logo tobb logo tobbetu

“Ekonomi ve Kentleşme” TEPAV’da tartışılıyor. 4. Uluslararası Kent Araştırmaları Kongresi başladı.
Haber resmi
17/10/2019 - Okunma sayısı: 1448

 

 

ANKARA - Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Kent Araştırmaları Kongresi “Ekonomi ve Kentleşme” temasıyla TEPAV, TOBB Üniversitesi, Kent Araştırmaları Enstitüsü ve İdealKent Dergisi ortaklığında TEPAV Binasında başladı. Paydaşları arasında BEM-BİR-SEN, Ankara Ticaret Odası (ATO), Avrupa Birliği Başkanlığı, Ankara Kalkınma Ajansı, AFAD, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bulunduğu kongreye birçok sayıda akademisyen, kamu kurumlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve öğrenciler katıldı.

Kent Araştırmaları Enstitüsü’nden Emir Osmanoğlu yaptığı açılış konuşmasıyla başladı. Osmanoğlu kongrenin paydaşlarına desteklerinden ve konuya olan ilgilerinden dolayı teşekkür ederken, kentleşme ve ekonomi arasındaki sıkı ilişkinin varlığına dikkat çekti. Osmanoğlu ayrıca kentlerde yer alan aktörler arasındaki iş birliği ihtiyacına da vurgu yaparak kenti sahiplenen gerek yerel yönetimler, gerek ticaret odaları gerekse de sivil toplum kuruluşlarının çaba sarf ettiği ortak bir süreç eşliğinde sağlıklı bir kentleşme sağlanabileceğinin altını çizdi.

Kongre Düzenleme Kurulu adına konuşmasını yapan Zafer Çelik ise Uluslararası Kent Araştırmaları Kongresinin tarihinden söz ederek, düzenleme kurulunda yer alan paydaşlara ilgilerinden dolayı teşekkür etti.

TEPAV Direktörlerinden TCMB Eski Başkanı Süreyya Serdengeçti geçmiş yıllara ait Türkiye’de gerçekleşen büyüme rakamlarını paylaşarak kentlerin istihdam yaratma ve pazar oluşturma potansiyellerinin önemine değindi. Serdengeçti aynı zamanda sanayi ve inşaat sektöründe yaşanan küçülme neticesinde kırsala göç eden insanların oluşturduğu tarımsal büyüme rakamlarını da aktararak kentlerde ekonomik değer yaratacak girişimlerin kentleşme ve ekonomi bağlamında gelecek projeksiyonunda ihtiyaç olacağının altını çizdi.

Kongrenin önemli paydaşlarından olan Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, yerel yönetimler için gerekli olan en önemli hususun şeffaflık kapasitesi olduğunu hatırlattı. Ayrıca Yavaş, kendi döneminde hazırladıkları yüz günlük şeffaflık raporu aracılığıyla halk ile kurdukları ilişkiyi güçlendirerek şehri ve yönetimi paylaşmanın önemine değindi. Yeni dönemde uygulamaya başladıkları çeşitli projeler ile Ankara’nın üretkenliğini arttıracak ve atılımını sağlayacak faaliyetlerde bulunduklarının da müjdesini veren Mansur Yavaş, Gölbaşı’nda hayata geçirilecek Kırsal Kalkınma Projesinin Ankara özelinde istihdama yapacağı katkıyı veriler eşliğinde değerlendirdi. Yavaş, sağlıklı bir kentleşme planı ile şehrin ekonomik kapasitesini de geliştirerek sürdürülebilir bir kalkınma modeli için kentteki diğer aktörlere ve paydaşlara seslenerek “Hep birlikte çalışmalıyız.” dedi.

Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise yaptığı konuşmada çağdaş dünyada şehirlerin bir marka değerinin oluşturulması gerektiğini vurguladı. Bunun için de şehirlere ulaşımı kolaylaştıracak uygulamaları devreye soktuklarını ifade eden Baran, Ankara’ya geçekleştirilen direkt uçuşların Ankara’da bulunan işletmeci ve girişimcilerin işlerinde yarattığı olumlu katkıyı hatırlattı. Ayrıca Ankara Ticaret Odası olarak Ankara’yı Anadolu’nun dünyaya açılan kapısı olarak tanıtmak istediklerini de aktardı.

BEM-BİR-SEN Genel Başkanı Levent Uslu, kongrenin esas hedef kitlesini belediyelerin oluşturduğunun altını çizerek, yerel yönetimler tarafından hayata geçirilecek projelerin ve faaliyetlerin kentlerde ekonomik kalkınma için öncü bir adım olacağını ifade etti. Ayrıca, kentler içerisinde yaşayan halk ile etkileşimde olmanın her kente özgü gerek coğrafi gerekse de mimari detayları gözeterek ilerisi için bir ekonomik kalkınma modeli geliştirmenin her şeyden önemli olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Başkanı Şükrü Karatepe “Şehir bir milletin bilimde, sanatta ve ekonomide bulunduğu yeri gösterir ve değişen, gelişen talepleri karşılayabilen şehirler insanlar için yaşanabilir mekânlar sunarlar. Karşılamayan şehirler ise ekonomik rekabeti kaybeder.” diyerek, şehirlerin ekonomik rekabetinde iki unsurun öne çıktığını aktardı: Ulaşım ve değişim. Bu iki unsur arasında kurulan denge ile şehirlerin ekonomik olarak kalkınabileceğinin altını çizen Karatepe, şehri çekici ve güzel hale getirmenin en büyük ekonomik değer olduğunu ifade ederek sözlerini noktaladı.

Açılış konuşmalarının ardından aktör oturumları ile beraber “Kent ve Ekonomi İlişkisi, İklim Değişikliği, Yönetişim, Kent içi Ulaşım ve Göç” gibi birçok boyutlu eksende 4 paralel, toplam 11 oturum ile kongrenin ilk günü tamamlanmış oldu.

Gaye Doğanoğlu başkanlığında başlayan ilk aktör oturumunda Avrupa Birliği Başkanlığı Mali İşler ve Proje Uygulama Genel Müdür Vekili Bülent Özcan, AB Mali Yardımlarının özellikle son zamanlarda yerel yönetimleri de desteklediğini vurgulayarak sosyal kalkınma, kent konseyleri aracılığıyla karar mekanizmalarına katılımı arttıracak faaliyetler ve dezavantajlı grupların topluma kazandırılmasına büyük önem verildiğini aktardı. Aynı zamanda artık günümüzde kaynakların ve de kentin uluslararasılaşma ihtiyacı olduğunu belirten Özcan, Türkiye Belediyeler Birliği ile ortaklaşa yürüttükleri Kardeş Şehir projesinden bahsederek, Türkiye’deki kentler ile Avrupa’da bulunan kentler arasında kurulacak köprünün Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik müzakere sürecinde yapacağı katkıyı ve gerek kültürel çeşitlilik potansiyelleri ile gerekse de ekonomik değer oluşturmaları sebebiyle kentlerin bu konuda hiç de azımsanmayacak bir etkisi olduğunun altını çizdi.

İller Bankası Genel Müdür Yardımcısı Emrah Baydemir ise konuşmasında uzun vadeli kent planlamasının kalkınmayı sürdürülebilir hale getirecek en önemli faktör olduğunu belirtti. Bunu gerçekleştirmek için de sırasıyla çevresel altyapı, master planları, sermaye yatırım planları ve bir dirençli, esnek olabilen akıllı şehir uygulamalarına ihtiyaçları olduğunu aktardı. Aynı zamanda İller Bankası olarak, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin en önemli bileşeninin esnek ve dayanıklı şehir oluşturma olduğunu düşündüklerini söyleyen Baydemir, sürdürülebilir kalkınma için şehirlerde entegre projeleri öncelediklerini vurgularken şehirlerde dezavantajlı grupları da gözeterek bir kentsel hareketlilik planı üzerinde çalıştıklarını ifade etti.

AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu, son zamanlarda AFAD olarak şehirlerde yaşanabilecek afetlere karşı risk azaltma faaliyetlerine ağırlık verdiklerini belirterek, kentlerin aslında yerel yönetimler ile var olduğuna ve yerel yönetimler ile AFAD arasında olması gereken ikili iş birliklerine değindi. Konuşmasında Habitat-3 (New Urban Agenda) programından da bahseden Güllüoğlu, şehirleşme çalışmalarında bu gibi uluslararası girişimlerin ve işbirliklerinin artması gerektiğini vurguladı.

SESRIC Araştırmacısı olarak kongreye katılım gösteren Erhan Türbedar ise İslam İşbirliği Teşkilatına üye ülkeler özelinde gerçekleştirdikleri araştırmanın verilerini dinleyicilerle paylaştı. Türbedar, araştırma sonucunda İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin yıllık %3’lük bir kentleşme oranıyla hem hızlı bir ekonomik büyüme hem de kalkınma trendi yakaladıklarının altını çizdi. Şehirlerin sağladıkları istihdam ve pazar olanakları ile yaşanabilir bir ortam sunduğunu ve inovasyona açık bir alan oluşturduğunu da hatırlatan Türbedar gelişmekte olan ülkelerin bu potansiyeli her zaman taşıdığını vurguladı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Muhammed Adak da bölgesel kalkınma politikalarının uygulanmasında dikkat edilmesi gereken hususları paylaşarak, hızlı kentleşme ve yoksulluk arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ifade etti. Şu an Tarım ve Orman Bakanlığı olarak Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi üzerine çalışmalar yürüttüklerini hatırlatan Adak, bölgesel kalkınmayı ve kentlerdeki diğer yatırım alanlarını doğru değerlendirmek adına bakanlıklar arası geliştirilecek iş birliklerinin önemine dikkat çekti.

İlk aktör oturumunun değerlendiricisi olarak konuşmasını yapan Prof. Dr. İlhan Tekeli, kentleşme ve yönetişim bağlamında aktör-plan ilişkisinin iyi tanımlanması gerektiğini ifade etti. Aynı zamanda bu ilişkinin demokrasi açığı oluşturmadan, yani talepler ve arz edebilirlik arasındaki hassas dengeyi iyi gözeterek, kurulması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca Türkiye’de yaşanan merkeziyetçi yönetim anlayışının da yerel yönetimler üzerinde bir baskı oluşturarak şehir planlama kabiliyetlerini baltaladığını aktaran Tekeli, Avrupa Özerklik Şartnamesine ‘vesayet’ konusunda Türkiye tarafından koyulan çekincenin kaldırılmasının demokratik yönetişim için gerekli olduğunu vurguladı. Son olarak merkezi yönetim ile yerel yönetim arasında normal bir iş bölümünün nasıl sağlanacağı ile ilgili fikirlerini paylaşan İlhan Tekeli, bu konuda Avrupa Birliği üye ülkelerinde uygulanan ‘subsidiarity-yerindenlik’ ilkesini işaret etti. Tekeli, kentlerin ihtiyaç duyduğu hizmetlerin yerinden, yerelden hızlıca sağlandığı bir formülasyonun dünyada var olduğunu hatırlatarak Türkiye için de merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki ilişkiye dair daha kolay çözümlenebilir, insani ve demokratik yollar olduğunun altını çizdi.

« Tüm Haberler