Arşiv

  • Eylül 2019 (11)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)

    Etiketler

    Yeni dönemde terörle mücadele

    Nihat Ali Özcan, Dr.26 Haziran 2018 - Okunma Sayısı: 653

    Sonuçlar ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olsun. Türkiye böylece bir seçimi daha geride bırakmış oldu.  Seçimin yüksek katılımla gerçekleşmiş olması önemli. Türk demokrasisinin geldiği aşamayı, iktidarın meşruiyetini ve kamuoyu desteğini gösteriyor. Eğer güvenlik ve terör gibi sorunlardan muzdaripseniz, halkın desteği, otoritenin meşruiyeti mücadele stratejilerinde önemli bir yere sahiptir.

    Lider ve parti performansı açısından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başarısı tartışma götürmez. Sorunların çokluğu kadar, Erdoğan’ın siyasi tecrübesi dikkate alındığında boşa harcayacak zamanının olmadığı kesin. Özellikle de konular birbiriyle bağlantılı olunca. Ekonomiden üretime, işsizlikten eğitime, adaletten, güvenliğe, savunmadan dış politikaya kadar geniş bir yelpazeden söz ediyoruz.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sonrası yaptığı konuşmalarda terörle mücadeleye özel bir yer ayırdı ve kararlılık vurgusu yaptı. Bu vurgunun salt seçmen taleplerine verilmiş bir cevaptan öte anlam taşıdığı açık. Nitekim seçimlerin gölgesinde kalmış olsa da Türkiye’nin terör sorunu her geçen gün kendisini daha fazla hissettiriyor. Bunda küresel, bölgesel ve ülke içi gelişmelerin rolünün olduğu açık. Muhtemelen önümüzdeki süreçte konuyu daha fazla konuşacağız.

    Çevremizdeki hareketlenmeler ve ittifaklar, komşularımız Suriye, Irak ve İran ile ilgili yeni gelişmelerin eşiğinde olduğumuza işaret ediyor. Özellikle Suriye sorunu ulaştığı son düzlükte içerik değiştiriyor. Ülke bir yandan askeri ve politik çabalarla iç savaşı sonlandırmaya çalışırken, bir yandan da yeni çatışma zeminine doğru kayıyor.

    ABD, İsrail ve Suudi Arabistan, Suriye’yi İran politikalarında “asli cephelerden birisi” rolünü oynamaya zorlayacak yeni adımlar atıyor. Şüphesiz ki Ürdün ve Irak, söz konusu stratejinin tamamlayıcı parçası. Böylece İran’ı sadece ekonomik alanda değil, en güçlü olduğu “vekâleten savaşlarda da” coğrafi olarak sınırlamak isteyen blok, bölgedeki tüm araçları, aktörleri seferber edecek hamlelerini sürdürüyorlar.

    Suriye, Irak ve İran’da fiziki, etnik, politik güç ve müttefik arayışlarında ilk akla gelen aktörün PKK olduğu ortada. Her ne kadar Türkiye’nin hedef alınmadığı söylense de, tüm bu gelişmeler PKK sorununun niteliğini değişikliğe uğratmaya devam ediyor. Eğer harekete geçmezse Türkiye’nin ağır bir fatura ödeyeceği açık.    

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadelede kararlılık vurgusu yaparken, sorunun sadece örgütle tarif edilemeyeceğinin farkında. Bölgesel gelişmeler bize PKK’yı aşan bir sorunun var olduğunu gösteriyor.

    Mesele PKK olunca, kitap, bölgesel gelişmelerin yanı sıra HDP’nin seçim sonuçlarının da farklı bir gözle okunması gerektiğini söylüyor. Önümüzdeki günlerde dış politikanın ana hatları gözden geçirilirken, terörle mücadele stratejisini de yeniden ele almak gerekebilir.

    Bu köşe yazısı 26.06.2018 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: