logo tobb logo tobbetu

TEPAV AB Direktörü Eralp: "AB'nin Kıbrıs'la İlgili Söylemi Sertleşiyor" Eralp, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye Raporu Taslağı'na ilişkin değerlendirmesinde "Kıbrıs'la ilgili söylemin sertleştiğine ve ilk defa Türkiye'de 'denetleme ve dengeleme' mekanizmalarının eksikliğine vurgu yapıldığına"  dikkat çekti.
Haber resmi
14/02/2011 - Okunma sayısı: 2220

ANKARA - TEPAV AB Enstitüsü Direktörü Nilgün Arısan Eralp, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi'nde kabul edilen Türkiye Raporu Taslağı'nda  "Kıbrıs'la ilgili söylemin sertleştiğine ve ilk defa Türkiye'de 'denetleme ve dengeleme' mekanizmalarının eksikliğine vurgu yapıldığına"  dikkat çekti.

TEPAV Direktörü Eralp, yaptığı değerlendirmede, 2010 yılı sonunda hazırlanan ve Parlamento'da çeşitli düzeylerde ele alınan  Türkiye Raporu Taslağı'nın 10 Şubat'ta Dış İlişkiler  Komitesi'nde oy çokluğuyla kabul edildiğini hatırlattı.  Bu süreçte dikkat çeken ve Türk basınına da yansıyan gelişmenin özellikle Dış İlişkiler Komitesi'ndeki  görüşmelerde Kıbrıs'a ilişkin ifadelerin sertleşmesi olduğunu ifade eden Eralp,   "Ancak Rapor'un Türkiye'de demokratik sistemin konsolidasyonu açısından önem taşıyan ve henüz Türkiye'de tartışılmayan başka yönleri de var" dedi. Eralp, şöyle devam etti:

"Rapor'un 2010 yılı sonunda ortaya çıkan ilk taslağında Kıbrıs'a ilişkin olarak artık AB'nin tüm raporlarında görmeye alışılan 'Türkiye'nin Kıbrıs'taki görüşme sürecine destek vermesi ve çözüm için gayret sarf etmesi' ve 'Ankara Anlaşması'nın ek protokolünü uygulayarak limanların ve havaalanlarının Güney Kıbrıs'a açılması' gibi ifadeler yer aldı. Bu ay Dış İlişkiler Komitesi'nde yapılan görüşmelerde Rapor Taslağı'nda   Maraş Bölgesi'nin iadesini öngören Birleşmiş Milletler kararına (1984/550) atıfta bulunularak, Türkiye'nin Ada'dan asker çekmesi ve  Kuzey'deki askeri bölgelerin, kayıplarla ilgili komitenin çalışabilmesi için açılması istendi. Bu arada Sosyalist grubun, Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonuna son verilmesi için 'Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün kabul edilmesine ilişkin önergesi ise reddedildi.

Rapor'un diğer bölümlerinde her zaman olduğu gibi  AB reformlarına hız verme çağrısı yer aldı. Bu bağlamda  özellikle basın özgürlüğü, kadın-erkek eşitliği, töre cinayetleri, kadınların özgür seçim hakkı çerçevesinde üniversitelerde başörtüsü yasağının tamamen kaldırılması ve  dini azınlıkların korunması gibi konular ön plana çıktı."

"Denetleme ve dengeleme" mekanizması yetersiz...

Eralp, Rapor Taslağı'nda vurgulanan unsurlardan birinin de " Anayasal Reform" süreci olduğunu açıkladı.  Taslak'ta, Türkiye'de insan haklarına ve temel özgürlüklere saygılı, tam anlamıyla çoğulcu bir demokrasiye sahip kılacak kapsamlı bir anayasa değişikliği gerekliliğinin ön plana çıkarıldığını ifade eden Eralp, "Anayasal değişikliğin 'katılımcı' bir yapıda tüm siyasi partiler ile sivil toplumu kapsayacak,  mümkün olan en geniş kapsamlı görüşmeler ile makul bir zamanlama içerisinde, diyalog ve uzlaşı yaklaşımıyla hazırlanması gerektiği belirtiliyor" dedi. Eralp, değerlendirmesine şöyle devam etti:

"Avrupa Parlamentosu bu yılki Rapor Taslağı'nda ilk defa Anayasa konusunu ağırlıklı olarak gündeme getirdi. Kamuoyunda dikkatleri pek çekmeyen bu konu,  modern ve demokratik bir devlette bulunması gereken ve yürütme, yargı ve yasama organları arasında kuvvetler ayrılığına dayanan "denetleme ve dengeleme" mekanizmasının Türkiye'deki yetersizliği konusu.

Taslak bu mekanizmanın demokratik bir sistem için taşıdığı anahtar öneme dikkat çekerek,  bu alandaki yetersizliği giderme konusundaki en önemli katkının Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) olduğunu özellikle belirtiyor.  Rapor Taslağı'na göre TBMM, tüm partilerin katılım sağlayacağı  aktif ve yapıcı bir yaklaşımla  modernleşme reformlarını  desteklerken aynı zamanda  hükümetin politikalarının demokratik denetimini de gerçekleştirmeli."

Nilgün Arısan Eralp, yaptığı değerlendirmede, bir AP raporunda "dengeleme ve denetleme" mekanizmalarının eksikliği ve bu eksikliğin TBMM tarafından giderilebileceği konusunun ilk defa gündeme getirildiğine dikkat çekerek, bu tespitin, Rapor 8 Mart'da resmen kabul edildiğinde Türkiye'de de daha ayrıntılı ve kapsamlı bir şekilde ele alınarak tartışılabileceğini ifade etti.

 

 

 

Yazdır

« Tüm Haberler