Arşiv

  • Ekim 2019 (6)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)

    Etiketler

    Öteki Türkiye ile ilgilenmeyi bir tek Dünya Bankası’na bırakmamalıyız

    Güven Sak, Dr.02 Şubat 2007 - Okunma Sayısı: 1696

     

    Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz Türkiye'deydi. Medyamızda daha çok çorabındaki yırtıklar nedeniyle yer aldı. Halbuki Wolfowitz "Sosyal Riskin Azaltılması Projesi" kapsamında yapılanları görmek için Türkiye'ye gelmişti. Sürekli olarak da "Eğitim Şart" benzeri bir ifade kullandı. Dünya Bankası'nın yoksullara, dönüşüm sürecinin başlangıçtaki kaybedenlerine yönelik çalışmaları aslında şöyle bir "Ne oluyoruz?" diye etrafa bakmamızı sağlamalıydı. Ama öyle olmadı. Çoraptan fırlayan başparmaklar medyamıza daha fazla haber geldi. Bugün müsaadenizle, vaktiyle, Serdar Turgut'un ilgimizi çekmeye çalıştığı "Öteki Türkiye"ye doğru bir bakalım.

    Aslında "öteki Türkiye" dönüşüm süreci ile birlikte biçim değiştiriyor. 2002 sonrasında biçimlenmeye başlayan göreli istikrar ortamında, "öteki Türkiye" son dönüşüm sürecinin ilk andaki kaybedenlerinden oluşuyor. Çifte seçim yılında kaybedenlere doğru bir bakmakta fayda bulunuyor. "Seçim ekonomisi olur mu? Önümüzdeki dönemde istikrar korunur mu?" gibi konularda merak içinde olanların sürecin acısını en çok çekenlere de bir bakmalarında fayda bulunuyor.

    Gelin önce işsizlik rakamlarına biraz daha yakından bakalım. TEPAV iktisatçılarının derlediği ilk rakam 15-24 yaş arasında iş bulmaktan ümidini kesenlerle ilgili. Daha hayatının başlangıç noktasında "Ben artık iş bulamam" diye düşünmeye başlayanların sayısı 2005 ve 2006'da patlamış görünüyor. Son iki yılda neredeyse üç katına çıkan bu rakama herhalde dikkatle bakmak gerekiyor. Evet, Türkiye ekonomisi küresel ekonomiye hızla entegre oluyor. Ekonomimiz sanayi ve hizmetler sektöründe hızla iş yaratıyor. Ama yaratılan işgücü talebi, işgücüne yeni katılan gençlerin artan sayısı nedeniyle işsizlikte azalmaya yol açmıyor. İşsizlik, "Ben artık iş bulamam" diye düşünmeye başlayanların işgücüne dahil edilmiyor olmasına rağmen azalmıyor. Etraftaki sinirli gençlere,  Beşir Ayvazoğlu'nun deyişiyle, aynı Yahya Kemal şiirlerinde olduğu gibi, "Bozgunda fetih rüyası" görenlere galiba biraz da bu gözle bakmak gerekiyor.

     

    hedOrtadaki tek rakam bu olsa yine de iyi olabilirdi. Ama İşsizlik istatistiklerinde dikkat etmemiz gereken bir ayrıntı daha göze çarpıyor. Bir yıldan daha uzun süredir işsiz olanların toplam işsizler içindeki payı, yine son iki yılda, yüzde 30'lardan, yüzde 40'lara çıkıyor. Etraftaki ümitsizlik ve karamsarlığın maddi temelleri var. Türkiye'nin bir tarafı küresel ekonominin bir parçası olurken, bir tarafı ise etrafa "gelecek korkusu" ile bakıyor. Osman Ulagay'ın o güzel kitabındaki ifadeyle "Küreselleşme Korkusu"  "bozgunda fetih rüyası"nı besliyor.

     

    hedDönüşüm sürecinin sancısı yalnızca işsizlik rakamlarında somutlaşmıyor. Bakın Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu, TESK'in yeni açılan ve kapanan esnaf işletmeleri ile ilgili rakamlarına. İlk kez, 2005-2006'da rakamlar artık pozitif olmuyor. Kapananların sayısı açılanları geçiyor. Türkiye kabuk değiştriyor. Türkiye ekonomisi modernleşiyor. Ama toplumumuzun bazı kesimleri değişimin yalnızca sancısını hissediyor.

     

    hedHep aynı şey oluyor? 2005 ve 2006'da işler bazıları için daha fazla kötüleşiyor. Türkiye pırıl pırıl parlıyor. Aynı Hindu milliyetçisi Bharatiya Janata Partisi(BJP) iktidarındaki Hindistan gibi.

    Hatırlıyor musunuz? BJP seçimlere "Hindistan Parlıyor" afişi ile girmişti. Sonra ne olmuştu? Hay Allah, hakikaten, sonra ne olmuştu?

     

     

    Türkiye'nin kazananların hızını kesmeden, kaybedenlerin acısını hafifletecek bir yöntem bulması gerekiyor. İşte eğitim reformu bu aşamada son derece önem taşıyor. Eğitim reformu hem büyüme sürecini sürdürülebilir kılacak, hem de geliri yeniden dağıtacak son derece etkili bir araç çünkü. Paul Wolfowitz ve Dünya Bankası "öteki Türkiye"yi unutmamamız gerektiğini bize gösterdiler. Ama çoraptan fırlayan başparmak haberleri arasında asıl mesajın güme gittiği izlenimini taşıyoruz.

     

    Bu köşe yazısı 02.02.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler: