Arşiv

  • Aralık 2022 (1)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Merkez Bankası faizi daha hızlı düşürmeli mi?

    Fatih Özatay, Dr.02 Mart 2008 - Okunma Sayısı: 1023

     

    Soru bildik çağrışımlara gebe. Şu: Büyüme ve işsizlik verilerindeki olumsuz sinyaller karşısında Merkez Bankası'nın (MB), Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) aldığı tavra benzer bir tavır alıp faizleri hızla düşürmesi mi gerekir?Fed, yaklaşmakta olan durgunluğa deva olsun diye son sürat faiz indiriyor. Bundan sonraki ilk adımda 50 puan daha düşüreceğine kesin gözüyle bakılıyor. İndirimin 75 puan olması olasılığı da artıyor. Bu olasılık bir hafta önce sadece yüzde 2 düzeyindeydi. İki gün önce yüzde 36'ya, cuma günü ise yüzde 70'e yükseldi. Bu olasılık ileri dönemlere ilişkin yapılan alışverişlerden elde edilen verilerden hesaplanıyor.Üstelik ABD'de enflasyonun yükselme eğilimine girdiğine dair sinyaller geliyor. Bu gelişmeye karşın Fed'in agresif biçimde faizleri düşüreceği bekleniyor. Kısacası Fed'in büyümeden yana ağırlığını koyduğu, bu ağırlığı ileride daha da artıracağı anlaşılıyor. 2002-2006 arasında ortalama olarak yüzde 7.2 düzeyinde büyüyen ekonomimizde 2007 büyümesinin yüzde 4 dolaylarında olacağı tahmin ediliyor. Son veriler işsizliğin artmaya başladığını gösteriyor. Üstelik uzun bir zaman sonra, son açıklanan verilere göre, tarım dışı sektörlerde de işsizlik arttı.MB de faiz indiriyor bir süredir. Peki bu gidişat karşısında daha hızlı faiz indirimine gitmesi gerekir mi? Yazının bundan sonraki bölümünde Türkiye'ye ilişkin olarak hiç enflasyondan söz etmeyeceğim. Eski bir MB çalışanı olarak faiz sorusuna enflasyona hiç değinmeden yanıt arayacağım. MB'ye yasayla ne görev verildiğini bilmeme karşın yapacağım bunu. Olumsuz büyüme verileri karşısında 'paniklememden' ötürü mü bu?Yok. Çok basit bir nedeni var bunun. Sürekli atlanan bir neden: Ekonomide olan biten açısından önemli olan 'piyasa'daki faiz oranları. Tüketici kredisi alırken hangi faizle alıyorsunuz? Konut kredilerinin faizi ne düzeyde? Mali yatırım yaparken, döviz mi yoksa tahvil mi tutacağınıza bakarken dikkate aldığınız tahvil faizi ne düzeyde? Döviz kuruna ilişkin beklentilerinizi hangi faiz etkiliyor? Vadeli mevduata teklif edilen faiz ne dolaylarda?Tüketim ve yatırım, dolayısıyla kısa dönemli büyüme açısından bu faizler önemli. Tüm bu faizler açısından gösterge niteliğinde olan bir faiz haddi var. O da ikincil piyasadaki gösterge tahvilin faizi: Hazine'nin geçmişte ihraç ettiği tahvilleri almış ama şu anda satmak isteyenlerle o tahvilleri almak isteyenlerin, bu isteklerine uygun olarak verdikleri alım satım emirleri sonucunda piyasada oluşan faiz. Çeşitli vadelerdeki tahviller için çeşitli faizler var. Bunlardan en çok alıp satılan tahvilin faizi gösterge tahvil faizi oluyor.Şu sıralarda gösterge tahvil 10 Temmuz 2009 vadeli tahvil. Perşembe akşamı kapanışta bu tahvilin faizi yüzde 16.8 düzeyindeydi. Cuma günü daha da yükseldi (16.95). Tartışmamız açısından ilginç olan nokta şu: Gösterge faiz, 20 Eylül 2007'den bu yana, beş işgünü haricinde hep yüzde 16'lı rakamlarda kaldı. Sözünü ettiğim beş günde ise en düşük olduğu noktada (26 Ekim 2007) bile yüzde 15.88 düzeyindeydi.Kısacası, gösterge faiz yüzde 16-17 bandının üst kısımlarında çakılmış kalmış vaziyette. Üstelik son iki iş gününde olduğu gibi uluslararası piyasalar heyecanlanırsa daha da yükselme eğilimi var. Hepimiz 'heyecanlanma olasılığının' yüksek olduğunu biliyoruz. Bu heyecanlanma hiç yaşanmasa bile, olasılığının yüksek olması da problem; riskin yüksek olması demek, yani piyasa faizinin de.Şimdi MB faiziyle bunun ne ilişkisi var derseniz, ben de tam da bu ilişkisizliği belirtmek üzereydim. Son aylarda ortaya çıkan bir durum bu: 20 Eylül 2007'de MB faizi yüzde 17.5 düzeyindeydi, şu sırada ise yüzde 15.25. MB'nin kendi faizini 2.25 puan düşürdüğü bu süreçte, piyasa faizi düşmemiş. Aksine son aylarda artma eğilimi gösteriyor.MB'yi kendi işiyle başbaşa bırakıp, artan riskler karşısından neleri yaparız da reel faizlerin daha da artmasını önleriz diye düşünmek daha olumlu bir yaklaşım değil mi?

     

    Bu yazı 02.03.2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

     

    Etiketler:
    Yazdır