Arşiv

  • Haziran 2024 (9)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)

    2009’da ne kadar küçüleceğiz (1)?

    Fatih Özatay, Dr.02 Mart 2009 - Okunma Sayısı: 847

     

    2009'da ekonomimiz hangi oranda küçülecek? Bu soruya kestirmeden bir rakam söyleyerek yanıt verilebilir elbette. Ama neden 'o' rakam da daha üstü ya da altı değil sorusunu da yanıtlamak gerekir. Telaffuz edilen küçülme oranının arkasında yatan gerekçeleri sıralamak gerekir ki yapılan tahminin ne kadar gerçekçi olduğu tartışılsın. Bu soruyu yanıtlamak için izlenebilecek bir yol teknik bir modele başvurmak. En basit modelde milli gelirin alt bileşenleri (tüketim, yatırım, ihracat, ithalat gibi) yer alacak. Bu alt bileşenlerin belirleyicileri ve onların alt bileşenler üzerine olan etkilerine dayanılarak bir takım teknik hesaplamalara gidilecek. Tüketim, yatırım ve ihracat gibi alt bileşenlerin belirleyicileri için bu ortamda ilk akla gelen adaylar ise şunlar: Tüketicilere ve şirketlere açılan kredi miktarının reel değeri, yurtdışından ne ölçüde kaynak bulabileceğimiz, ihracat pazarlarımızdaki büyüme, uluslararası mali yatırımcıların risk alma iştahları, ekonomiye duyulan güvene ilişkin göstergeler.

    Dikkat edilirse belirleyici olarak sıraladıklarım ile küresel krizin ekonomimizi etkileme kanalları birebir örtüşüyor. Şimdi başlangıçtaki soruyu biraz daha farklı biçimde soralım: 2009'da ekonomimizin küçülme hızı 2001 krizinde yaşanana kıyasla nasıl gerçekleşir? Onun oldukça altında mı kalır, yoksa daha büyük olabilir mi? Hatırlatayım; 2001'de yüzde 5.7 oranında küçülmüştü ekonomimiz.

    Şöyle bir yol izleyelim. 2009'da milli gelirimizin alacağı değerin temel belirleyicilerini tek tek ele alıp 2001 krizinde aldıkları değerler ile şimdi almaları beklenen değerleri karşılaştıralım. Önce ihracat ile başlayalım işe. 2001'de ihracat pazarlarımızın gelir düzeyinde belirgin bir daralma yoktu. Oysa şimdi tersi geçerli. Bu durum ihracatımızı son derece olumsuz yönde etkiliyor. 2001'de ihracatımız 2000'e kıyasla yüzde 12.8 oranında artmıştı.

    2008'in tümüne bakıldığında bir sorun yok gibi; ihracatımız yüzde 23 oranında artmış. Sorun var, oysa. Ekim ayından bu yana ihracatımız tepetaklak gidiyor. Bir yıl öncesinin aynı ayına göre ekim ayı ihracatımız yüzde 1.8 oranında daha az olmuştu. Bu küçülme hızı giderek arttı ve ocak ayına gelindiğinde yüzde 25.7'e yükseldi.

    İhracatın büyüme hızına katkısı açısından şu noktanın da mutlaka altını çizmek gerekir. 2001 büyüme hızına ihracatın (hizmet ihracatı dahil) katkısı olumlu yöndeydi ve 3.6 puan kadardı. Oysa 2009'da ihracat düşecek. Dolayısıyla, büyümeye katkı olumsuz yönde olacak.

    Mesela son üç aydaki ihracat düşüş hızının (yüzde 20) tüm yıl için geçerli olacağını düşünelim. Bu durumda (oldukça kaba bir hesaplamayla) 2009'da salt ihracattaki azalma yüzünden eksi yüzde 3.5 olacak büyüme hızımız. Şüphesiz bu tahmin 2009 büyüme hızı tahmini değil. O hızı etkileyen sadece ihracat değil çünkü. Başka unsurların katkısıyla bu hız daha düşük ya da daha yüksek olabilir.

    Şimdi sıra diğer belirleyicilere geldi. Dış kaynakla başlayalım. Dış kaynak ihracat gibi doğrudan milli gelirin bir alt bileşeni değil. Ama özel yatırımların ve şirketlerin nakit akımlarının önemli bir belirleyicisi.

    2001'de ödememiz gereken dış borcumuz 16.7 milyar dolar kadardı. Bunun yüzde 65'i özel sektöre aitti. 2009 için vadesi gelen dış borcumuz ise 106 milyar dolar düzeyinde. Bunun 92.5 milyar doları, yani yüzde 87'si özel sektöre ait. Vadesi gelen borç ödemeleri kadar yeni dış kaynak girişi olmazsa ne olur?

    Miktar etkisi: Yeni bulunan dış borcun üzerine kendi olanaklarıyla topladıkları dövizi ekler bankalar ve şirketler. Bu, iki kesimin de bilançolarının küçülmesi ve nakit akımlarının bozulması demek. Daha az üretim, istihdam, yatırım ve dolaylı yoldan daha az iç kredi anlamına gelir. Fiyat etkisi: Döviz bulma çabası kuru yükseltir. 2009'da dış kaynak sorunu 2001'e kıyasla başımıza daha fazla bela olacak ve büyüme hızına daha fazla olumsuz etki yapacak gibi görünüyor. Perşembe günü daha ayrıntılı ele alacağım bu konuyu.

    Bu yazı 02.03.2009 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır