Arşiv

  • Temmuz 2019 (6)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)

    Etiketler

    Trump, İran ve Türkiye

    Nihat Ali Özcan, Dr.25 Mayıs 2018 - Okunma Sayısı: 639

    Trump’ın İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekildiğini açıklaması bir dizi tartışmayı beraberinde getirdi. Kararı İsrail büyük bir sevinçle karşılarken, başta AB olmak üzere birçok ülke itiraz ve kaygılarını dile getirdi. ABD yönetimi ise bu tepkilere kulaklarını tıkadı ve “Trump doktrini”ni ete kemiğe büründürecek talepler listesini açıkladı. Şimdi herkes talepleri hayata geçirecek stratejiyi, araçlarını ve zamanlamasını keşfetmeye odaklanmış durumda.   

    ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, talepleri 12 başlık altında açıkladı. Listenin geneline bakıldığında, taleplerin nükleer kapasite geliştirmenin çok ötesine geçtiği görülüyor. İran’ın dış politikasını değiştirmesi, füze kapasitesinde değişiklikler yapılması, Yemen, Suriye, Afganistan ve Irak’ta vekâlet savaşlarına son vermesi, Şiiler ve diğer gruplar üzerinden yürüttüğü örtülü operasyonları sonlandırması listede yer almış durumda.

    Genel bir ifadeyle belirtmek gerekirse, liste, rejimi aşağılamayı, kıpırdayamaz hale getirmeyi hedeflemiş görünüyor. Sonuçta da taleplerle, rejim değişikliği eş anlamlı hale gelmiş görünüyor.  

    Konu rejim değişikliği olunca ister istemez geçmiş örnekler, devam eden süreçler, stratejiler akla geliyor. Ancak ekonomik yaptırımlar, doğrudan veya dolaylı askeri müdahaleler, örtülü operasyonlar çoğu defa istenen sonucu vermeyebiliyor. Kangren olmuş Afganistan, çökmüş Irak, dağılmış Libya, iç savaştan muzdarip Suriye, ne yapacağı öngörülemeyen Kuzey Kore, Venezuela tecrübeleri, rejim değişikliği hedefinin çok da isabetli olmadığını söylüyor. Sonuçta, rejimler ya kaosa sürükleniyor ya da rejim yaşarken, asıl sıkıntıyı sıradan halk ve/veya komşu ülkeler çekiyor.

    Trump’ın İran’a uygulayacağı ekonomik/mali yaptırımları listelerden biliyoruz, izliyoruz. Diğer araçların, doğrudan askeri güç kullanma, örtülü operasyonların neler ve ne ölçekte olabileceğini ise bilmiyoruz.

    Abartılı gibi görünebilir ama “Trump doktrini”nin etkilerine maruz kalacak ülkelerin başında Türkiye geliyor. Sadece ekonomik ve mali yaptırımlardan söz etmiyoruz. Olası bir İran-ABD askeri çatışması, örtülü operasyonları da Türkiye için yıllar sürecek sorun demektir.

    Türkiye bir yandan krizde taraf seçmeye zorlanırken, bir yandan da ekonomik, politik ve güvenlik eko sisteminde ortaya çıkacak değişimi yeni boyut ve karakteriyle yönetmeye zorlanıyor. Ulaştırmadan turizme, ticaretten enerjiye geniş bir yelpazeden söz ediyoruz. ABD’nin İran’a yönelik zorlamaları Türkiye’nin Irak ve Suriye politikalarını da etkileyecektir.

    ABD-İran krizinin asıl etkisi, muhtemelen bölgenin güvenlik eko sisteminde ortaya çıkacaktır. Afganistan dâhil, İran ve diğer ülkelerden Türkiye’ye bir göç dalgasının olması muhtemeldir. Yine sınır güvenliği, kaçakçılık, radikal dini terörizm ve PKK sorunu masada olacaktır. Yaptırıma maruz kalmış, müdahale görmüş İran, Irak ve Suriye iç dengelerini de etkileyecektir. Sonuç olarak Trump’ın kararı Türkiye’yi de uzun yıllar meşgul edecektir.

    Bu köşe yazısı 25.05.2018 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: