Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Kamu Maliyesi Değerlendirme Notu’nun üçüncü sayısı yayımlandı. Yılın ilk üç çeyreğine ilişkin bütçe ve borçlanma verilerinin incelendiği notta, bütçe performansındaki gerilemenin mevcut hedeflerle uyumlu olduğu, ancak enflasyon beklentilerinin ve risk algısının iyileştirilmesi için sıkı mali duruşun korunması ihtiyacının sürdüğü belirtildi.
Değerlendirmede, yatırım harcamaları için öngörülen ilave artışın ve ABD-İran savaşının harcamalar üzerindeki etkisinin bütçe dengesini olumsuz etkilemesinin beklendiği kaydedildi.
Bütçe açığı arttı, faiz dışı fazla geriledi
Nota göre, 2025 yılının ilk dokuz ayında 1,2 trilyon TL olan merkezi yönetim bütçe açığı, 2026’nın aynı döneminde yüzde 51,2 artarak 1,8 trilyon TL’ye yükseldi. Faiz dışı fazla ise 445 milyar TL’den yüzde 7,7 azalışla 410 milyar TL’ye geriledi.
Eylül ayında bütçe açığı, ertelenen harcamaların da etkisiyle geçen yılın aynı ayına göre yüzde 71,9 artarak 532,2 milyar TL oldu. Cari giderlerdeki dönemsel artışın gelir artışını aşması, bütçe performansındaki gerilemede etkili oldu. Eylül itibarıyla 12 aylık toplam bütçe açığı 2,4 trilyon TL, faiz dışı fazla ise 221 milyar TL olarak gerçekleşti.
Yılın ilk dokuz ayında toplam bütçe harcamaları yüzde 36,4 arttı. Sosyal güvenlik prim ödemeleri dahil personel giderlerindeki artış yüzde 40,7’ye, mal ve hizmet alım giderlerindeki artış yüzde 45’e ulaştı. Deprem kaynaklı yeniden inşaat ödeneklerindeki azalmanın ve harcama programının etkisiyle yatırım giderlerindeki artış yüzde 15,8’de kaldı. Yüksek enflasyon ve borç portföyünün risk yapısına bağlı olarak faiz ödemeleri de yüzde 35,4 artarak 2,25 trilyon TL’ye yükseldi.
ÖTV gelirlerinde eşel mobil etkisi
Vergi gelirleri, enflasyonun ve kayıt dışılıkla mücadele politikalarının etkisiyle ilk dokuz ayda yüzde 34,2 arttı. Bütçe gelirlerine katkı sağlayan başlıca vergi kalemi, yüzde 47,1 artışla gelir vergisi tevkifatı oldu. Bu artışta ücretlerden yapılan stopaj kesintileri ile son iki yılda menkul kıymet gelirlerine uygulanan stopaj oranlarının yükselmesi belirleyici oldu.
ABD-İran savaşı nedeniyle yükselen petrol fiyatlarını sübvanse etmek amacıyla uygulanan eşel mobil sistemi, ÖTV tahsilatını sınırladı. Toplam ÖTV tahsilatındaki artış yüzde 3,1’de kalırken petrol ve doğal gaz ürünlerinden alınan ÖTV yüzde 44,1 geriledi. Notta, eşel mobil uygulamasının yıl sonunda KDV ve ÖTV dahil yaklaşık 450 milyar TL vergi kaybına yol açacağının tahmin edildiği belirtildi.
Vergi dışı gelirler ise yüzde 36,3 arttı. Bu grupta, ağırlığını KİT’lerin oluşturduğu Hazine portföyü iştirak gelirleri yüzde 200’e yakın, faiz gelirleri yüzde 67 artış gösterdi.
Borç portföyünde şoklara karşı kırılganlık
Merkezi yönetim borç stoku, eylül itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 artarak 16,2 trilyon TL’yi aştı. Notta, borç stokunun gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranının uluslararası düzeylerin altında kalmasına karşın portföyün yalnızca yüzde 32’sinin TL cinsinden ve sabit faizli olduğuna dikkat çekildi. Bu yapının kur, altın, faiz ve enflasyon şoklarına karşı kırılganlığı artırdığı ve mali alanı daralttığı vurgulandı.
Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) borçları, gelir garantili kamu-özel iş birliği (KÖİ) projeleri, borç üstlenim taahhütleri, SGK açıkları, enerji KİT’leri ve TCDD kaynaklı finansal riskler ile Hazine destekli kredi programlarından doğan koşullu yükümlülüklerin şeffaf biçimde raporlanmadığı belirtildi. Bu nedenle mali risklerin gerçek boyutunun ve borç stoku üzerindeki olası etkilerinin tam olarak değerlendirilemediği ifade edildi.
Kaynaklar üretken yatırımlara yönlendirilmeli
Notta, toplam talepteki gerileme ve istihdam başta olmak üzere risk alanları dikkate alındığında, maliye politikasının kaynakları enflasyon yaratmadan üretkenliği artıracak alanlara ve eşitsizliği azaltacak sosyal programlara yönlendirmesi gerektiği vurgulandı.
Bu çerçevede, yatırım harcamalarının ötelenmesi yerine verimsiz kamu tüketiminin sınırlandırılması ve önceliği olmayan yatırım projelerinin gözden geçirilmesi önerildi. Bütçe kaynaklarının verimlilik ve istihdam artışı sağlayacak, enerji başta olmak üzere ithalat bağımlılığını azaltacak yatırımlara yönlendirilmesi istendi.
Dolaylı vergilerin ağırlığını azaltacak, istisna ve muafiyetleri sadeleştirecek ve vergi tabanını genişletecek kapsamlı bir vergi reformunun tartışmaya açılması da öneriler arasında yer aldı. Yeniden değerleme oranı ve ÖTV gibi fiyatları doğrudan etkileyen uygulamaların hedef enflasyonla uyumlu olması gerektiği belirtildi.
Mali şeffaflık ve mali kural önerisi
Hisse senedi ve fon piyasasındaki krizin, sistemik bir riske dönüşmemesi halinde, kamu kaynaklarına ve merkezi yönetim bütçesine yük oluşturmadan yönetilmesi gerektiği kaydedildi. Piyasalarda güveni tesis edecek düzenlemelerin de hızla hayata geçirilmesi istendi.
Mali şeffaflığın güçlendirilmesi için KÖİ garantilerine ilişkin ayrıntılı envanter ve stres testlerinin yayımlanması, yeni projelerde mali risk analizinin zorunlu tutulması ve bütçe dışı koşullu yükümlülüklerin olası bütçe yükleriyle birlikte raporlanması önerildi.
TVF, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve Afet Yeniden İmar Fonu gibi kurumların borçlanma yetkisinin kaldırılması çağrısı yapılan notta, mali beklentileri çıpalayacak ve kamuoyunun kolaylıkla izleyebileceği bir mali kural çerçevesi oluşturulması gerektiği belirtildi. Parlamentonun bütçe hazırlık ve denetim süreçlerindeki rolünün güçlendirilmesi de önerildi.
Kamu Maliyesi Değerlendirme Notu'na buradan ulaşabilirsiniz.



