logo tobb logo tobbetu

Köşe Yazıları

Güven Sak, Dr. - [Yazarın tüm yazıları]

Mısır’daki akıntı tüm gemileri yükseltir 24/11/2012 - Okunma sayısı: 1892

 

Mısır, bölgesel liderlik rolüne geri döndü. Gazze’de İsrail ile Filistin arasında bir hafta süren çatışma sonrasında ateşkes sağlanmasında hayati bir rol üstlendi. Yine bu hafta heyecanla beklenen 4,8 milyar dolarlık kredi için IMF ile ön anlaşmaya varıldı. İç politikaya gelirsek, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi Şura Meclisi ile birlikte kendisini ve Kurucu Meclis’i tüm mahkeme kararları karşısında dokunulmaz kıldı. Bunlar bir haftadan kısa sürede gerçekleşti.

Bana kalırsa bu gelişmelerden en önemlisi IMF ile ilgili olandır. Mısır’ın daha güçlü bir bölgesel aktör olmasının tek yolu daha güçlü bir ekonomiye sahip olmasıdır. Mısır ekonomisinin güçlenmesi hem ülkeye hem de bölgeye istikrar getirecektir.  Nasıl akıntı tüm gemileri yükseltirse, Mısır’ın istikrara kavuşması Türkiye’nin de yararına olacaktır. Öte yandan, Mısır ekonomisi bozulursa biz de kendimizi fırtınanın içinde buluruz.

Bu aralar TEPAV’da Mısır, Türkiye ve Avrupa Birliği ekonomileri arasındaki tamamlayıcı unsurları araştırarak ekonomik işbirliği olanaklarını ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Belirlediğimiz sorun alanlarından belki de en önemlisi sübvansiyon programının sürdürülebilir ve hedef odaklı olmaması. Hedef odaklı olmayan sübvansiyonlar israftan öte bir şey değildir. Ayrıca, fiyat serbestisi olmadığından eldeki veriler güvenilir değildir. Allahtan, maliye reformu Mısır’ın yeni ekonomik programının temel öğelerinden biridir.

Yıllık toplam maliyeti 15 milyar dolar civarında olan elektrik ve benzin sübvansiyonları Mısır bütçesindeki en büyük beşinci harcama kalemini oluşturmaktadır. 2011 yılı itibariyle Mısır’ın bütçe açığı milli gelirin yüzde 8’ine tekabül etmektedir. Bunun sürdürülemez olduğunu söylemeye herhalde gerek yok. Hedef odaklı olmayan sübvansiyonlar neden israftır? Elektrik tüketiminin yüzde 20’sinin klima ve havalandırma için kullanıldığı bir ülkede elektrikte tavan fiyat uygulamasına gitmek sadece Şarm El-Şeyh’deki zengin yabancı turistlerin işine yaramaktadır. En azından birkaç ay önce Kahire’de serin bir konferans salonunda ürperdiğimde böyle düşünmüştüm. Halihazırda daha fazlasını harcama gücü olanların Mısır’daki seyahat masraflarını düşürmek Mısırlı yoksullara hiçbir fayda getirmemektedir. Kıssadan hisse, hedef odaklı olmayan sübvansiyonlar çöpe gitmektedir.

Meseleye bir de uluslararası ölçekte bakalım. Ekim ayında, hükümete ait Ahram Online gazetesi, 2012 yılında Mısır’ın Libya’ya çimento ihracatındaki artışla ilgili bir haber yayımladı. Bu gelişme ilk bakışta kulağa hoş gelebilir. Ancak çimento üretim hattının yüksek düzeyde enerji tüketimi gerektiren bir yapısı olduğu düşünüldüğünde işin rengi değişmektedir. Enerji fiyatları yüksek oranda sübvansiyona tabiyse, sanayi performansına ilişkin sağlıklı bir kıyaslama yapmak mümkün değildir. Mısır’da piyasada enerji fiyatları şu anda olduğundan yüksek olmalıdır; aksi takdirde çimento ihracatı verimsizliğe işaret eder. Yani, Mısır’da enerjide tavan fiyatı uygulaması pratikte Libya’nın inşaat sektörünü sübvanse ediyor olabilir. Sanıyorum bunu kamuoyuna nasıl açıklayacağına dair fikri olan hiçbir Mısırlı politikacı yoktur.

Türkiye fiyat reformlarına 1980’lerin başında başlamıştır. Formül oldukça basittir:  Yoksullara yönelik hedef odaklı programlar tasarla, hedef odaklı olmayan programları kaldır, israftan kaçın.

Bu köşe yazısı 24.11.2012 tarihinde Hürriyet Daily News'te yayımlandı.

Paylaş Bookmark and Share

« Diğer köşe yazıları