ProjelerAraştırmacılarTartışma TebliğleriÜye Ol
EN
Podcast & Medya
Haber

Konut giderleri düşüldüğünde kiracılarda yoksulluk yüzde 37,2’ye çıkıyor

TEPAV’ın yoksulluk notları serisinin ikinci çalışmasına göre 2025’te kira ve diğer konut giderleri gelirden düşüldüğünde kiracıların yüzde 37,2’si, ev sahiplerinin ise yüzde 20,4’ü yoksulluk eşiğinin altında kaldı. Çalışmada, geliri medyanın altındaki kiracılara kira desteği ile sosyal kiralık konut ve enerji verimliliği yatırımları önerildi.

TEPAV, 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü için hazırlanan yoksulluk notları serisinin ikinci çalışmasını yayımladı. “Kira Yükü ve Konut Maliyeti Sonrası Yoksulluk Üzerine Bir Değerlendirme” başlıklı notta, barınma giderlerinin hanelerin gelirleri üzerindeki etkisi, konuta erişimdeki eşitsizlikler ve kira desteği seçenekleri incelendi.

TEPAV Kalkınma Programı Direktörü H. Ekrem Cunedioğlu ve Politika Analisti Sercan Sevgili’nin hazırladığı çalışmaya göre, kira ve diğer konut giderleri gelirden düşüldüğünde 2025’te yoksulluk oranı kiracılarda yüzde 37,2, ev sahiplerinde yüzde 20,4 oldu. İki grup arasındaki fark, resmî yoksulluk tanımındaki 8,3 puandan 16,8 puana çıktı. Bu fark tek bir yıla özgü değil. Konut gideri verisinin aynı biçimde derlendiği 2014-2023 döneminin her anketinde fark en az 11,2 puan oldu.

Serinin ilk notunda oturulan konutun kira değerinin gelir hesabına eklenmesinin yoksulluk ölçümüne etkisi ele alınmıştı. İkinci notta ise konut giderleri ödendikten sonra hanelerin elinde kalan gelire odaklanıldı. Konut maliyeti sonrası yoksulların yüzde 38,8’ini kiracılar oluşturdu. Kiracıların nüfus içindeki payı ise yüzde 27.

Kira yükü son yıllarda ağırlaştı

Kirası gelirinin yüzde 40’ını aşan kiracıların payı, 2019’da yüzde 5,5 iken 2025’te yüzde 12,8’e yükseldi. Kira ödenmeden önce geliri yoksulluk eşiğinin üzerinde olduğu hâlde kirasını ödedikten sonra eşiğin altına düşen kiracıların payı da aynı dönemde yüzde 9,1’den yüzde 12,1’e çıktı. Geliri en düşük yüzde 20’deki kiracıların medyan kira yükü, OECD’nin Türkiye için verdiği son yıl olan 2020’de yüzde 27,9 ile OECD ortalamasının (yüzde 31,6) altındaydı. Gelir anketinin yapıldığı döneme taşındığında bu oran 2025’te yüzde 32,1 ile OECD ortalaması düzeyine çıktı.

Kira yükündeki artış yoksulluk oranlarına ise sınırlı yansıdı. Kiracıların resmî yoksulluk oranında 2019-2025 döneminde anlamlı bir değişim görülmedi. Çalışmaya göre, kirasını ödedikten sonra yoksul kalan kiracıların çoğu kira ödenmeden önce de yoksulluk eşiğinin altındaydı. Kira yükündeki artış, yoksulluğa yalnız kirasını ödeyince eşiğin altına düşen kiracılar üzerinden yansıyabildiği için kira sonrası yoksulluktaki artış sınırlı kaldı.

Mevcut kira sözleşmelerindeki artış 2026’da da sürdü. TÜFE’nin gerçek kira ödemeleri alt endeksinin ocak-ağustos ortalaması, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 49,6 yükselirken genel TÜFE’deki artış yüzde 31,7 oldu.

Kiracı hanelerdeki çocukların yüzde 49’u yoksul

Konut maliyeti sonrası yoksulluk, çocuklu kiracı hanelerde daha yüksek. Kiracı hanelerde yaşayan çocukların yüzde 49’u (3,3 milyon) konut giderleri düşüldükten sonra yoksulluk eşiğinin altında kaldı. İki yetişkin ile üç veya daha fazla çocuktan oluşan kiracı hanelerde yaşayanlarda bu oran yüzde 70,2 oldu.

Kiracı hanelerde yaşayan 65 yaş ve üstündeki kişilerin sayısı da 2014’te 469 bin iken 2025’te 1 milyonu aştı. Bu kişilerin yüzde 40,3’ü konut maliyeti sonrası yoksul sayılırken aynı yaştaki ev sahiplerinde oran yüzde 24,9 olarak hesaplandı.

Bölgeler arasında da büyük fark var. Güneydoğu Anadolu’daki kiracılarda konut maliyeti sonrası yoksulluk oranı yüzde 66,3 oldu. 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen 11 ili kapsayan beş bölgede oran yüzde 56,3, Türkiye’nin geri kalanında ise yüzde 33,4 oldu. Çalışmada, bu farkın deprem öncesinde de bulunduğuna dikkat çekildi.

Konut varlığı ve kira geliri üst gelir grubunda yoğunlaşıyor

Çalışmada, barınma giderlerinin yarattığı yük konut mülkiyetinin dağılımıyla birlikte değerlendirildi. TÜİK Hanehalkı Bütçe Araştırması’na göre 2024’te hanelerin yüzde 16,7’sini oluşturan birden fazla konut sahibi haneler, hanehalklarının sahip olduğu konutların yüzde 47,1’ini elinde tuttu.

Geliri en yüksek yüzde 20’lik grup, kiraya verilen konutların yüzde 49,7’sine ve beyan edilen kira gelirinin yüzde 62,2’sine sahip oldu. Buna karşılık en düşük gelirli yüzde 40’taki haneler, kiracıların ödediği toplam kiranın yüzde 27,1’ini öderken kira gelirinden yüzde 6 pay aldı.

En düşük gelirli yüzde 20’de ev sahibi olunan hanelerde yaşayanların payı, 2014’te yüzde 58,3 iken 2025’te yüzde 48,4’e geriledi. Aynı dönemde 25-34 yaş grubunda annesi veya babasıyla yaşayanların payı yüzde 34,4’ten yüzde 38,5’e yükseldi.

Düşük gelirli haneler barınma sorunlarını bir arada yaşıyor

Konuta erişimdeki eşitsizlik, yaşanılan konutların niteliğine ve güvenliğine de yansıdı. En düşük gelirli yüzde 20’de nüfusun yüzde 36,2’si hem aşırı kalabalık hem de nem, çatı, banyo-tuvalet veya ışık sorunlarından en az birinin bulunduğu konutlarda yaşadı. En yüksek gelirli yüzde 20’de bu oran yüzde 4,4 oldu.

En düşük gelir grubunun yüzde 54,7’si, 2000 ve öncesinde yapılmış binalarda oturdu. Konutu son beş yılda deprem veya aşırı hava olayı nedeniyle zarar görenlerin payı bu grupta yüzde 9, en yüksek gelir grubunda ise yüzde 3,5 olarak hesaplandı.

Evini yeterince ısıtamayanların payı 2025’te kiracılarda yüzde 23,9, ev sahiplerinde yüzde 16,6 oldu. Konut maliyeti sonrası yoksul kiracıların yüzde 75,2’si aşırı kalabalık, nem veya çatı sorunu ve evi yeterince ısıtamama sorunlarından en az biriyle karşılaştı.

Desteğin etkisi tasarımına bağlı

Notta, eşdeğer geliri Türkiye medyanının altında olan kiracı hanelere, kiranın hane gelirinin yüzde 30’unu aşan kısmını karşılayacak bir destek önerildi.

Hanelerin davranışlarının değişmediği varsayımıyla yapılan hesaplamaya göre, yıllık maliyeti 129,7 milyar TL olan destek 2,18 milyon haneye, kiracı hanelerin yüzde 28,4’üne ulaşabilecek. Bu tasarımla konut maliyeti sonrası yoksulluk oranının kiracılarda yüzde 37,2’den yüzde 33,2’ye, nüfus genelinde ise 1,07 puan gerileyebileceği hesaplandı.

Çalışmada desteğin hangi ölçüte göre verildiğinin sonuçları değiştirdiği de gösterildi. Resmî tanıma göre yoksul kiracılara kiranın yarısının ödendiği alternatif tasarım, resmî yoksulluk oranını 2,33 puan azaltırken konut maliyeti sonrası yoksulluğu yalnızca 0,24 puan düşürüyor. Desteğin yüzde 30’unun kira artışlarına yansıdığı senaryoda ise harcanan her 1 milyar TL başına yoksulluktan çıkan kişi sayısı yüzde 41 azalıyor.

Sosyal kiralık konut ve verimlilik yatırımları önerildi

Kira desteğinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sosyal yardım altyapısı üzerinden yürütülmesi, bölgesel kira düzeylerine göre destek tavanı belirlenmesi ve kira ödemelerinin bankacılık kayıtlarıyla doğrulanması önerildi. Gelir medyana yaklaştıkça desteğin kademeli olarak azaltılması gerektiği belirtildi.

Kira desteğinin, kâr amacı gütmeyen ve kiraları maliyet esasına göre belirlenen bir sosyal kiralık konut stokuyla tamamlanması da öneriler arasında yer aldı. Enerji desteklerinde ise düşük gelirli hanelerin yalıtım, pencere yenileme ve ısıtma sistemi dönüşümü gibi verimlilik yatırımlarına ağırlık verilmesi istendi.

Kentsel dönüşüm ve afete karşı güçlendirme programlarında, 2000 ve öncesinde yapılmış binalarda yaşayan düşük gelirli ev sahipleri ile kiracılara öncelik verilmesi önerildi. Gençler ve alt-orta gelir grupları için de uzun vadeli, düşük peşinatlı konut finansmanı modelleri geliştirilmesi istendi. Çalışmada ayrıca kira yükünün gelir gruplarına göre ve enerji yoksulluğunun kiracılık durumuna göre düzenli izlenmesi gerektiği vurgulandı.





Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.

 

Paylaş