Arşiv

  • Haziran 2020 (4)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)

    Etiketler

    Koronavirüs sahaya inince İdlib

    Nihat Ali Özcan, Dr.28 Mart 2020 - Okunma Sayısı: 347

    Çok sayıda bilim insanı, politikacı ve yazar koronavirüs salgınının ardından hayatımızın her alanında önemli değişiklikler olacağını öngörmekteler. Bireysel, toplumsal ve küresel ölçekteki bu değişim ekonomimizden sosyal, siyasal hayatımıza, psikolojimizden güvenlik anlayışımıza kadar her şeyi yeniden tasarlamamızı gerektirecek gibi görünüyor.

    Dahası, söz konusu değişim ihtiyacını/gerekliliğini öncelikli, acil ve karmaşık hale getiren durumların ve bölgelerin olduğunu da gözden kaçırmamamız gerekiyor. Örneğin Suriye’de, özellikle de İdlib’de olduğu gibi. Koronavirüs salgınının bölgeye ulaşmasından önce de politik hedeflerin çatıştığı, bunu gerçekleştirecek askeri operasyonların ciddi zorluklar, risk ve belirsizlikler içerdiği bir bölgeden söz ediyoruz. Bugün önceden öngörülemeyen ancak tüm aktörleri siyasi, ekonomik, insani ve askeri açıdan derinden etkileyecek bir sorunla karşı karşıyayız, koronavirüs.

    Koronavirüs nedeniyle sahada faaliyet gösteren tüm aktörlerin önce politik, ardından da askeri hedeflerini gözden geçirmeleri gerekmektedir. Çünkü salgın sadece harekâtın hedeflerini değil, yöntemlerini ve araçlarını da gözden geçirmeyi zorunluluk haline getirmiş görünüyor. Başka bir ifadeyle, olası bir salgın bölgede sadece sivilleri değil, ayrımsız biçimde askerleri ve silahlı militanları da derinden etkileyebilecek kapasitedir. Nitekim harekât alanında sınırların belirsiz olması, sosyal hareketliliğin kontrol altına alınamaması, sahada iş yapma biçimi nedeniyle siviller/askerler arasında sosyal mesafeyi korumanın imkânsızlığı, hijyen kurallarına uymanın mümkün olmaması harekâtın önceliklerini hızla farklı bir mecraya taşımış görünüyor. Haliyle, tarafların, politik askeri gelişmelerden bağımsız olarak, “koronavirüs tehdidi” ışığında pozisyonlarını yeniden ele alması gerekmektedir.

    İdlib’de koranavirüsün siviller arasında da hızla yayılmasını kolaylaştıracak tüm koşulların oluştuğu açık. Nitekim dar bir alanda yüz binlerce insanın sıkıştığı göz önüne alınacak olursa, bir salgın, sadece sahada kitlesel ölümleri tetiklemekle kalmayacak, aynı zamanda kontrolsüz mülteci hareketlenmesiyle de daha geniş alanları etkileyecektir.

    O halde taraflar, muharebe sahasını yeniden şekillendiren “koronavirüs” olgusu ışığında politik ve askeri hedeflerini, zaman tablolarını yeniden gözden geçirmek zorundalar. Dikkatlerini vermeleri gereken husus, “askeri haritayı yeniden şekillendirmek”ten çok, sivillerin ve kendi askerlerinin hayatlarını korumak olmalı.

    Tehdidin niteliği göz önüne alındığında, taraflardan hiçbiri böyle bir salgının olası sonuçlarından kendisini tam olarak koruyamaz. Fayda/maliyet hesabı yapıldığında bu bir tercihten öte zorunluluk haline gelmiş görünüyor. Çünkü ne Rusya’nın müttefiki Esad’ın böylesine büyük bir salgını kontrol altına alabilecek teknik, insan ve finansal gücü ne de Türkiye’nin olası bir salgın ve ardından başlayabilecek mülteci akınının maliyetini karşılayabilecek önceliği söz konusu değil. Taraflar için rasyonel görünen seçim, dikkatleri koronavirüs salgınına vermektir. Şüphesiz ki bu hedefin önündeki en büyük engel “radikal gruplar ve muhtemel örtülü operasyonlar” olacaktır.

     

    Bu köşe yazısı 27.03.2020 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler:
    Yazdır