi ve Politikası’ dersinin ara sınavı vardı. Sorulardan biri şöyleydi: “Bir mali varlığın fiyatı iktisadi temellere dayanıyorsa bu fiyatta balon oluşmuş mudur? Mali varlık fiyatlarında balon nasıl oluşabilir? Merkez bankaları balon oluşumunu engellemeli mi?” [Devamı]
    Şimdi gevşek, yarın disiplinli
    Fatih Özatay, Dr. 19 Mart 2021
    Temel nedeni eğitim sistemimiz olsa gerek. Ezbere çok yatkınız: “Maliye politikasında disiplin şart”. Elbette öyle. Ama ne anlıyorsunuz mali disiplinden? Hemen her koşulda bütçe açığını azaltmayı mı? Buna yanıtınız evetse, kusura bakmayın bu benim mali disiplin anlayışıma uymuyor. Uymadığı gibi çok anlamsız buluyorum. [Devamı]
    Sonu var mı?
    Fatih Özatay, Dr. 17 Mart 2021
    TCMB’nin yeni bir Para Politikası Kurulu kararı alacağı haftadayız. TCMB’nin ne yapması gerektiği hakkında rivayet muhtelif. Önemli miktarda faiz artırılması gerektiğini savunanlar var. Çıkış noktaları şöyle özetlenebilir: [Devamı]
    ‘Reel kurcu’ görüşün dayanılmaz çekiciliği
    Fatih Özatay, Dr. 10 Mart 2021
    Yıllardır beni rahatsız eden bir Türkiye ekonomisini ‘okuma’ biçimi var. Şöyle özetlemek mümkün: Ekonomide olan biten ağırlıklı olarak liranın yabancı para birimleri karşısındaki reel değerindeki gelişmeye (yurtiçi ve yurtdışı enflasyon farkından arındırılmış biçimine) bağlanılıyor. Reel kur endeksi bu iktisatçılar için neredeyse ekonominin en önemli göstergesi. [Devamı]
    TCMB’nin önündeki sorun
    Fatih Özatay, Dr. 05 Mart 2021
    Şubat ayına tüketici enflasyonu %15.6 oldu. Temel enflasyon göstergeleri ise yaklaşık bir puan daha yüksek. Geride bıraktığımız yıldaki hızlı kredi artışı ve kur sıçramasının enflasyon üzerindeki olumsuz etkilerinin bir süre daha devam etmesi beklenir. Ek olarak emtia fiyatları yükseliyor. Enerji dışı emtia fiyatları dünya genelinde 2019 düzeyinin %20 kadar üzerinde. Enerji fiyatlarında da artış var ancak enerji grubunun fiyat düzeyi henüz 2019 düzeyini geçmedi. Düzeyleri bir taraf, enerji dışı ve enerji fiyatlarının artıyor olmaları bizdeki enflasyon açısından sevimli değil. Bu koşullar altında birkaç ay içinde enflasyonun biraz daha yükselmesi, mesela %17’ye ulaşması mümkün. [Devamı]
    41. yılda son kırk yılda geldiğimiz noktada bir değişiklik oldu mu?
    Fatih Özatay, Dr. 03 Mart 2021
    Bundan bir yıl önce Dünya gazetesinin 40. yılı nedeniyle uzun bir yazı kaleme almıştım. “Durum: 1980-2019” başlıklı ilk bölümün kıssadan hissesi şuydu: “Zengin ülkelerle aramızda önemli bir gelir farklılığı var ve dahası bunca yıldır bu fark arzu edilen ölçüde azalmamış. Bu olgu bir kader değil; bu farkı hızla azaltan ülkeler var.“ Sadece kişi başına gelir düzeyi açısından değil başka önemli göstergeler açısından da önemli sorunlarımız vardı. Mesela beşeri kalkınmışlık sıralamasında 189 ülke arasında 51. durumdaydık. İkinci bölüm, “Durumun arkasındaki olası nedenler” başlığını taşıyordu. Yetersiz tasarruf düzeyimiz, nitelik ve nicelik açısından yetersiz eğitim düzeyimiz ve yüksek teknolojili mal ihracatımızın (ve üretimimizin) toplam içindeki payının düşüklüğü temel unsurlar olarak belirti [Devamı]