Arşiv

  • Ekim 2020 (10)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)

    Etiketler

    Enflasyonu düşürüp büyümeyi yükseltmek mümkün

    Fatih Özatay, Dr.18 Aralık 2019 - Okunma Sayısı: 711

    Son iki yazımda, Türkiye’de büyüme ile enflasyon arasında ters yönlü, işsizlik ile enflasyon arasında da aynı yönlü bir ilişki bulunduğunu gösterdim. Gerçi ilişkiler çok kuvvetli değildi; ama önemli olan, büyüme artarken ve işsizlik düşerken enflasyonun iddia edildiği gibi yükselmemesiydi. Ezberlerin tersine bir durum söz konusuydu.

    Bu değişkenler arasında alışılmış ilişkilerin gözlenmemesinin temel nedeni risk primi. Kırılgan bir ekonomide, risk algısını önemli ölçüde artıran bir şok, anında faizi ve kuru sıçratıyor. Sıçrayan kur, bir süre sonra enflasyonu yükseltiyor ve döviz borcunun önemli bir yer kapladığı bilançoları bozuyor. Bir yandan bu olgu diğer yandan sıçrayan faiz şirketleri güç duruma düşürüyor ve borçlarını ödemekte zorlanıyorlar. Bankalar bu koşullarda kredi musluklarını kapatıyorlar; büyüme düşüp işsizlik artıyor. Sonuçta, yüksek enflasyon-düşük büyüme (ya da küçülme) ve yüksek işsizlik birlikte gözleniyor.

    Tersi de geçerli. Güveni artırıp, risk primini düşüren ciddi bir ekonomik program, yerli parayı aranır kılıp, faizi ve kuru düşürüyor. Enflasyon iniyor. Bilançolar güçleniyor. Kredi talebi ve arzı yükseliyor. Şirketler faaliyetlerini artırıyor. Büyüme yükseliyor ve işsizlik düşüyor. Bu sefer düşük enflasyon-yüksek büyüme ve düşük işsizlik birlikte gözleniyor.

    Elbette bu belirttiklerim risk algısı yüksekken geçerli. Uzunca bir süre riskin düşük düzeyde olduğu bir ortamda alışılageldik ilişkilerin boy göstermesi beklenir. Dolayısıyla, riskin düzeyine bağlı olarak sözünü ettiğim ilişkilerin zayıflaması ye da güçlenmesi mümkün. Resmi netleştirmek için akademik araştırmalar gerekiyor.

    Yüksek büyüme-düşük işsizlik-düşük enflasyon üçlüsüne bir örnek: 2001 krizinden sonra uygulanmaya başlanan güçlü ekonomik program bir yandan AB ile ilişkilerin bahar havasını yaşaması diğer yandan kabaca 2006 ortalarına kadar Türkiye ekonomisini coşturdu. İki önemli olumsuz şoka –2003 başındaki Irak savaşı ile tüm dünyada 2004 bahar aylarında ABD Merkez Bankası’nın agresif biçimde faiz artıracağı beklentisinin yaygınlaşmasına- rağmen gerçekleşti bunlar. Tabloda o dönemde önemli makro değişkenlerdeki gelişmeleri özetliyorum. Enflasyon ve faizler yıl sonu için. Risk primi hariç tüm değerler yüzde olarak veriliyor. Karşılaştırılabilir işsizlik verisi olmadığı için vermiyorum. Fazla söze gerek yok; tablonun mesajı açık: Yüksek büyüme ve düşük enflasyon birlikte olabiliyor.

     

     

    Bu köşe yazısı 17.12.2019 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler:
    Yazdır