Güven Sak yazısında 2001 krizinin ertesinde uygulanan ilk reform sürecinin başarısının Türkiye'nin gündemine İkinci nesil reform programını getirdiğine dikkat çekti. Türkiye'nin dünyada bu reformlara ihtiyaç duymuş olan tek ülke olmadığını ifade eden Sak, "Dolayısıyla TEPAV'ın Ağustos 2007'de yayımlanan ‘İkinci Nesil Reform Sürecinin Öncelikleri' başlıklı çalışmasındaki ‘ikinci nesil reform' tanımlamasını biz çıkarmadık. Biz yalnızca bir durum tespiti yaptık" dedi. Sak, birinci nesil reform sürecinde kuralları başarıyla değiştirebilen Türkiye'nin, artık ikinci nesil reform sürecine girmesi ve kurumlarını değiştirmeye başlaması gerektiğini belirterek, Türkiye'nin iktisadi reform sürecinde yeni bir dönemin acilen başlaması gerektiğini açıkladı.
Güven Sak yazısında şu ifadelere yer verdi: "Gelin zor olanları alt alta sıralayalım: Birincisi, 2002 yılında yapılması gerekenler belliydi. Şimdi ise ayrıntılı ve Türkiye'ye özgü öncelikleri olan bir yeni program tasarlamak gerekiyor. Bu ilk zorluk. İkincisi, dün makro yönetim dar bir teknokratik elit eliyle pekala yürütülebiliyordu. Kamunun kalan bölümlerine kolay komutlar iletmek gerekiyordu. İdareden beklenen, işlevini yerine getirmemesi, yalnızca ve esas olarak harcama yapmamasıydı. Halbuki bugün herkesin büyüme sürecine katkı sağlamak üzere işlevini yerine getirmesi gerekiyor. Bugün iş, sadece en tepede değil, en tepeden en aşağıya teknik ve idari kapasite gerektiriyor. Kamu yönetiminde koordinasyon gereği artık bir büyük gereklilik olarak beliriyor. Üçüncüsü, bu reform süreci birden etkisini gösteren tedbirler içermiyor. Üstelik Türkiye örneğinde bir dizi "problemli" alanı içeriyor. (Bakınız yargı ve eğitim reformu). Bu nedenle başarılı bir iletişim stratejisine de ihtiyaç var artık. "
Yazının tamamına ve TEPAV Bülten'e aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.


