Arşiv

  • Haziran 2020 (3)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)

    Etiketler

    Türkiye’de işler neden hep böyle tersine gidiyor?

    Güven Sak, Dr.25 Şubat 2016 - Okunma Sayısı: 1754

    Petrol fiyatlarını arada izliyor musunuz? Varil başına ham petrol fiyatı, 2014 yılının ortalarında 112 dolar civarında bir zirvedeydi. 2015 yılı tamamlandığında, 40 dolar civarına gerilemişti. Şimdilerde ise 30 dolar civarında yatay seyir izliyor. Ne oldu? 2014 yılında neredeyse yarı yarıya azalmıştı. 2015 yılında yine yarı yarıya azaldı. 2014 ortasından bugüne gerileme, oran olarak bakarsanız yüzde 70’i geçti. Ne oldu? Ham petrolün varil başına fiyatı yüzde 70 azaldı.

    Türkiye’de aynı dönemde kurşunsuz benzinin pompa satış fiyatı, EPDK verilerine göre ancak yüzde 15 ucuzladı. 2014 yılı ortalarında litresi 5,01 liradan satılıyordu. Bu tutar, 2015 yılı sonunda 4,27’e geriledi. Altını çizeyim müsaadenizle. Ham petrol fiyatı, 2014 yılından beri yüzde 70’i aşkın bir biçimde düştü. Türkiye’de bizim arabamıza koyduğumuz benzinin litre satış fiyatı aynı dönemde ancak yüzde 15 ucuzladı. Amerika’da aynı dönemde benzinin fiyatı yarı yarıya azaldı. Düşüş yüzde 52’yi buldu. Bizim burada öyle olmadı.

    Neden böyle oldu? Devletin petrol faturası azalırken milletin benzin faturası neden pek değişmedi? Devletin petrol faturasındaki azalma, neden millete tam anlamıyla yansımadı?

    Ben, Türkiye ekonomisinin işleyişindeki garipliklerin altını çizmek için ilk faydalı örneğin bu mesele olduğunu düşünüyorum doğrusu. Oradan başlayayım dedim. Türkiye’de benzinin pompa satış fiyatını açıklama görevi, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)’nun. EPDK’nın aylık raporları her benzin türü için vergili ve vergisiz fiyatı içeriyor. Buradan giderek ne olduğunu görebilmek mümkün aslında. Gelin bir anlatayım.

    Öncelikle kurşunsuz benzinin vergisiz litre fiyatından başlayayım. Aslında ham petrol fiyatlarının yüzde 70 civarında düştüğü 2014 ortasından 2015 sonuna kadar geçen süre zarfında, pompa fiyatı da yüzde 30 civarında azaldı. Vergisiz fiyatı alırsanız hal böyle. Ama aynı dönemde, benzinin litresi üzerindeki vergi yükü yüzde 7.5 arttı. 1 litre benzin üzerindeki vergi yükü yüzde 70’e yakın olduğu için sonuçta ne oldu? Devletin petrol faturasındaki azalma, milletin benzin faturasına yansıyamadı.

    Peki, ham petrol fiyatlarındaki düşüş yüzde 70’lerde iken benzinin vergisiz pompa fiyatındaki azalma neden yüzde 30’larda kaldı? Gayet basit bir nedenle. Aynı dönemde Türk Lirası yaklaşık yüzde 40 değer kaybetti. 2014 yılı ortasında ham petrol 112 dolar zirvesinde iken 1 dolar, 2 lira 9 kuruştu. Petrolün varili 30 dolara indiğinde, 1 dolar oldu 2 lira 95 kuruş. Ne oldu? Lira dolar karşısında yüzde 40 değer kaybetti. Türk Lirası değer kaybedince devletin petrol faturasındaki azalma, milletin benzin faturasına tam anlamıyla yansımadı.

    Etki burada bitti mi? Hayır. Bu arada, hatırlarsanız elektrik dağıtım fiyatları da ayarlandı. Ne oldu? Elektrik faturamız da yükseldi. Türkiye, elektrik üretiminin yüzde 40’ını doğal gaz çevrim santralleri vasıtasıyla yapıyor. Ham petrol fiyatları düşerken doğal gaz fiyatları da aşağıya doğru hareket etti. 2014 Haziran’ından 2015 sonuna kadar, Amerika’da doğal gaz fiyatları yüzde 30 civarında düştü bu çerçevede. Ama bizim elektrik fiyatları arttı. Ne oldu? Türk Lirası, Amerikan Doları karşısında değer kaybedince, dolar bazında banka kredisi alınarak finanse edilen doğal gaz çevrim ve kömür yakarak elektrik üreten termik santrallerin banka kredi geri ödemelerini yapmak neredeyse imkansız hale geldi. Sistemi işletebilmek için, elektrik fiyatlarında bir ayarlama yapıp şirketlere yardım etmekten başka bir çare kalmadı.

    Ben bakınca bu hikayeden üç sonuç çıkartıyorum doğrusu. Birincisi, Türkiye’de döviz kurunda büyük bir intibak olduğunda işler hep tersine gidiyor. Ne oldu? Lira, dolar karşısında yüzde 40 değer kaybedince ham petrol fiyatlarındaki yüzde 70’lik gerileme millete pek yansıyamadı. Üzerine bir de elektrik fiyatlarını ayarlamak zorunda kaldık. Sistem işlesin diye ayarlamaya devam etmemiz gerektiği de kesin. İkincisi, Vergi İdaremiz görevini tam olarak yapamadığı için, dolaylı vergilere ağırlık verdiğimizden, petrol fiyatındaki yüzde 70’lik gerileme vatandaşa tam olarak yansıyamadı. Üçüncüsü, cari işlemler açığı kaynaklı netameli denge, Türkiye için hep bir kırılganlık kaynağı. Siz isterseniz buna ayak bağı da diyebilirsiniz. Bugün değil, kalubeladan beri Türkiye’de yurt içi tasarruflar düşük. Başkalarının parası olmadan bu refah düzeyimizi sürdüremeyiz. Gelmese ne olur? Kur intibak eder. Devletin petrol faturası azalsa bile, milletin enerji faturası kabarır. Ne olur? Milletin refah düzeyi azalır.

    Türkiye’de işler neden hep ters gidiyor? Kimse asıl mesele ile, ekonominin performansı ile ilgilenmediği için elbette. Ekonominin asıl mesele olduğunu bir Turgut Bey bilirdi. Son 35 yıldır onun açtığı yolda gidiyorduk. Hiç de fena olmadı. Şimdi yine bildik bir yere geldik. Bakın yine tıkandık.

    Bu köşe yazısı 25.02.2016 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: Petrol, Ekonomi,
    Yazdır