RTÜK, BDDK, SPK ve diğerleri… Kısaltmalarla anılan bu kurumların adını bugünlerde daha sık duyuyoruz. Literatürde “Bağımsız İdari Otoriteler” (BİO) olarak adlandırılan bu kurumlar, geçmişte de çeşitli tartışmaların konusu olmuşlardı ancak son zamanlarda ortaya çıkan ve kamuoyunda “fon krizi” olarak bilinen “piyasa dolandırıcılığı” soruşturması nedeniyle farklı yönleriyle tekrar gündeme geldiler.
Fon krizi bağlamında BİO’larla ilgili çok çeşitli ve çetrefil hukuki sorunlar olduğu ve zaman içerisinde bunlara yenilerinin ekleneceği muhakkak ancak biz bu notta, SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) örneğinden yola çıkarak her biri akademik açıdan tartışılmaya değer bu sorunlardan birine, BİO’ların bağımsızlığı konusuna odaklanacağız ve bazı anayasal çözüm önerileri getireceğiz.
I) Dünyada ve Türkiye’de BİO’lar
Dünyadaki örnekler incelendiğinde, BİO’ların her ülkenin anayasal ve idari yapısına göre farklı biçimlerde yapılandırıldığı görülür. Temel olarak “Anglo-Amerikan Modeli” ile “Fransız Modeli” arasında bir ayrım yapılabilir. Anglo-Amerikan Modelinde, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’ta uygulandığı biçimiyle, düzenleyici ve denetleyici kurumlar büyük ölçüde hükümetten (siyasal iktidardan) bağımsız hareket ederler. Hatta zaman zaman yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinden ayrı bir kuvvetmiş gibi hareket ettikleri eleştirisine muhatap olurlar. Fransız Modelinde ise bu otoriteler idarenin, dolayısıyla yürütmenin bir parçasıdır. Bu modelde söz konusu kurumlar hukuken bağımsız bir statüye sahiptirler ancak bu “bağımsızlık” yürütme organından tamamen ayrı faaliyet gösterdikleri anlamına gelmez.
Dünyada BİO’ların yaygınlaşmaya başlaması ile neo-liberalizmin Avrupa ve Amerika’da yükselmesi arasında yakın bir ilişki olduğu söylenebilir. Devletin geçmişte doğrudan faaliyet gösterdiği bazı ekonomik alanlardan tamamen veya kısmen çekilmesinin ardından, bu alanlar bütünüyle piyasa kurallarına ve mekanizmalarına bırakılmamış; ortaya çıkan boşluğun düzenleyici ve denetleyici kurumlarla doldurulması benimsenmiştir.
Bunun yanında belirli sektörlerde teknik uzmanlaşma ihtiyacının artması da BİO’ların yaygınlaşmasında önemli rol oynamıştır. Finans, enerji ve iletişim gibi karmaşık ekonomik ve teknik ilişkilerin bulunduğu alanlarda, geleneksel idari yapıların ve gündelik politikaları uygulamakla görevli kurumların yetersiz kaldığı görülmüştür. Bu alanların etkin biçimde düzenlenmesi ve denetlenmesi, özel uzmanlık ve deneyime sahip kurumsal yapıların oluşturulmasını gerekli kılmıştır.
Politika notuna buradan ulaşabilirsiniz.




