Arşiv

  • Kasım 2018 (9)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)
  • Mart 2018 (21)
  • Şubat 2018 (25)
  • Ocak 2018 (27)
  • Aralık 2017 (24)

    Etiketler

    ‘Şanslı’yı takdimimdir

    Nihat Ali Özcan, Dr.22 Haziran 2018 - Okunma Sayısı: 439

    Bu pazar sandığa gidiyoruz. Kampanya boyunca liderler bir dizi vaatte bulundular. Liste uzun. Ekonomiden dış politikaya, eğitimden güvenliğe, askerlikten mülteci sorununa kadar. Bu köşeyi okuyanlara garip gelse de bugünkü yazımı, seçim vaatleri arasına giren “sokak hayvanlarına” ayırdım.

    Sakarya’da bir yavru köpeğin ayaklarının ve kuyruğunun hunharca kesildiğini gösteren resimlerin medya ve sosyal medyada haber olması birçok insanın vicdanını yaraladı. Masum bakışlı yavru köpek hayatını kaybetti. Hepimiz bu vicdanlara sığmayan davranışı kimin, hangi motivasyonla yapabildiğini sorgulamaya başladık. İnsanlarımızda eksik olan neydi? Benzer hadiselerin önlenmesinde hukuki düzenlemelerin etkisi olur muydu?

    Mevcut koşullar ve tutumlar ışığında, masum bakışlı siyah köpek yavrusunun başına gelenlere birçok hayvanseverin tanıklık ettiğini söylemek abartılı olmaz. Bunlardan birisi de benim. Başlıkta sözünü ettiğim “Şanslı” bizim ailenin sahiplendiği, zorla emekli edilmiş Kangal kırması bir çoban köpeği. Beş yıl önce ilk karşılaştığımızda çobanlar onu, hastalığı nedeniyle dağ başında ölüme terk etmişlerdi. Tüm tüyleri dökülmüş, derisi simsiyah olmuş, ayakta duramayan bir kemik torbası gibiydi. Onu sahiplendik. Tedavi ettirdik. Aşılarını tamamladık. Kimlik çıkarttık. Ancak insanlardan kaynaklı kötülükleri önlemekte pek başarılı olamadık.  

    Bir gün Şanslı’yı, evimizin yakınlarında kan revan içinde bulduk. Birileri ona av tüfeğiyle ateş etmişti. Çaresizdi ve kan kaybediyordu. Etimesgut Belediyesi’ne haber verdik, geldiler ve Şanslı’yı götürdüler. Vücudundan onlarca av tüfeği saçması çıkartıldı. Tedavisi uzun sürdü. Nihayet Şanslı eve geri döndü. Arabadan indiğinde şaşkındı.

    Aradan bir kış geçmişti ki bir defa daha Şanslı’yı kan revan içinde bulduk. Bir “insan” ona kesici bir aletle vurmuş ve damarını kesmişti. Yine çok kan kaybediyordu. Yeniden veterinerin yolunu tuttuk. Tedavi sonrası eve geldiğinde mutluluğu görülmeye değerdi.

    Bunun Şanslı’ya yapılan son kötülük olmasını umuyorduk. Ancak yanılmışız. Şanslı bir defa daha silahlı katillerin hedefi oldu. Yine veterinerlerin yolunu tuttuk.

    Şimdilik insan kılıklı “canilerin” uzak olmasını umarak birlikte yaşamaya devam ediyoruz. Hayatı boyunca insanlardan kötülük görmüş bu köpeğin tek istediği bir tas su, bir kap yemek ve biraz sevgi. Adının Şanslı olmasının nedeni ise kötülüklerden kaçamasa da, birkaç defa ölümün kenarından dönmesiydi.

    Tüm yaşadıklarımızın bize şu soruyu sorduruyor. İnsanların zararsız, aciz bir köpeğe karşı bu kadar sadist ve acımazsız olmaları nasıl açıklanabilir? Anlaşılan, çok ciddi sevgi eksikliğimiz, ahlaki ve vicdani sorunlarımız var. Sevgi, şefkat ve vicdan üretmekte yetersiz kalan aile, okul, cami, kışla, medya düzenimiz var.

    Bu durumda hayvan sevgisini, zayıflara karşı vicdanlı olmayı öğrenmenin yanı sıra hayvanları koruyacak hukuki düzenlemelere de ihtiyacımız var.

    Sokak hayvanlarına ilişkin merkezi ve yerel idarenin sorumlulukları muğlak ve yetersiz. Hayvanlara tecavüz, eziyet ve hayvan öldürme fiillerinin Türk Ceza Kanunu kapsamına alınması zaruri. Sevindirici haber, konu artık siyasi liderlerin gündeminde ve kamuoyunun radarındadır. Nihayetinde vicdanları yaralayan sokak hayvanlarının hikâyesi Şanslı kadar “şanslı” bitmeyebilir.

    Bu köşe yazısı 22.06.2018 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: