Arşiv

  • Ekim 2022 (2)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)

    2016’da ekonomimiz (2)

    Fatih Özatay, Dr.06 Ocak 2016 - Okunma Sayısı: 1967

    Geçen hafta, 2015 için bir yıl önce yaptığım öngörüleri gerçekleşmeler ile karşılaştırdım. Şimdi sıra ekonomimizin 2016’da nasıl şekilleneceğini tayin eden temel dışsal unsurlara ilişkin senaryolarda. Temel senaryom şöyle:

    1. Uzun bir süredir uygulanmakta olan ekonomi politikasının 2016’da da sürmesini bekliyorum. Düşük düzeyde bir bütçe açığı veren bir maliye politikası ve enflasyonun yıllardır hedefin üzerinde seyretmesine karşın faiz artırmaktan kaçınan (mahcup) bir faiz politikası devam edecek. Kredi artışını dizginleyen kararlarda ise kademeli ve ılımlı bir gevşeme olabilir.

    2. Yapısal reform adı altında açıklanan ‘niyet’ beyanının niyet düzeyinde kalacağını bekliyorum.

    3. Geldiğimiz noktada, özellikle özel sektörün yaptığı yatırımlar ile yabancıların Türkiye’de yaptıkları yatırımlar açısından asıl belirleyiciler ise hukuk sistemimizin içinde bulunduğu durum, Türkiye’ye yönelik yolsuzluk algılaması (bu çerçevede mesela ihale yasasının durumu), basın özgürlüğü, demokrasi düzeyimiz ve çözüm (savaş?) süreci. Keşke bu alanlarda olumlu yönde büyük adımlar atılsa. Ama temel senaryomda bu alanlarda olumlu yönde bir gelişme öngörmüyorum.

    4. Rusya uçağının düşürülmesi sonrası yaşanan gelişmeler son yıllarda çok sayıda soruna yol açan dış politikayı değiştirmek zorunda kaldığımızı gösteriyor.

    5. ABD Merkez Bankası’nın faiz kararı alan yöneticilerinin aralık ayında açıkladıkları tahminlere göre (şu andaki bilgiler ışığında) 2016 yılında 4 kez faiz artırımı olacak. Böylelikle faiz 0,25-0,50 bandından 1,25-1,50 bandına yükselecek. Avrupa Merkez Bankası’ndan ise daha fazla gevşeme beklemiyorum.

    6. Bir yıl önce 2015 için oluşturduğum temel senaryoda en çok yanıldığım petrol fiyatlarıydı. Brent petrolünün varili şu anda 38 dolar düzeyinde. 2016 ortalamasının bu düzey (40 dolar) civarında kalacağını kabul ediyorum.

    7. Rusya’nın Türkiye’ye yönelik kararlarının 24 Aralık 2015’te yayınlanan ve Seda Başıhoş, Ayşegül Taşöz ile Can İtez tarafından hazırlanan TEPAV raporunda belirtildiği gibi olacağını varsayıyorum.        

    Bu varsayımların önemi için de birkaç şey söyleyeyim. (1), (2) ve (3) numaralı varsayımlar, Türkiye’de işlerin ‘eskisi’ gibi gideceğini söylüyorlar. Kısacası 2012’den bu yana olduğu gibi ekonomimizin yurtdışı koşullardaki gelişmelerin peşi sıra sürükleneceğini ima ediyorlar. (4) numaralı varsayım dış politikamızda zorunluluk sonucu da olsa bir değişiklik gerçekleşmekte olduğunu söylüyor. Ekonomimiz açısından önemi şu: Hiç olmazsa dış politikadan kaynaklanan mevcut risk ve belirsizliklerin katlanarak artmayacağını ima ediyor. (5) numaralı varsayım, Türkiye’ye eskisine kıyasla daha az dış kaynak geleceği ve döviz kurunda yükselme eğiliminin ağır basacağı anlamına geliyor. (6) numaralı varsayımın petrol ihraç eden ülkelere yönelik ihracatımızın zorluklarla karşılaşacağını söylüyor. Buna karşılık bu gelişmeden enflasyonumuz olumlu yönde etkilenecek. (7) numaralı varsayım zaten belirttiğim kaynaktaki analize dayanıyor ve büyüme oranımızın salt bu nedenle 0,5 puan daha düşük olacağını söylüyor.

    Yukarıda verdiğim varsayımları değiştirerek farklı senaryolar oluşturmak elbette mümkün. Fazla ayrıntıya girmeden sadece bir noktaya dikkat çekeyim. Şu: Merkez Bankası yönetiminde yer alanların önemli bir kısmının bahar aylarında görev süreleri bitiyor. Yeni yönetimin uygulayacağı para politikası ile bu uygulama hakkında oluşacak algının da ekonomimize önemli etkileri olacak. Gelecek hafta devam edeceğim.

    Not: Sözünü ettiğim TEPAV çalışmasına ulaşmak için tıklayınız.

     

    Bu köşe yazısı 06.01.2016 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Yazdır