Arşiv

  • Temmuz 2020 (4)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)

    Etiketler

    PKK sorununun yakın geleceği

    Nihat Ali Özcan, Dr.20 Ekim 2015 - Okunma Sayısı: 1249

    PKK sorununun yakın geleceği kısa vadede üç temel faktöre bağlı. Seçim sonrası kurulacak hükümetin kompozisyonu, Ortadoğu’daki gelişmeler ve PKK’nın durumu.  

    Seçim sonrası kurulacak yeni hükümeti bekleyen bir dizi sorun var. Ekonomiden dış politikaya, güvenlikten eğitime kadar geniş bir yelpazeden söz ediyoruz. PKK sorunu yeni hükümetin en önemli meşguliyetlerinden biri olacaktır.

    Bu çerçevede, Ak Parti tek başına veya CHP ile koalisyon kuracak olursa, “buzdolabında” duran müzakereler yeniden başlayacaktır. Ancak önceki safahat ve müzakerede gelinen aşama dikkate alındığında, “çözüm” için köklü bir anayasa değişikliği gerekeceği de açık. Yeni hükümetin bir yandan PKK’yı, öte yandan seçmenin çoğunluğu tatmin edecek bir anayasa değişikliği gerçekleştirmesi ise ciddi çaba gerektiren ve kriz potansiyeline sahip bir iş olacaktır. Öte yandan, koalisyon AKP ile MHP arasında kurulacak olursa, sorunun çatışmalı bir mecrada yol alması sürpriz olmayacaktır.

    Seçim sonrası gelişmeleri etkileyecek diğer husus, Irak ve Suriye iç savaşında PKK’nın üsleneceği rol ve ödeyeceği maliyettir. Geleceğe dair vaatler, işgal edilecek toprakların büyüklüğü, Arapların PKK’ya bakışı, uzayan, derinleşen güvenlik, istikrar arayışları ve ABD ile ilişkiler örgütün yol haritasında belirleyici olacaktır. Elbette bütün bunlar, Türkiye’deki gelişmelerle ve yeni hükümet modeliyle de etkileşim halinde olacaktır. Öte yandan, Rusya ve AB’nin Türkiye politikaları ve PKK’ya “tavsiyeleri” de çeldirici etkilere sahip olabilecektir.

    Dikkate alınması gereken son husus ise, PKK’nın örgütsel kültürü, tecrübeleri, beklentileri, kapasitesi, halkın desteği ve bölgedeki yeni meşguliyetleridir. PKK her ne kadar ABD ile Suriye olaylarında “can ciğer kuzu sarması olsa da” tüm yumurtaları asla tek sepete koymayacaktır. Ayrıca örgütün, hangi hükümet modelinin şiddet ve teröre ne kadar dayanıklı olduğuna dair edinilmiş tecrübeleri var ve bunun ışığında hareket etmesi beklenebilir.

    PKK’nın Suriye’de üstleneceği yeni askeri ve siyasi roller, kapasitesinin büyük bir kısmını uzun süreli bu ülkede kullanmasını gerektirecektir. Bu durum, bu gün olduğu gibi, PKK’nın yıpratma stratejisini dayandıracağı temel taktikler üzerinde etkili olacaktır.  

    PKK gibi politik-askeri strateji izleyen ve “iktidarın namlunun ucunda” olduğuna inanan bir kültürden gelen örgütler seçimi sadece savaşın “cephe örgütü” için “halk desteği” olarak yorumlar. Anlaşılan seçim sonrasında da Türkiye, PKK sorununu farklı zaviyelerden, farklı mahfillerde tartışmaya devam edecek.

    Bu köşe yazısı 20.10.2015 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: Ortadoğu, PKK,
    Yazdır