logo tobb logo tobbetu

Asya-Pasifik Bölgesinin Geleceği ve Türkiye İSO tarafından düzenlenen etkinlikte ekonomik iş birliği ve yatırım fırsatları konuşuldu
Haber resmi
19/02/2021 - Okunma sayısı: 602

 

 

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından, Türkiye’nin Asya-Pasifik bölgesinde ekonomik iş birliği fırsatlarını ele almak amacıyla “Asya-Pasifik Bölgesinin Geleceği ve Türkiye” başlıklı etkinlik 17 Şubat 2021, Çarşamba günü özel sektör iş platformu temsilcileri, basın temsilcileri ve akademisyenlerin katılımı ile çevrimiçi olarak düzenlendi.

Toplantı, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Bahçıvan, etkinlikte 15 Kasım 2020 tarihinde imzalanan ve Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ülkeleri ile Çin, Yeni Zelanda, Avustralya, Güney Kore ve Japonya’yı içeren Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasının Asya-Pasifik ekseninde ele alınacağını ifade etti. Asya ülkelerinin yeni fırsatlar sunduğunda dikkat çeken Bahçıvan, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle var olan ticari ilişkilerinin önemini vurgulayarak, son yıllarda bu ülkelerle ticaretimizin arttığını belirtti ve sözlerini tamamladı.

Açılış konuşmasının ardından, Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ moderatörlüğünde, TEPAV İcra Direktörü Güven Sak, Atlı Global Kurucu Direktörü ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kürsüsü Başkanı Doç. Dr. Pınar Artıran, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Türkiye-Asya Pasifik İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Murat Kolbaşı ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu ASEAN Çalışma Komitesi Eş Başkanı Cemil Çakar’ın katılımı ile düzenlenen panele geçildi. Panelde ilk konuşmayı yapan Güven Sak, Trump döneminde Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’den gelen Çin karşıtı hamlelere Çin’in RCEP anlaşması ve Avrupa Birliği (AB) ile ticaret anlaşmaları yaparak karşılık verdiğini belirtti. Sak, içinde bulunduğumuz bu sürecin pek çok değişime yol açacağını ve bu dönemde içe kapanmanın mantıklı olmayacağını vurguladı. Bu süreçte Asya’nın bütününe bakmakta fayda olduğunu belirten Sak, Türkiye’nin bu dönüşüm sürecine hazır olması gerektiğini belirtti.

Çin’den geçen değer zincirlerini de kapsayan RCEP sürecinin, Asya’nın bir bütün olarak transformasyonu manasına geldiğini belirterek, “Rahmetli Özal’ın 21. asır Türk Asrı olacaktır sözlerinin ne kadar isabetli olduğunu bugün görüyoruz” dedi.  Sak, Türkiye kaynaklı değer zincirlerinin bölgeyi sarması için çıkartılan yurt dışında Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurulması düzenlemesinin faydasına vurgu yaparak, TOBB-BiS’in Filistin’deki Cenin OSB projesinin yurtdışındaki ilk Türk OSB’si olarak tanınmasının önemine işaret etti.

Güven Sak’ın konuşmasının ardından sözü alan Altay Atlı, RCEP anlaşmasının bir ticaret entegrasyon girişimi olduğunu ve bu anlaşmanın AB gibi bir yapı oluşturmayacağını belirtti. Atlı, Asya’nın Avrupa kadar homojen bir bölge olmadığını ve ülkeler arasında tarihsel gerginliğin anlaşmaya rağmen rafa kalkmadığının altını çizdi. Anlaşmanın Asya-Pasifik bölgesi özelinde incelenmesi gerektiğini belirten Atlı, Çin’in zaten tarih boyunca dünya ekonomisinin önemli bir parçası olduğunu ve bunun devam edeceğini belirtti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi DTÖ Kürsüsü Başkanı Doç. Dr. Pınar Artıran ise ticaret anlaşmasının formülasyonunun çok önemli olduğunu ve RCEP anlaşmasına taraf olan ülkelerin bağlantısallığının arttığını vurguladı. Artıran, RCEP anlaşması ile Çin’in büyük bir avantaj elde ettiğini, menşe kurallarını kendine uyarlayarak 15 ülkenin ihracatını kendisine yönlendirdiğini vurguladı. Artıran sözlerini Çin ile ABD arasındaki bu gerginliğin bir fırsat olarak kullanabileceğini ve bu durumun Türkiye’nin rekabetçi bir üretime başlaması için bir fırsat olduğunu belirterek tamamladı.

Akabinde sözü alan DEİK Türkiye-Asya Pasifik İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Murat Kolbaşı, Türkiye’nin ihracatının yarısının AB ile gerçekleştiğini belirtti. Orta Doğu bölgesi ile de ticari olarak iyi ilişkilere sahip olduğumuzu belirten Kolbaşı, Asya pazarı ile ticari ilişkilerimizin ihracat alanında kısıtlı olduğunu belirtti ve Asya pazarına daha ciddi bakmamız gerektiğinin altını çizdi. Kolbaşı, doğru marka stratejileri ve ülkelere odaklanılması durumunda Türkiye’nin Asya pazarında önemli bir ticaret aktörü olabileceğini belirterek sözlerini tamamladı.

Panelin son konuşmacısı Cemil Çakar, Türkiye’nin bölgede neredeyse hiç yer almadığını belirterek bunun çok ciddi bir eksiklik olduğunu ifade etti. Türk şirketlerinin bölgede yatırımcı olması gerektiğinin altını çizen Çakar, KOBİ’lerin bölgeye özel yeni konseptler geliştirmesi gerektiğini belirtti. Bu hususta ilgili sektörlerin ortaklıklar kurulabileceğini belirten Çakar, Türk firmalarının şirketleri Asya sermayesine satmaması ve ticari ortaklık kurması gerektiğini belirtti. Çakar sözlerini RCEP ülkelerindeki gümrüksüz mal satış fırsatlarının çok değerli olduğunu fakat bu konuda Türk firmalarına da çok iş düştüğünü vurgulayarak tamamladı.

Panelin ardından izleyicilerden gelen sorular panelistler tarafından yanıtlandı.

 

 

Toplantı hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Etiketler:

Yazdır

« Tüm Haberler