Arşiv

  • Ağustos 2020 (4)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)

    Etiketler

    Enflasyondaki düşüş kalıcı olmayacak

    Fatih Özatay, Dr.04 Mayıs 2016 - Okunma Sayısı: 1562

    Nisan ayı enflasyon rakamları dün açıklandı. Tüketici fiyatları bir yıl öncesinin aynı ayına göre yüzde 6.6 gibi düşük bir düzeyde arttı. Ocak ayında yıllık enflasyonun yüzde 9.6’ya ulaştığı dikkate alındığında, enflasyonda önemli bir düşüş gerçekleştiği açık. Soru şu: Yılık enflasyondaki bu düşüş kalıcı olacak mı?

    Ne yazık ki bu soruya olumlu yanıt vermek güç. İki nedenle. Birincisi, fiyatları idari kararlarla belirlenen mallar ile fiyatları mevsim koşullarına bağlı olarak değişen malları dışlayan I endeksi ile ölçülen temel enflasyon, 2007 başlarından bu yana gözlenen en yüksek düzeylerde seyretmeye devam ediyor. Şubat ayında yüzde 9.7 ile iki haneli rakamlara ulaşmasına ramak kalmıştı, nisanda yüzde 9.4 oldu. Bu yılın ilk dört ayının ortalaması ise yüzde 9.6. Sözünü ettiğim dokuz yıllık dönemde bu kadar yüksek yıllık temel enflasyon bir de 2014’ün nisan-ağustos ayları arasında gözlenmişti. Bugünkü enflasyonu geçmişin gelişmelerinin belirlediğini dikkate alarak, asıl olarak enflasyonu belirleyen unsurların yakın gelecekteki olası gelişmelerine bakmak gerekiyor. Yıllık enflasyonda gözlenen düşüşün kalıcı olmayacağını belirtmemin ikinci nedeni bu olası gelişmelerin olumsuzluğu ile ilgili. Şöyle:

    Önce döviz kuru: Yarısı euro yarısı dolardan oluşan döviz sepeti 3 lira düzeyinde istikrarlı bir seyir izliyor son haftalarda. Dahası, Eylül 2015 – Şubat 2016 arasında bazı haftalar ulaştığı yüksek değerlerin belirgin biçimde altında döviz sepeti kuru; bu anlamda bir miktar nominal değerlenme de söz konusu. Kurdaki bu gelişme kalıcı olursa temel enflasyonda keskin sayılabilecek bir düşüş beklemek gerekir ileride. Oysa kurdaki bu eğilimin kalıcı olacağını iddia etmek çok güç. Üç nedenle.

    Birincisi, ABD Merkez Bankası’nda faiz kararlarını alan komite üyelerinin iki yıl önceki ya da bir yıl önceki politika faizi tahminlerine kıyasla ABD politika faizi çok düşük bir düzeyde. Liranın son haftalarda döviz sepeti karşısında istikrarlı bir seyir izlemesinde bu düşüklüğün önemli bir rolü var. Ama ABD faizleri eninde sonunda artmaya başlayacak. İkincisi, İŞİD ve PKK kaynaklı terör ekonomik istikrarı ne yazık ki tehdit ediyor. Üçüncüsü, bu ortamda konuşulmaya başlanan erken seçimim belirsizlik yaratma ihtimali var.   

    Döviz kuru dışında enflasyonun yakın gelecekte izleyeceği yolu belirleyebilecek iki unsur daha var. Bunlardan biri olan ham petrol fiyatlarındaki düşüş durdu. Sadece durmakla kalmadı, son iki ay artış gözlendi. Şubat ortalaması varil fiyatı 30.7 dolardı, nisan ortalaması ise 42 dolar oldu. Enerji uzmanları artış eğiliminin sürmesini beklemiyorlar ama düşeceği yönünde tahminler de pek duyulmuyor.

    Enflasyon açısından belirleyici olacak bir diğer faktör ise Merkez Bankası’nın ne yapacağı. Merkez Bankası’nın son yıllarda yüzde 8 civarında bir enflasyondan şikâyet etmediği, kamuoyunun önemli bir kısmının enflasyonun mevcut düzeyi ile bir sorunu olmadığı ve son yıllarda giderek artan düşük faiz baskısı dikkate alındığında, Merkez Bankası’nın enflasyona karşı (iki haneye çıkma eğilimi göstermedikçe) bir şey yapmayacağı ortada.

    Bu koşullar altında, birkaç ay daha düşük düzeyde seyretse bile enflasyonun o çok sevdiği yüzde 8’lere tekrar çıkacağını tahmin etmek, falcılık olmasa gerek.

    Bu köşe yazısı 04.05.2016 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Yazdır