Arşiv

  • Ağustos 2019 (6)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)

    Etiketler

    Pakistan’dan Lübnan’a ‘domino taşları’ devrilirken…

    Nihat Ali Özcan, Dr.09 Şubat 2019 - Okunma Sayısı: 395

    Kitaba göre, “yaşayan, ruhu olan” bir harita önünde düşünmek olanları, olabilecekleri kavramak için iyi bir başlangıç olabilir. Örneğin Pakistan’dan başlayıp, Afganistan, İran, Irak, Suriye ve Lübnan hattını geçerek Akdeniz’e uzanan bölgede. Çarpıcı, karmaşık, uzun ömürlü, “sıcak bir kuşağın” sancılarına dair önemli ipuçları görebiliriz.

    Haritanın devlet merkezli olması bugünü anlamaya yetmez. Devletlerin siyasi konumu, tarihi, ekonomisi, sosyal yapısı farklı olsa da asıl olan etnik, dini, mezhebi fay hatları, geçişler, ağlar, rekabet ve çatışmalar. Birbirini etkileyen aktörlere ve çetrefil sorunlara bir de dışarıdan müdahale eden beceriksiz, öngörülemez, iç uyumdan yoksun ABD gibi bir aktör karışınca her şey daha da karmaşık hale gelebiliyor.

    Trump, yönetiminin ilk günlerinde, kuşağın en batısında olan ve ABD ile ilişkileri limoni Pakistan’a, Afganistan politikaları nedeniyle sert çıktı. Askeri yardımı kesmekle tehdit etti. Pakistan ise, başta insansız hava araçlarının saldırıları olmak üzere, egemenliğine saygı göstermeyen ABD’den memnuniyetsizliği hiç gizlemedi. İlişkileri zehirleyen diğer konu ise Pakistan’da görünürlüğü her geçen gün artan Çin’di. Üstüne üstlük ABD’nin ilan ettiği Afganistan’dan çıkış planı Pakistan’ı bölgede farklı yerlere taşıma potansiyeline sahip. Her üç unsur, Pakistan’ın iç dinamikleriyle birleştiğinde ise oluşan basınç Akdeniz’e uzanan bir domino etkisi yaratabilecek nitelikte.

    Trump, sadece Pakistan’da değil, Afganistan’da harcadığı paralardan da mutsuz. Generallerine, “Ne istediyseniz veriyoruz” ama sonuç yok, diyebiliyor. Afganistan’dan çekilme görüşmeleri yapılırken, bu kararın önümüzdeki yıllarda bölgeye ilginç etkilerinin olacağı belli.

    Kuşağın orta halkasını İran oluşturuyor. Ambargo nedeniyle zor günler geçiren İran, ABD’nin ülkeyi içeriden çökertme girişimine cevap ararken, Trump’ın baltayı taşa vurmasından da memnun oluyor. ABD askerlerinin, zayıf halka Irak’ta kalma nedenini İran’la açıklayan Trump, aslında İran’a iyilik yapmış oluyor. Bir yandan onu mağdur konumuna sokarken, bir yandan da “önleyici” tedbir alma fırsatı vermekte. Bu bağlamda İran, çeşitli yöntemlerle ABD askerlerine Irak’ta rahat yüzü göstermemenin yollarını arayacaktır. Nitekim bunun ne anlama geldiğini bilenler, eylülde ABD’nin Basra Konsolosluğu’nu kapatırken, şimdi de İsrail’den 373 milyon dolara füze saldırılarını önlemek amacıyla iki “demir kubbe” bataryası siparişi verdiler. Muhtemelen Trump’ın çok iyi diye tarif ettiği stratejik konumdaki El Esad ve benzeri askeri üsleri koruma kaygısı ağır basmış olmalı. Tablo, zaten kırılgan olan Irak’ın, önümüzdeki günlerde daha fazla gündeme geleceğini söylüyor.

    Tüm bu gelişmelerin ve kırılganlığın Suriye’ye yansıyacağı açık. DAEŞ’in geri dönüşünden Şii militanlara, Hizbullah’tan PKK’ya herkes için yeni ve uygun koşullar üreteceği de ortada.

    ABD’nin Ortadoğu Komutanlığı’nın (CENTCOM) sorumluluk bölgesi, ağırlıklı olarak bu kuşağa denk geliyor. Sorumlu General Votel, Senato’da, “Başkan Trump Suriye’den çekilme kararı alırken bana fikrimi bile sormadı” derken böylesine önemli konulardan kararların nasıl alındığını göstermesi açısından ibretlik bir tablo çizdi. Sonuçta her naif kararın yol açtığı domino etkisi, bir yandan Pakistan’dan yola çıkarak batıya, bir yandan da Suriye’den yola çıkarak doğuya yönelecek potansiyele sahip. Bu hareketlenme, radikalizmden mülteci meselesine, popülizmden yabancı düşmanlığına, terörizmden açlığa tüm kötülükleri yeniden ve güçlü biçimde üretebilecektir.

     

    Bu köşe yazısı 08.02.2019 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: