Arşiv

  • Ekim 2022 (2)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)

    G-20 gündemi nasıl daha Güneyli hale gelir?

    Güven Sak, Dr.09 Haziran 2012 - Okunma Sayısı: 1293

    Bir başka G-20 zirvesine yaklaşıyoruz. Bu kez zirve Haziran ortasında Meksika’nın Los Cabos kentinde yapılacak. G-20, güçlü ekonomilerin liderlerin özünde fikir alışverişinde bulundukları bir platform. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden oluşuyor (İsviçre ile AB delegasyonu vasıtasıyla temsil edilen Hollanda ve İspanya hariç).

    G-20 bir müzakere masası değil; daha ziyade liderlerin üst düzey küresel meseleler hakkındaki anlayışlarını kişisel olarak güçlendirmeyi hedefliyor. Kesinlikle iyi bir fikir… Tip O’Neill’ün meşhur ifadesine göre “Siyaset tamamıyla yerel bir mevzudur”. Joe Biden, O’Neill’in sözünden hareketle bir adım ileri gitmiş ve “Siyaset sadece yerel değil, aynı zamanda hayli kişiseldir” demiştir. Liderlerin kişisel olarak fikir alışverişinde bulunmaları küresel barış ve refah için iyidir. Ve bu alışveriş ne kadar kişiselse, o kadar verimlidir. Örneğin, çalışmalar G-8’in verdiği sözleri tutma konusunda G-20’den daha başarılı olduğunu göstermektedir. Gruptaki kişi sayısı tek haneliyken insanlar daha kişisel olabilmektedir.

    Öte yandan, G-20 zirvelerinin gündemiyle ilgili bir sıkıntım var. 2010 Seul Zirvesi’nden sonra, kalkınma meselelerine daha fazla önem atfedileceğine dair bir beklenti vardı. Yine de, gündemin vurgusunda herhangi bir değişiklik olmadı. Ve bana kalırsa mevcut haliyle gündem çok fazla Kuzey (merkez) odaklı ve yeterince yapısal değil. Müsaadenizle kuzeylilik ile ne kastettiğimden başlayayım: Evet, gündem uluslararası kuruluşların değişen yönetişim yapısına atıfta bulunmaktadır. IMF yönetiminde oy haklarının yeniden dağıtılması buna güzel bir örnektir. Bu önemli midir? Elbette. Peki, Güney için refaha giden yolu tıkayan tek engel bu mudur? Yoksa yerküreyi çevreleyen asırlık ticaret ve lojistik mabedi midir?

    İsterseniz daha açık konuşayım: Hiç İstanbul’dan Lahor’a bir paket göndermeyi denediniz mi? Ben size söyleyeyim: Paketi nihai olarak doğuya göndermek için öncelikle batıya göndereceksiniz. Mallar önce Rotterdam veya Hamburg’a gidecek ve Karaçi’ye giden bir konteynır gemisine yüklenecek. Küresel sistem işte böyle işlemektedir. İstanbul’dan Lahor’a mal göndermek tamı tamına 26 gün sürmektedir. Türkiye’de Pakistan’dan “dost ve kardeş ülke” diye bahsedilir. Fakat retorik pratikte başarısız olmaktadır. Türkiye ile Pakistan arasındaki bağlantısallık oldukça düşüktür. Hindistan ve Çin arasında da aynı sorun vardır. Bana kalırsa, Güney ülkeleri arasındaki bağlantısallığı artırmak için zamanda geri gitmemiz gerekmektedir.

    Demiryollarının ve Büyük Oyun’un yaşandığı zamanlara geri dönmeliyiz. O zamanlar insanlar demiryolu koridorlarının ve yeni ticaret rotalarının Güney’i refaha kavuşturmak için hayati önemde olduğunu biliyorlardı. Alın size G-20 için güçlü bir gündem konusu: Güney-Güney bağlantısallığı.

    G-20’nin küresel ekonomik kriz gibi güncel meselelere odaklanması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak, bunu yaparken yapısal meseleler göz ardı edilmemelidir. Başbakan Erdoğan G-20’de kredi derecelendirme kuruluşlarında çifte standart meselesini gündeme getirecek mi? Herkeste şöyle bir önyargı var: Kuzey bir şekilde çizgiyi aştıysa, haklı bir sebebi vardır. Güney’den biri aynı şeyi yaptığında ise suç kastı aranır. Örneğin, Kuzey’de ve Güney’de meydana gelen krizlere karşı yaklaşımı ele alın. Kuzey’de ekonomik zorluk varsa, sorun sistemiktir; kurallar değiştirilir. Aynı şey Güney’de yaşandığında ise kendi sorunlarıdır; zira oyunu kurallarına göre oynamamışlardır. Bu devasa ticaret ve lojistik mabedi  yüzünden siz de aldatılmış hissetmiyor musunuz? Açıkçası ben ediyorum.

    Netice itibariyle, G-20’de iki çeşit ülke vardır: Kurallara uyması gerekenler ve kuralları değiştirenler. Yani merkez ülkeler ve çevre ülkeler; egemen çevreler ve diğerleri. İşte şimdi bu yapıyı yeniden gözden geçirmek gerekmektedir.

    Bu köşe yazısı 09.06.2012 tarihinde Hürriyet Daily News'te yayımlanmıştır.

    Etiketler: G20 Çalışmaları, G20,
    Yazdır