logo tobb logo tobbetu

Köşe Yazıları

Fatih Özatay, Dr. - [Yazarın tüm yazıları]

Merkez Bankası reel kur hakkında konuşarak risk mi alıyor? 14/11/2012 - Okunma sayısı: 2045

 

Son yazımda liranın değerlenme baskısı altında kalması halinde Merkez Bankası'nın (MB) neler yapabileceğini tartışmaya çalışmıştım. Pazartesi günü, MB Başkanı böyle bir durumda faiz koridorunu ve politika faizini aşağıya çekebileceklerini söyledi. MB'nin bugüne kadar yaptıkları dikkate alındığında, faiz koridorunda indirim zaten ilk akla gelen politika tepkisiydi. Buna karşın, sözünü ettiğim yazımda politika faizinin düşürülmesi olasılığının şimdilik az olduğunu, enflasyonda düşüş belirginleşirse gündeme gelebileceğini belirtmiştim. Demek ki MB böyle düşünmüyor; politika faizinde küçük bir indirim olasılığını da dışlamıyor.

MB Başkanı'nın açıklamasında asıl ilginç olan döviz kuru için söyledikleriydi. MB'nin yayınladığı bir reel kur endeksi var. Bu endeks, çeşitli para birimleri ile lira arasındaki kurları ve bu para birimlerinin geçerli olduğu ülkelerle Türkiye'deki enflasyonu dikkate alarak oluşturuluyor. Amaç, nominal döviz kurundaki hareketlerden enflasyon farklılıklarındaki oynamaları ayıklamak. Dolayısıyla, Türkiye'nin çeşitli ülkelere göre rekabet gücünün ne düzeyde olduğunu yansıtmaya çalışmak. Endeksteki yükselme liranın enflasyondan arındırıldığında (reel olarak) değerlendiğini gösteriyor. Tersine, endeksin daha düşük değerler alması liranın reel olarak değer kaybettiği anlamına geliyor.

MB'nin dört farklı reel kur endeksi var. Üçü tüketici, biri ise üretici enflasyonları kullanılarak hesaplanıyor. Tüketici enflasyonları kullanılanlardan birincisi gelişmekte olan ülkeleri, ikincisi gelişmekte olan ülkeleri, üçüncüsü ise hepsini kapsıyor. Öyle anlaşılıyor ki MB Başkanı tüketici enflasyonlarına dayanan ve gelişmekte olan ülkelerle gelişmişleri birlikte dikkate alan endekse gönderme yapıyor. Bu endeksin 130'u geçmesi halinde MB'nin her türlü aracı kullanarak liradaki bu değerlenmeyi engellemeye çalışacağını belirtti. Endeksin 120-125 arasındaki bölgede gezinmesi halinde ise ılımlı tepkiler vererek değerlenme baskısını azaltmaya çalışacaklarına dikkat çekti. Ekim ayındaki değeri 117.4 olan endeksin Ocak 2005'ten bu yana hareketleri grafikte gösteriliyor. Ayrıca MB Başkanı'nın belirttiği düzeyler grafikte yatay çizgilerle işaretlenmiş durumda.

Küresel krizden sonraki dönemde merkez bankacılığı adına çok şey değişti. Çoğu merkez bankası yeni para politikası arayışına girdi. Bizim merkez bankası da bu, arayışta olan bankalardan biri. 2010 sonlarından bu yana 'çok amaçlı - çok araçlı' bir para politikası uyguluyor. Bu yeni arayışların temel nedeni, fiyat istikrarının yanı sıra finansal istikrarı da gözeten bir para politikası uygulamaya çalışmak. Tüm bu arayışlar anlaşılır nedenlere dayanıyor dolayısıyla. Buna karşılık, merkez bankalarının döviz kuru hakkında konuşmaları pek alışılageldik bir davranış biçimi değil. Hele bu merkez bankası gelişmiş bir ülkenin merkez bankası değilse ve finansal piyasalarda belirsizlik hüküm sürüyorsa. Elbette bir şeyin 'alışılageldik' olmaması illa yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Ancak riskli bir davranış olduğu açık, bir merkez bankası risk alıyorsa bu riskin boyutunu, ne getireceğini ve ne götüreceğini hesaplamaya çalışmıştır mutlaka. Umarım bizim merkez bankası bu hesabında yanılmaz ve Başkan'ın açıklaması liranın değerlenmesi olasılığına karşı, bir ilk önlem şeklindeki sözlü bir müdahale düzeyinde kalır.

 

fat.jpg


Bu köşe yazısı 14.11.2012 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

 

Paylaş Bookmark and Share

« Diğer köşe yazıları