Arşiv

  • Ekim 2020 (10)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)

    Etiketler

    Örtülü operasyonlar cevap bekleyen sorular

    Nihat Ali Özcan, Dr.22 Nisan 2014 - Okunma Sayısı: 1209

    Milli İstihba-rat Teşkilatı’nın yapısını güçlendiren, yeni görevler veren ve mali imkânlar sağlayan yasa TBMM’den geçti. Cumhurbaşkanı Gül’ün imzası bekleniyor.  
    Yasa farklı açılardan ele alınabilir. Güvenlik, hukuk, kurumlar arası ilişkiler, dış ve iç politika gibi. İstihbarat disiplini açısından ele alındığında ise değişikliklerin ve yeni görevlerin Türkiye ve MİT için bir dönüm noktası olduğunu söyleyebiliriz.
    Yeni yasa, MİT’e istihbarat üretmek için ihtiyaç duyduğu bilgi ve verilere daha kolay ulaşabileceği düzenlemeler getiriyor. Yine kurumu, çalışanlarını istihbarata karşı koyma konularında tahkim ediyor. Ayrıca, bazı önemli eksiklikleri olsa da denetim yollarını açıyor. Son olarak pahalı bir devlet faaliyeti olan istihbarat üretimine yeni ve önemli mali kaynak sağlıyor.   
    Yeni yasanın en dikkat çekici yönü MİT’e “örtülü operasyon yapma” görev ve yetkisini vermesidir. Örtülü operasyonların özellikleri, görevlendirme kararının Bakanlar Kurulu tarafından verilecek olması konuyu tartışmalı hale getirmektedir. Böyle bir yetkinin verilmesi, Bakanlar Kurulu’nun bu kararı kolayca alacağı, MİT’in uygulayacağı anlamına gelmez.

    Beş kategori örtülü operasyon
    İstihbarat disiplini, “Örtülü Operasyon”ları genel olarak beş kategoride sınıflandırır. Sınıflandırmada, görevin “şiddet”le ilişkisi ve inkâr edilebilirliği belirleyicidir.
    Örtülü operasyonlar devlet ya da devlet dışı aktörleri hedef alır. Yöntemleri; propaganda, aktif/pasif politik aktiviteler, ekonomik destek/çökertme, sabotaj, hedef ülkelerde rejim değişikliği/hükümet darbesi ve son olarak yarı askeri operasyonlardır.  
    Bu noktada en çetrefilli ve tartışmalı konular, sabotaj, hedef ülkede rejim değişikliği/darbe ile yarı askeri operasyonlardır.
    Bunlar, yurtdışında örtülü suikastlar gerçekleştir-mekten, sabotaj, yeraltı teşkilatları kurulmasına, gerilla grupların oluşturul-masından, desteklenmesine kadar bir dizi faaliyeti kapsar.
    Birkaç gün önce Yemen’de, El-Kaide militanlarına karşı ABD’nin insansız hava araçları ile saldırı düzenlemesi gibi.

    Yeni görevler, yeni teşkilatlar
    Dünyadaki diğer örneklerde de konu oldukça karmaşıktır. “Örtülü operasyon” görevi MİT’in bir nevi özel kuvvetler birimlerine sahip olmasını gerektirmektedir. Çünkü hükümet darbeleri, politik-askeri bir kapasite gerektirirken, paramiliter faaliyetler ağırlıklı olarak özel kuvvetlerin ilgi alanında olan işlerdir. Tamamen askeri nitelikte bir faaliyettir. Yeraltı yıkıcı faaliyetlerden, gerilla gruplarının teşkilatlandırılmasına, yetiştirilmesine ve desteklenmesine kadar geniş bir yelpazeyi içerir.   
    Türkiye için risk ve tehdit sınıflandırılması yapıldığında MİT için en acil görev örtülü operasyon yeteneği kazanmak ve bu amaçla kapasite inşasına gitmektir.
    Dünyanın değişik ülkelerinde uygulamalar farklı olmakla birilikte cevabı aranan bir dizi de soru vardır. Konu üzerine çalışan uzmanların ortaya attığı temel sorun alanları şunlar: MİT personeli ile Silahlı Kuvvetler’in müşterek operasyonu durumunda hukuki pozisyonları ne olacaktır? Ya da MİT personelinin Uluslararası Silahlı Çatışma Hukuku karşısında statüsü ne olacaktır? Cenevre Sözleşmeleri bu personeli ya da bu hiyerarşi içindeki askeri personeli kapsar mı? Yine, böyle bir durumda emir komuta zinciri nasıl işleyecektir. Silahlı Kuvvetler’in yurtdışında görevlendirilmeleri TBMM yetkisinde iken, MİT yeni düzenlemede Bakanlar Kurulu kararı ile böyle bir göreve gönderilebilecektir.
    Şimdilik cevap bekleyen sorular bunlar gibi görünüyor.

     

    Bu köşe yazısı 22.04.2014 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler:
    Yazdır