logo tobb logo tobbetu

Tümtürk: “Doğu Türkistanlılar Bölgede Varolma Mücadelesini Ortaya Koyacaktır” Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları ihlalleri TEPAV’da konuşuldu
Haber resmi
07/08/2014 - Okunma sayısı: 2310

ANKARA –Dünya Uygur Kongresi Başkan Yardımcısı Seyit Tümtürk sivil halkın katledilmesine kesinlikle karşı olduklarını ifade ederek, “Ancak Doğu Türkistanlılara hayat hakkı tanınmaz ise, alternatif çıkış yolu bırakılmaz ise, Doğu Türkistanlılar ölümüne o bölgede var olma mücadelesini ortaya koyacaktır” dedi.

 

Ramazan Bayramı’nın ilk günü başlayan olaylarla tekrar dünya kamuoyunun gündemine gelen Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’ndeki gelişmeler TEPAV’da ele alındı.

TEPAV Araştırmacısı Hüseyin Raşit Yılmaz’ın moderatörlüğünü yaptığı “Uygur Özerk Bölgesi’nde İnsan Hakları İhlalleri” başlıklı toplantıda Seyit Tümtürk, Uygur Özerk Bölgesi’nin dünya medeniyetine pek çok katkı sunmuş olan Uygur Türklerinin tarihi anavatanı olduğunu belirtti. Uygur Özerk Bölgesi’nin asırlardan beri Çin toprağı olduğu yönündeki algılamaya karşın 1933’te Kaşgar’da kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti ve 1949’da Alihan Töre önderliğinde Gulca’da kurulan bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti’ni hatırlatan Tümtürk, “Doğu Türkistan Çin toprağıdır, o coğrafya artık kaybedilmiştir şeklindeki algılamayı kesinlikle kabul etmiyoruz. Doğu Türkistan, 65 sene önce bağımsız bir devletti.” şeklinde konuştu.

Tümtürk Çin işgali döneminde uygulanan asimilasyon politikalarına değinerek, 1964 ile 1997 yılları arasında bölgede toplam 46 nükleer deneme gerçekleştirildiğini,  1985 yılından bu yana tek çocuk politikasının dayatıldığını ve son dönemde zorla kürtaj uygulamalarının yaygınlaştığını belirtti. “Bu adı koyulmamış bir katliamdır, soykırımdır. Dünyada bu uygulamanın eşi ve benzeri yoktur” diyen Tümtürk, fiziki asimilasyonun yanı sıra din ve vicdan hürriyetini ihlal eden politikaların da uygulanmakta olduğunun altını çizdi. Tümtürk Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’ne göçü teşvik ederek bölgenin demografik yapısını değiştirmek için devlet imtiyazlarını ve imkanlarını seferber ettiğini belirterek, “Gelecekte olası bir referandum durumunda Doğu Türkistan’ın Çin toprağı olarak kalması için her türlü önlem alınmış durumda. Bizi en çok kaygılandıran konu da budur” dedi.

Yarkent şehrinde cereyan eden ve bölgeye uluslararası haber ajanslarının ve yardım kuruluşlarının girişi engellendiği için sağlıklı bilgi alınamayan hadiselerle ilgili son durumu aktaran Tümtürk, ölü sayısının büyük çoğunluğu sivil Uygurlar olmak üzere Çin’in açıkladığı rakamın çok üstünde olduğunu ifade etti. Tümtürk, olayların fitilini ateşleyen şeyin dini vecibelerini yerine getirirken katledilen 30 Uygur kadın olduğunu belirterek, Ramazan ayında zirveye çıkan oruç, namaz, başörtüsü vb. yasakların Uygur toplumunu çok rahatsız ettiğini, buna rağmen Uygur Türklerinin olabildiğince itidalli davrandığını söyledi. Uygur kadınlarının katledilmesi üzerine başlayan geniş katılımlı toplantılarda Çin hükümetinin protesto edildiğini, demokratik protestoların çok kanlı bir şekilde bastırıldığını ifade eden Tümtürk, halen bölgeyle sağlıklı iletişim kurulamadığını, özellikle iki Uygur köyünde yaşayan bütün sivillerin hayatıyla ilgili büyük endişe taşıdıklarını belirtti.

Tümtürk sivil halkın katledilmesine kesinlikle karşı olduklarını kaydederek şöyle konuştu:

“Ancak Doğu Türkistanlılara hayat hakkı tanınmaz ise, alternatif çıkış yolu bırakılmaz ise, Doğu Türkistanlılar ölümüne o bölgede var olma mücadelesini ortaya koyacaktır. Biz uluslararası rekabette Çin’i istikrarsızlaştırma ya da Çin’i frenlemenin bir aracı olmak istemiyoruz. Biz Çin’in işgalinde yok olmayı değil Çin’le iyi komşuluk ilişkileri geliştirerek, bu iyi komşuluk ilişkilerini bölgenin huzur ve refahına sunmayı önemsiyoruz ve bunu ciddiyetle teklif ediyoruz.”

Türkiye- Çin ilişkilerinin zarar görmesini arzu etmediklerini vurgulayan Tümtürk, öte yandan Çin’in de Türkiye ile soy, kültür ve tarih birlikteliği olan Uygurlara karşı uyguladığı aşırı sert politikayı terk etmeden ilişkilerin istenilen seviyeye gelmesinin zor olduğunu söyledi.

Tümtürk Dünya Uygur Kongresi Başkanı Rabia Kadir’e neden Türkiye tarafından vize verilmediği ile ilgili bir soruyu ise şöyle cevapladı:

“Türkiye’de Doğu Türkistan davasını belki 30 yıl geriye götüren olay 1998 yılında Mesut Yılmaz hükümeti tarafından çıkarılan genelgedir. Çok şükür bu genelge geç de olsa 2010 senesinde iptal edilmiş ve kötü bir hatıra olarak kalmıştır. Türkiye, Doğu Türkistan konusuna insani bir perspektifle yaklaşan ülkelerin en başında gelmektedir. Ümit ediyorum ki bazı pürüzler de zamanla ortadan kalkacaktır.” dedi.

Yazdır

« Tüm Haberler